Site Anasayfa Coğrafya'ya Giriş Türkiye Ekonomik Coğrafyası Türkiye Fiziki Coğrafyası Harita Bilgisi Coğrafya Animasyonları
Genel Coğrafya Toprak Coğrafyası Küresel Isınma Konuları Genel Fiziki Coğrafya İllerimiz İngilizce Tanıtım Coğrafya Videoları
Coğrafi Bilgi Sistemi Nüfus ve Yerleşme Tarih Ders Konuları İlahi Dinle Türkçe - Edebiyat Konuları Örgü - Dantel İşleri
Site ArşiviHaber BülteniCoğrafya Ders KonularıFlash OyunlarDini AnimasyonlarKur'an-ı Kerim Dinle

Değerli Taşların Anlamları

20.8.2009 · Kategori: Dersler Odevler

Zümrüt :
Dünyanın en kıymetli taşlarından biridir. Mitlerin ve efsanelerin taşıdır. Renginin yeşildir. Bu nedenle taşın yağmur yağdırdığına inanılırdı. Bağışıklık sistemi,sinir sistemi, kalp, ciğer ve böbreği kuvvetlendirdiği düşünülür. Beden,ruh,zihin için tonik vazifesi gördüğü ve kuvvetli bir duygusal dengeleyici olduğu düşünülür.Bolluk, sevgi, iyilik, sakinlik, denge ve sabırın simgesidir. Bu taşa bazı kişiler tarafından Koşulsuz Aşk Taşı adı verilmektedir. Sevgililerin birbirlerine verebilecekleri en güzel hediye olarak görülür. Bazı İslam ülkelerinde koruyucu tılsım gücünü olduğunu ve bazı ayetler okunarak daha güçlendirildiğine rastlanmıştır.

Elmas :

En sert ve kıymetli taşdır. Rüyaların taşı adı verilmiştir. Beyin fonksiyonlarını ve temel tedavi edici özelliğe sahiptir. Bedeni temizleyerek negatif kuvvetleri yok ettiğine, zihin, ruh, beden üçlüsünü birleştirip ve bütünleştirdiğine inanılır. Bolluk, saflık, masumluk ve sadakatı simgeler. Mücevher olarak tüm takılarda kullanılmaktadır. Son derece kıymeti yüksek bir taştır.

Yakut :

Güzelliği ve sertliğiyle değerli taşlardan biridir. Hindistan'da Değerli Taşların Efendisi adını koymuşlardır. Amerika, Avrupa'da çıkarılır. Hindistan ve Güneydoğu Asya Yakut’un anavatanıdır. Elmas’tan sonra en sert taştır. Kan dolaşımın canlandırıcı etkisi, bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olduğu gibi kişiyi sınırlamalarından kurtardığına, kendinden fazla diğer insanları düşünmesine yol açtığına inanılır. Ruhsal gelişme, cesaret, liderlik, mutluluk duygularını arttırdığıda düşünülür. Cinsel aşırılıklara da iyi geldiği söylenir.

Safir :

Pahalı ve değerli taşları arasındadır. Isıya dayanıklı bir taştır. Mavi rengi üzerine beyaz damarlıdır. Dünyada ünüyle dillerde olan Safirler Hindistan'dan çıkmaktadır. Sertlik derecesi olarak Elmastan sonra gelir. Değeli mücevherlerin yapımında kullanılmaktadır. Bilinen en büyük Safir, 563 kıratlıktır. Hindistan Yıldızıdır ve New York Doğal Tarih Müzesinde teşhir edilmektedir. 330 kıratlık olan bir diğer Safirdir. Asyanın Yıldızı adı verilmiştir. Washington DC'de sergilenmektedir. Kalp ve böbrekleri kuvvetlendirdiği aynı zamanda tüm salgı bezlerini harekete geçirici özelliği olduğuna inanılır. Ayrıca psişik yetenekleri arttırdığı ve sezgi gücünü çoğalttığı düşünülür. Dolayısla yaratıcı ifadenin gelişmesinde büyük rol oynadığı ve karışıklığın ortadan kalkmasına neden olup kozmik farkındalığı arttırdığı düşünülür.

Lal :

bunun bir çok rengi var aslında hepsinin öle...

Dairesel veya oval bir taştır. Iki türü vardır. Erkek olan türü koyu kırmızı, dişi olan türü açık kırmızıdır. Taşı taşıyan kişiyi, bedensel zayıflığa ve acımasızlıklara karşı koruduğu düşünülür. Hayal Kuran ve Merhamet Taşı diye isimlere sahiptir. Cinsel enerjiyi ve duyarlılığı artırdığına, cinsel dengesizliğe karşı koruduğuna inanılır.bu sebeple Tutkuların Taşı da denir. Adı Latince’de, Garanatum'dan gelir. Lal taşı, Garnet olarak da bilinir. Kalp şeklinde Lal'ler, eşleri ve sevgilileri cezbetmeye yarar ve aynı zaman da, yatak veya yastık altına konulduğunda kötü rüyaları engellediği düşünülür. Bedeni kuvvetlendiren, temizleyen ve canlandıran bir özelliği vardır. Kan damarları için yararlı bir taştır. Lal, hayal gücünü hareketlendirirken, sevgi ve şefkati sembolize etmektedir.


Kuvars Kristali :

Yüzyıllardır tedavi ve sihir alanlarında kullanılmıştır Tedavi edici nitelikleri en fazla olan taşların başında gelmektedir. Duygusal dengeleyici özelleği vardır. Beyin fonksiyonlarını uyarır. Kişinin çevresinde oluşan negatif enerjiyi yok edip pozitif enerjiyi toplar, biriktirir, geçirir, kuvvetlendirir ve kişi üzerinde aktif hale getirir. Düşünce gücünü de güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Kuvarsın özellikle halsiz düşme durumunda canlılık verdiğine inanılır. Kahinlerin kristal küreleri kuvars kristalinden oluşur. Bu taşın zihinsel konsantrasyona ne kadar etkili olduğunu gösterir. Kuvars kristallerinin cinsleri ve bu cinslere göre isimleri vardır. Şeffaf olanına halk arasında kaya kristali denilirken, pembe kuvarsa Aşk Taşı denir. Kuvars kristalini üzerinde taşıyanın korkudan, öfkeden, kıskançlıktan ve suçluluktan koruduğuna, kısırlığa karşı olarakta yararı olduğuna inanılır. Rüya Taşı olarak bilinen dumanlı kuvarsın öfkeye, umutsuzluğa, üzüntüye, ve bütün negatif etkilere karşı taşın sahibini koruduğuna inanılır.

Opal :

Kuvarsın bir çeşididir. Halk arasında Gökkuşağı Taşı olarak bilinir. Opal, karışık bir geçmişe sahiptir. Bazıları için talihsizlik getiren bir taş olarak düşünülürken, bazıları ise güven duygusunu taze tuttuğunu ve düşmanlara karşı koruduğunu düşünür.aynı zamanda negatif duyguları yok ettiğine ve duygusal dengeyi sağladığına inanılır. Görme duyularını güçlendirir ve sezgi arttırıcı bir etkisi vardır. Mücevheratta kullanılan Opal, insanın avuç içi ısısıyla renk değiştirme özelliğine sahip değerli taşlardandır.

Sitrin :

Sarıdan açık kahveye doğru giden bir renk geçişi vardır. Bu güne kadar bir çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Hazım organları, böbrek, ciğerler ve kalp için yararlı olduğu ve tedavi edici enerjinin meydana gelmesini sağladığı düşünülür. Kendine güveni arttırdığına, insanı kendine zarar verici eğilimlerden uzaklaştırdığına inanılır. Sitrin masaj yağlarını yoğunlaştırmak için kullanılır. Yağa enerji verir, dolaşımı hızlandırır ve derinin emmesini kolaylaştırır. Bu taş ucu aşağı gelecek şekilde boyunda taşınır. Böylece güven ve evrensel gücünüzün çoğalacağına inanılır. Diğer adı Tüccar Taşıdır. Bazı inanan insanlar kasalarına koyarlar. Parasal güçlerini arttırdıklarına inanırlar. Bazı kişilerde onun uğursuz bir taş olduğuna inanırlar ve ne olursa olsun el sürmezler.

Ametist :

Ametist, kuvars ailesindendir. Mor veya mavi-mor renklidir. Yüzyıllar boyunca değişik toplumlarda beğeniyle kullanılmıştır, Asya ve Mısır'da mühür olarak kullanılmıştır. Eski çağlarda sarhoşluğu yok eden taş olarak kabuledilirdi. O yıllarda kadeh, kap, çanak gibi araçların çoğu ametistten yapılmaktaydı. Bu taş, endoktrin ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Kanı temizlediğine ve enerji veridiğine inanılır. Aynı zamanda bilinç seviyelerini yükseltiğine ve yatıştırıcı etkisi olduğuna inanılır. Meditasyon için kullanılan en ideal taşlardan biridir. Çocukları korkularından ve solunum yolu hastalıklarından koruduğuna inanıldığı için çocuk taşı da denir. İskeleti kuvvetlendirdiğine, tiroid bezlerini harekete geçirdiğine inanılır. Aynı zamanda tansiyon ve kaygıyı azaltıcı, canlandırıcı etkisi olduğu, zihinsel açıklık ve aydınlanma için kullanılmaktadır. Fiziksel yetenekler, yaratıcı ifade ve iletişim yeteneğini kuvvetlendirdiğide düşünülür.

Yeşim Taşı (Jade taşı) :



Binlerce yıl once Çinliler bu taşı değerli taşlardan biri yapmışlardır. Efsaneye göre Çin Ejderinin yeryüzüne bıraktığı tohumların donmuş halinin Yeşim taşı olduğu düşünülür. Günümüzde Çinli büyük işadamları ellerinde Yeşimden tılsımlar taşıyor. Taşın hayvan biçiminde yontulmuşları vardır ve bugün bile hala çok revaçtadır. Aynı zamanda akıl hastalıklarına, dahili hastalıklara, göz bozukluğuna, kadınların adet ve doğum sancılarına iyi geldiğine inanılmaktadır.

Hematit :

Demirin madeninin başlıca kaynaklarından biridir. Narin bir kristaldir ve sertliğinden dolayı işlenirken çok titiz bir çalışma istemaktadir. Kan dolaşımı üzerinde pozitif etki yaratır. Dalağın doğru çalışmasını sağladığına, enerji, canlılık verdiğine, stresi azaltığına inanılır. Çekim gücü fazla olan bir taştır. Bu yüzden kişisel çekim, neşe, cesaret ve istek veriği düşünülür. Özellikle karar verme güçlükleride yardımcı olur. Eski çağlarda tılsım olarak kullanılırdı. Bu günlerde ise bu taşın bel soğukluğuna iyi geldiğine inanılır.

Akik :

Bedensel ve zihinsel kuvvet verici olduğu düşünülen Akik, taşıyan kişiyi tehlikeden koruduğuna, uyumsuzluklarına son verdiğine inanılır. Bu taşın aynı zamanda karabasana, uykusuzluğa, nazara, korkaklığa, ve °°°°bolizmanın düzgün çalışmasına faydası olduğuna da inanılmaktadır. Akik taşına bazı kişiler Ateş veya Gezgin Taşı derler. Gerçeklerin farkına varılmasında yardımcı olduğu düşünülür.Hemen hemen tüm burç özelliklerine uymaktadır.

Lapis Lazuli :

Saf olmayan bir taşdır. Lapis Lazuli, lazurit ve diğer mavi minerallerin bileşiminden oluşur. Bu karışıma rağmen dünyanın en değerli taşlarından biridir. Çok eski medeniyetlerce de bilinen bir taştır. Mısır Kralı Tutankamon'un mezarını süslemiştir. Bu taş mavidir, fakat rengin yoğunluğu çıkarıldıkları bölgelere göre değişiklik gösterir. Gece Taşı veya Gerçek Taşı olarak isimlendirilir. Renginden dolayı göklerin sembolü olarak bilinir. İsimi "Göklerin Taşı" anlamını içermektedir.

Aquamarine :

Kimi zaman adına Gök Zümrüt de denilebiliyor. Aquamarine, soluk mavi-yeşil renkli bir taşdır. Bu sebepten Sakin Taş olarak da bilinebilir. Sakin Taş denilse de, Cesaret taşı olarak adlandırılır. Bu taşı taşıyan kişinin ölüm karşısında cesaretlendiği söylenilir. Bu taşı renginden dolayı, denizciler tılsım diye kullanırlar. Renginden dolayı kahinler tarafından da kullanılmıştır. Kahin Taşı olarak da anılır. Enteresan renklerde bulunabilen Aquamarine, mücevheratta da kullanılır. O güzel mavi rengini verebilmek için 400 derecede ısıtılmaktadır. Bu güzel taşın en güzelleri Brezilya'dan çıkmaktadır. Sinirleri yatıştırıcı özelliği olduğuna, düşünceyi berraklaştırdığına ve yaratıcı gücün ortaya çıkardığına aynı zamanda böbrek, karaciğer, dalak ve tiroid bezlerini kuvvetlendirdiğine ve vücudu temizlediğine inanılır.

Obsidyen :

Renginden dolayı bazıları Kara Kadife diye adlandırırlar. Bu taşın en çok tutulan cinsi üzerinde beyaz lekeler olanıdır. Kar Taneli Obsidyendir. Bu tür Saflık Taşı olarak da bilinir. Karın ve bağırsakları iyileştirme, zihin ve duyguyu birleştirme özelliğine sahiptir. Maskulen enerji verdiğine, negatif unsurları yok ettiği ve kaygıyı azalttığı düşünülür. Akıl ve sevgiden kopmamayı simgelemektedir.

Aytaşı :

Ay'ın ışıltısının yansıması olduğu söylenir. Bu yüzden ismi Aytaşıdır. Duygusal dengeleyici özelliğine sahiptir. Tutumlarda esneklik yaratığı düşünülür. Bu taş hakkında en çok rivayet Hindistan'dır. Kutsal bir taş olarak kabul ederler. Sevgilileri daha ihtiraslı yaptığı da söylenir. Aytaşı, kadınlar tarafından kısırlığa iyi geldiği, üreme organlarının sorunlarını çözdüğüne ve kolay doğum yapmaya yaradığına inanıldığı için taşınır. Egoizmi giderdiği ve fazla yemek yeme hissini ortadan kaldırdığı da düşünülür. Rivayetlerden en çarpıcısı , onu tılsım olarak taşıyan insanı şöhretli ve görünmez yaptığı olmuştur.

Kaplan Gözü :

Bu taş bir kuvars cinsindendir. Kesimlerine göre taşın isimleri farklılık gösteriyor. Bazı moddellere Kaplan Gözü denirken, bazılarına ise Bağımsızlık Taşı denir. Bağımsızlık taşı denmesinin sebebi, taşı üzerinde taşıyan kişileri başka insanlara karşı daha az bağımlı yaptığına inanılmasıdır. Olumsuz etkisinden dolayı çelişkili bir taş diye bilinir. Sindirim sistemi bozukluklarını bu taşın tedavi ettiğine inanılır. Aynı zamanda dalak, pankreas ve kolon için de faydalı olduğu düşünülür. Duygusal dengeyi sağlar ve inatçılığı azalttığı bilinir. Insanın olayları net algılamasında rol oynar. Kaplan Gözü’nün nazardan koruduğuna inanılmaktadır. Eski yıllarda bu niyetle kullanılırmış.

Topaz (Sarı Yakut) :

Eski yıllarda kudretli bir taş olarak bilinirdi. Topaz’ın, göz hastalıklarını ve veba gibi salgın hastalıkları tedavi ettiğine inanılır. Bu taşın diğer adı Aşk Taşıdır. Pek çok rengi vadır. Sağlıksız insanları sağlığına kavuşturduğu, korkaklıktan ve ahlaksızlıklardan uzaklaştırdığına inanılır. Nadir bulunan taşlardır. Topaz, mücevher yapımında kullanılmaktadır. Doğal ve ışıltılı bir taştır. Renksiz ve değişik renk gruplarında çeşitleri vardır. Sarı ve Turuncu olanları en değerli çeşitleridir. Dünyanın en değerli Topaz’ları Brezilya'da çıkarılmaktadır. Topaz kristali genellikle dörtgen şeklindedir. Elmasla aynı ağırlığa sahiptir.yegane değerli taşlardan biridir. Şeffaf olanları bazı zaman elmastan ayırt edilemez. Benzerlik ancak ölçümle ayırt edilebilir.

Aventurin :
°°°°lik parıltısı olan ve tanecikli bir yapıya sahipdir. Açık yeşil bir Kuvars türüdür. Aventurine Yıldız Taşı da denmektedir. Kalbin yakınında kullanıldığında, kalbi diğer insanların olumsuzluklarından koruyacağına inanılır. Yumuşak ve açık yürekli olmayı sağlar. Bu taş pürüzsüzdür. Göğsünüzün üzerinden direk cildinize temas etmesi gerekmektedir. Şayet taş sivriyse, sivri ucu yukarıya getirmelisiniz. Sınırsız imkanlar taşıdır, geniş ufuklar açar. Hayal kuranların taşı olarak da bilinir. Sınırlanmış, engellenmiş, dar düşüncelere kapılmış gibi düşünüldüğünde bu taş kullanılmalıdır.

Turkuvaz :

Bilinirliği olan bir taşdır. Tılsım olarak da kullanılır ve çok sayıda koruyucu özelliği bulunur. Bedeni kuvvetlendirdiğine, hücreleri yenilediğine, kan dolaşımı, ciğerler ve solunum sistemini canlandırdığına inanılır. Aynı zamanda sakinlik verirdiği ve yaratıcı ifadeyi güçlendirdiğine de inanılır. Bu taş duygusal dengeyi, iletişimi, sadakati ve dostluğu sembolize etmektedir. Eski çağlarda turkuaz hayvanları kötü etkilerden korumak amacıyla kullanılırdı. At Tılsımı olarak bilinir.

Oniks :
Kaygı azaltıcı bir taştır. Karşı cinsle olan kutuplaşmaları dengeler ve ilişkileri kuvvetlendirği düşünülür. Oniks kontrol ve denge unsuru bir taşdır. Bağımlılıklardan kurtulmaya yardım ettiği, konsantrasyonu sağladığı ve nazara karşı koruduğuna inanılır. Bazı kişiler tarafından Ayrılık Taşı denir.Oniks’in bir çok renk çeşidi vardır. Bu taşı kullanan kişinin hangi konuda enerjiye ihtiyacı varsa onu sağlayan bir taş olarak bilinir. Gelecek kaygılarını yok eder. Kişilerde farkındalığı da sağlayan bir taştır.

Turmalin :

Pozitif ve negatif kutuplara sahiptir. Elektriksel olarak değişik ve olağandışı bir taştır. Çeşitli renklere ve karışık renk biçimlerine sahiptir. Mücevher ve süs eşyası yapımında tercih edilir.Uyku verici özelliğe sahiptir. Beden ve zihni kuvvetlendirdiğine, duyarlılık sağladığına ve anlayışı arttırdığına inanılır. Konsantrasyon, sezgisel güçleri arttırdığına ve koruyucu etkileri olduğu da söylenmektedir.

Malahit :

Yeşil ve üzerinde daha koyu yeşil aynı merkezden çizgileri olan bir taşdır. Neşe taşıyan bir taştır. İsminin anlamı arındırıcı anlamındadır. Sakinleştirici bir taşdır ve uykusuzluğu tedavi edicidir. Malahit’in iki ayrı tonda yeşil renge sahiptir. Bu taş yeryüzünün titreşimlerini tutar. Bu kendinizi güçlü hissetmenizi sağlayacaktır. Böylece eski acılardan da kurtulursunuz. Aynı zamanda pancreas, dalak fonksiyonlarını arttır, kaygı ve tansiyonu dengeleyip, hücreleri yenileme özelliğine de inanılır. Dolaşım sistemi ve kalbi kuvvetlendirir. Fakat bu taşı aşırı duygusal olduğunuz günlerde fazla kullanmamanızı tavsiye ediyorlar.

Magnezit :

Yeryüzünde bilinen en değerli minerallerden birindendir. Hassas işlenme özelliğinden dolayı değerli taş oldğundan çok fazla tercih edilmez. Yaygın olarak ticari ve tıbbi kullanımı olan en önemli taşlardan biridir. Beyaz, gri, sarı ve kahverengi renklerinden olurlar. Analiz etmekte, kendini tanımakta, araştırıcılık ruhunu geliştirmete yardımcı olan bir taştır. Bu taşı kullanan kişinin motive olmasını ve farkındalığını arttırmasına yardımcı özelliklere sahiptir. Hayal gücünü, yaratıcılığı arttırdığı ve meditasyonlarda iç huzuru sağladığı düşünülür.

Kehribar :

Çok yumuşak ve çok hafif bir taştır. Isıtıldığı zaman elektriksel ve manyetik özelliği meydana çıkar. Sağladığı sıcaklık enfeksiyonun yayılmasını önler. Soğuk algınlığınında, boğaz ve tiroid bezi enfeksiyonlarında tedavi edici olduğuna inanılınır.Genellikle boynun çevresinde kullanılır.

Azurit
:
Sinir sistemindeki enerji akışını arttırdığına, oksijenin daha iyi kullanılmasını sağladığına, psişik güçleri arttırıcı ve düşünceleri berraklaştırıcı özelliği olduğuna inanılır. Uzun süre araba kullanan ya da uzun sure bilgisayarda çalışmaktan gözleri yorulanlar kişilere tavsiye edilir. Azuritin mavi renkte olanı genelde rahatsızlık giderici olarak kullanılmaktadır. Mücevher olarak kullanılan bir taşdır. Çoğunlukla kolye ya da küpe olarak tasarlanır. Ruhsal olarak uyanık kalmanızı sağladığına ve merkezde tutarak konuşkan olunmasına yardımcı olduğu düşünülür.

Krizoprase :



Işıltısıyla göz kamaştıran bir taştır. Depresif durumlarda rahatlatıcı özelliğe sahiptir. Bu taşı kullanan kişinin problemlerini görmesine yardımcı olur, kendini tanımasını sağlar ve iç huzuru dengeleyici özelliğe sahip olduğuna inanılır. Bu taş aynı zamanda kişisel yeteneklerin ortaya çıkmasında büyük rol oynamaktadır.



Jasper :



Karaciğer, dalak ve mesaneyi kuvvetlendirdiği düşünülür. Toprak elementini temsil etmektedir.Sindirim sistemini, safrakesesini güçlendirdiği gibi, endokrin(hormon) sistemine de denge sağladığı söylenir. Taşı kullanan kişinin kendini sağlıklı, güçlü hissetmesini sağlar ve aynı zamanda fiziksel direnci arttırdığı düşünülür. Sevginin ve inancın simgesidir.


Zirkon :



Mücevher olarak kullanılan bir taşdır. Tamamen renksiz, kahverengi, yeşil, kırmızı ve sarı renklere sahip bir taş. En değerli olanı renksizidir. Zihni kuvvetlendirici, ince - kalın bağırsak hareketlerine faydalı ve uyumayı kolaylaştırıcı özelliğe sahip olduğu düşünülür. Bununla beraber duygusal dengeleyici olarak bilinmektedir.


Pirit :

Üzerinde altın rengi benekler vardır. Güzel ve değişik görünümlü bir taştır. Hazımsızlık için ve aynı zamanda kan dolaşımı tavsinde de iyi geldiği düşünülür. Beyin fonksiyonunu arttırıcı gücüyle birlikte, irade gücünü de yükseltir. Insanlarla uyumlu çalışmanın gerçekleşmesine yardımcı oluyor.

Yılan Taşı :

Genellikle de tılsım yapımı için kullanılır. Kadim Mısır Uygarlığı'ndan beri kullanılmaktadır. Dış görünümünün bir yılanın derisine benzediğinden dolayı bu adı almıştır. Bu sebepten dolayı her türlü böcek sokmaları, akrep ve yılan sokmaları gibi durumlarda iyileştirici gücü olduğu düşünülür. Aynı zamanda kişilerde romatizmal rahatsızlıklara iyi geldiği söylenir. Romatizma tedavisinde, ağrılı yerlere bu taşı sarılır. Diğer bir özelliğide yaralarda biriken iltahabı akıtmak için kullanılabilen bir taştır.

Kalsedon :



Kalsedon, kuvars ailesindendir. Şeffaf, yarı şeffaf veya donuk olan çeşitleri vardır. Salkım görünümünde sarkıtlar ve kaya oyuklarının astarlarında oluşmaktadır. Bazen az miktarda Opal içermektedir. Fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal dengeleyi özelliği vardır. Halk arasında kardeşliğe, iyimserliğe ve iyi dileklere teşvik eden bir taş olarak kabul edilir. Düşmanlığı, huzursuzluğu ve melankoliyi yatıştırma özelliği de vardır. Cömertliği, hassaslığı, anlayışı arttırır, minerallerin etkili bir şekilde özümsenmesini sağladığı düşünülür. Zihnin sağlamlığını arttırırken, bunamayı tedavi ettiği düşünülür.


Mercan :

Bir çok kişi Mercanın, kalbi ve dalağı güçlendirdiğini söyler. Mercan taşının nazara iyi geldiği söylenirken, konsantrasyonu çoğaltıcı bir etkisi olduğuda düşünülüyor. Sedef hastalığıyla beraber, bir çok cilt hastalığının tedavisi için kullanılmaktadır.

Olivin (Zebercet) :



Kalp, pankreas, dalak, ciğer , doku bozulmalarını önleyici özelliği olduğuna inanılan bir taştır. Zümrüt ailesindendir. Bu yüzden yeşil bir taştır. Vücut, zihin dengesini sağladığına, kaygıyı düşürüp zihni açacağına ve kişisel büyümeyi hızlandığına inanılır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

18.8.2009 · Kategori: Dersler Odevler

Türkiye Cumhuriyeti Anasayası

 

(En Son 9 Şubat 2008 Tarih ve 5735 sayılı Kanunla yapılan Anayasa değişikliği metne işlenmiştir. Ancak daha sonra bu değişiklik Anayasa Mahkemesinin 22 Ekim 2008 tarih ve 27032 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5/6/2008 tarih ve E.2008/16, K.2008/116 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. 5737 sayılı Kanunla eklenen ibareler Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdikten sonra metinden çıkarılmıştır.)

Hazırlayan: Prof. Dr. Kemal Gözler


T.C. ANAYASASI MADDE DİZİNİ
BAŞLANGIÇ
Birinci Kısım
GENEL ESASLAR

 

MADDE 1: Devletin Şekli
MADDE 2: Cumhuriyetin Nitelikleri
MADDE 3: Devletin Bütünlüğü, Resmî Dili Bayrağı, Millî Marşı ve Başkenti
MADDE 4: Değiştirilmeyecek Hükümler
MADDE 5: Devletin Temel Amaç ve Görevleri
MADDE 6: Egemenlik
MADDE 7: Yasama Yetkisi
MADDE 8: Yürütme Yetkisi ve Görevi
MADDE 9: Yargı Yetkisi
MADDE 10: Kanun Önünde Eşitlik
MADDE 11: Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü
İkinci Kısım
TEMEL HAKLAR ve ÖDEVLER

 

Birinci Bölüm
GENEL HÜKÜMLER

 

MADDE 12: Temel Hak ve Hürriyetlerin Özelliği
MADDE 13: Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması
MADDE 14: Temel Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılmaması
MADDE 15: Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması
xMADDE 16: Yabancıların Durumu
İkinci Bölüm
KİŞİNİN HAKLARI ve ÖDEVLERİ
MADDE 17: Kişinin Dokunulmazlığı, Maddî ve Manevî Varlığı
MADDE 18: Zorla Çalıştırma Yasağı
MADDE 19: Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması
MADDE 20: Özel Hayatın Gizliliği
MADDE 21: Konut Dokunulmazlığı
MADDE 22: Haberleşme Hürriyeti
MADDE 23: Yerleşme ve Seyahat Hürriyeti
MADDE 24: Din ve Vicdan Hürriyeti
MADDE 25: Düşünce ve Kanaat Hürriyeti
MADDE 26: Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti
MADDE 27: Bilim ve Sanat Hürriyeti Basın ve Yayımla İlgili Hükümler
MADDE 28: Basın Hürriyeti
MADDE 29: Süreli ve Süresiz Yayın Hakkı
MADDE 30: Basın Araçlarının Korunması
MADDE 31: Kamu Tüzel Kişilerinin Elindeki Basın Dışı Kitle Haberleşme Araçlarından Yararlanma Hakkı
MADDE 32: Düzeltme ve Cevap Hakkı Toplantı Hak ve Hürriyetleri
MADDE 33: Dernek Kurma Hürriyeti
MADDE 34: Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı
MADDE 35: Mülkiyet Hakkı
Hakların Korunmasıyla İlgili Hükümler

 

MADDE 36: Hak Arama Hürriyeti
MADDE 37: Kanunî Hâkim Güvencesi
MADDE 38: Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar
MADDE 39: İspat Hakkı
MADDE 40: Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması
Üçüncü Bölüm
SOSYAL ve EKONOMİK HAKLAR ve ÖDEVLER
MADDE 41: Ailenin Korunması
MADDE 42: Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi
Kamu Yararı

 

MADDE 43: Kıyılardan Yararlanma
MADDE 44: Toprak Mülkiyeti
MADDE 45: Tarım, Hayvancılık ve Bu Üretim Dallarında Çalışanların Korunması
MADDE 46: Kamulaştırma
MADDE 47: Devletleştirme ve Özelleştirme
MADDE 48: Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti Çalışma İle İlgili Hükümler
MADDE 49: Çalışma Hakkı ve Ödevi
MADDE 50: Çalışma Şartları ve Dinlenme Hakkı
MADDE 51: Sendika Kurma Hakkı
MADDE 52: (Mülga)
MADDE 53: Toplu İş Sözleşmesi Hakkı
MADDE 54: Grev Hakkı ve Lokavt
MADDE 55: Ücrette Adalet Sağlanması
Sağlık, Çevre ve Konut
MADDE 56: Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması
MADDE 57: Konut Hakkı
Gençlik ve Spor
MADDE 58: Gençliğin Korunması
MADDE 59: Sporun Geliştirilmesi
Sosyal Güvenlik Hakları
MADDE 60: Sosyal Güvenlik Hakkı
MADDE 61: Sosyal Güvenlik Bakımından Özel Olarak Korunması Gerekenler
MADDE 62: Yabancı Ülkelerde Çalışan Türk Vatandaşları
MADDE 63: Tarih, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması
MADDE 64: Sanatın ve Sanatçının Korunması
MADDE 65: Devletin İktisadî Ve Sosyal Ödevlerinin Sınırları
Dördüncü Bölüm
SİYASÎ HAKLAR ve ÖDEVLER
MADDE 66: Türk Vatandaşlığı
MADDE 67: Seçme, Seçilme ve Siyasî Faaliyette Bulunma Hakları
Siyasî Partilerle İlgili Hükümler
MADDE 68: Parti Kurma, Partilere Girme ve Partilerden Ayrılma
MADDE 69: Siyasî Partilerin Uyacakları Esaslar
Kamu Hizmetlerine Girme Hakkı
MADDE 70: Hizmete Girme
MADDE 71: Mal Bildirimi
MADDE 72: Vatan Hizmeti
MADDE 73: Vergi Ödevi
MADDE 74: Dilekçe Hakkı


Üçüncü Kısım
CUMHURİYETİN TEMEL ORGANLARI

 

Birinci Bölüm

YASAMA

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi
MADDE 75: Kuruluşu
MADDE 76: Milletvekili Seçilme Yeterliliği
MADDE 77: Türkiye Büyük Millet Meclisinin Seçim Dönemi
MADDE 78: Türkiye Büyük Millet Meclisi Seçimlerinin Geriye Bırakılması ve Ara Seçimleri
MADDE 79: Seçimlerin Genel Yönetim ve Denetimi
Üyelikle İlgili Hükümler
MADDE 80: Milletin Temsili
MADDE 81: Andiçme
MADDE 82: Üyelikle Bağdaşmayan İşler
MADDE 83: Yasama Dokunulmazlığı
MADDE 84: Milletvekilliğinin Düşmesi
MADDE 85: İptal İstemi
MADDE 86: Ödenek ve Yolluklar
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Görev ve Yetkileri


MADDE 87: Genel Olarak
MADDE 88: Kanunların Teklif Edilmesi ve Görüşülmesi
MADDE 89: Kanunların Cumhurbaşkanınca Yayımlanması
MADDE 90: Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma
MADDE 91: Kanun Hükmünde Kararname Çıkarma Yetkisi
MADDE 92: Savaş Hali İlanı ve Silahlı Kuvvet Kullanılmasına İzin Verme
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Faaliyetleri ile İlgili Hükümler


MADDE 93: Toplanma ve Tatil
MADDE 94: Başkanlık Divanı
MADDE 95: İçtüzük, Siyasî Parti Grupları ve Kolluk İşleri
MADDE 96: Toplantı ve Karar Yeter Sayısı
MADDE 97: Görüşmelerin Açıklığı ve Yayımlanması
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Bilgi Edinme ve Denetim Yolları


MADDE 98: Genel Olarak
MADDE 99: Gensoru
MADDE 100: Meclis Soruşturması
İkinci Bölüm
YÜRÜTME
Cumhurbaşkanı
MADDE 101: Nitelikleri ve Tarafsızlığı
MADDE 102: Seçimi
MADDE 103: Andiçmesi
MADDE 104: Görevleri ve Yetkileri
MADDE 105: Sorumluluk ve Sorumsuzluk Hali
MADDE 106: Cumhurbaşkanına Vekillik Etmek
MADDE 107: Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği
MADDE 108: Devlet Denetleme Kurulu
Bakanlar Kurulu
MADDE 109: Kuruluş
MADDE 110: Göreve Başlama ve Güvenoyu
MADDE 111: Görev Sırasında Güvenoyu
MADDE 112: Görev ve Siyasî Sorumluluk
MADDE 113: Bakanlıkların Kurulması ve Bakanlar
MADDE 114: Seçimlerde Geçici Bakanlar Kurulu
MADDE 115: Tüzükler
MADDE 116: Türkiye Büyük Millet Meclisi Seçimlerinin Cumhurbaşkanınca Yenilenmesi Millî Savunma
MADDE 117: Başkomutanlık ve Genelkurmay Başkanlığı
MADDE 118: Millî Güvenlik Kurulu
Olağanüstü Yönetim Halleri
MADDE 119: Tâbi Afet ve Ağır Ekonomik Bunalım Sebebiyle Olağanüstü Hal İlanı
MADDE 120: Şiddet Olaylarının Yaygınlaşması ve Kamu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması Sebebiyle Olağanüstü Hal İlanı
MADDE 121: Olağanüstü Hallerle İlgili Düzenleme
MADDE 122: Sıkıyönetim, Seferberlik ve Savaş İlanı
İdare / İdarenin Esasları
MADDE 123: İdarenin Bütünlüğü ve Kamu Tüzel Kişiliği
MADDE 124: Yönetmelikler
MADDE 125: Yargı Yolu
İdarenin Kuruluşu
MADDE 126: Merkezi İdare
MADDE 127: Mahalli İdareler
Kamu Hizmeti Göreviyle İlgili Hükümler
MADDE 128: Genel İlkeler
MADDE 129: Görev ve Sorumlulukları, Disiplin Kovuşturmasında Güvence
Yükseköğretim Kurumları ve Üst Kuruluşları
MADDE 130: Yükseköğretim Kurumları
MADDE 131: Yükseköğretim Üst Kuruluşları
MADDE 132: Yükseköğretim Kurumlarından Özel Hükümlere Tâbi Olanlar
MADDE 133: Radyo ve Televizyon Kuruluşları ve Kamuyla İlişkili Haber Ajansları
MADDE 134: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
MADDE 135: Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşu
MADDE 136: Diyanet İşleri Başkanlığı
MADDE 137: Kanunsuz Emir
Üçüncü Bölüm
YARGI
Genel Hükümler

 

MADDE 138: Mahkemelerin Bağımsızlığı
MADDE 139: Hâkimlik ve Savcılık Teminatı
MADDE 140: Hâkimlik ve Savcılık Mesleği
MADDE 141: Duruşmaların Açık ve Kararların Gerekçeli Olması
MADDE 142: Mahkemelerin Kuruluşu
MADDE 143: Devlet Güvenlik Mahkemeleri (Mülga)
MADDE 144: Hâkim ve Savcıların Denetimi
MADDE 145: Askerî Yargı
Yüksek Mahkemeler /Anayasa Mahkemesi


MADDE 146: Kuruluşu
MADDE 147: Üyeliğin Sona Ermesi
MADDE 148: Görev ve Yetkileri
MADDE 149: Çalışma ve Yargılama Usulü
MADDE 150: İptal Davası
MADDE 151: Dava Açma Süresi
MADDE 152: Anayasaya Aykırılığın Diğer Mahkemelerde İleri Sürülmesi
MADDE 153: Anayasa Mahkemesinin Kararı
MADDE 154: Yargıtay
MADDE 155: Danıştay
MADDE 156: Askerî Yargıtay
MADDE 157: Askerî Yüksek İdare Mahkemesi
MADDE 158: Uyuşmazlık Mahkemesi
MADDE 159: Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
MADDE 160: Sayıştay


Dördüncü Kısım
MALÎ ve EKONOMİK HÜKÜMLER

 

Birinci Bölüm
MALÎ HÜKÜMLER
Bütçe


MADDE 161: Bütçenin Hazırlanması ve Uygulanması
MADDE 162: Bütçenin Görüşülmesi
MADDE 163: Bütçelerde Değişiklik Yapılabilme Esasları
MADDE 164: Kesinhesap
MADDE 165: Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Denetimi


İkinci Bölüm

 

EKONOMİK HÜKÜMLER
MADDE 166: Planlama
MADDE 167: Piyasaların Denetimi ve Dış Ticaretin Düzenlenmesi
MADDE 168: Tabiî Servetlerin ve Kaynakların Aranması ve İşletilmesi
Ormanlar ve Orman Köylüsü
MADDE 169: Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi
MADDE 170: Orman Köylüsünün Korunması
MADDE 171: Kooperatifçiliğin Geliştirilmesi
Tüketiciler İle Esnaf ve Sanatkarın Korunması
MADDE 172: Tüketicinin Korunması
MADDE 173: Esnaf ve Sanatkarın Korunması


Beşinci Kısım
ÇEşİTLİ HÜKÜMLER

 

MADDE 174: İnkılap Kanunlarının Korunması


Altıncı Kısım

 

GEÇİCİ HÜKÜMLER
GEÇİCİ MADDE 1- GEÇİCİ MADDE 16


Yedinci Kısım
SON HÜKÜMLER

 

MADDE 175: Anayasanın Değiştirilmesi
MADDE 176: Başlangıç ve Kenar Başlıklar
MADDE 177: Anayasanın Yürürlüğe Girmesi


1982
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI
Kanun no: 2709 Kabul Tarihi: 7 Kasım 1982


Resmî Gazete, 9.11.1982, Sayı 17863 (Mükerrer)
Düstur, Tertip 5, Cilt 22, s.3.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 23 Eylül 1982 tarihinde Danışma Meclisi tarafından ve 18 Ekim 1982 tarihinde Milli Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilmiş, halkoyuna sunulmak üzere 20 Ekim 1982 tarih ve 17844 sayılı Resmî Gazetede yayınlanmış, 7 Kasım 1982 Pazar günü yapılan halkoylaması sonucu % 91,17 oranında kabul oyu ile kabul edilmiş, bu kez tekrar 2709 sayılı Kanun olarak 9 Kasım 1982 tarih ve 17863 mükerrer sayılı Resmî Gazetede yayınlanmıştır.

1982 Anayasasında Yapılan Değİşİklİkler

Birinci Değişiklik: 17 Mayıs 1987 tarih ve 3361 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 18 Mayıs 1987, Sayı 19644 Mükerrer). Değiştirilen maddeler: 67, 75, 175, Geçici 4.
İkinci Değişiklik: 8 Temmuz 1993 tarih ve 3913 sayılı Kanun ile (Resmî Gazete, 10 Temmuz 1993, Sayı 21633). Değiştirilen madde: 133
Üçüncü Değişiklik: 23 Temmuz 1995 tarih ve 4121 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 26 Temmuz 1995, Sayı 22355). Değiştirilen maddeler: Başlangıç Metni, 33, 52, 53, 67, 68, 69, 75, 84, 85, 93, 127, 135, 149, 171.
Dördüncü Değişiklik: 18 Haziran 1999 tarih ve 4388 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 18 Haziran 1999, Sayı 23719 Mükerrer. Değiştirilen madde: 143.
Beşinci Değişiklik: 13 Ağustos 1999 tarih ve 4446 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 14 Ağustos 1999, Sayı 23786). Değiştirilen maddeler: 47, 125, 155.
Altıncı Değişiklik: 3 Ekim 2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 17 Ekim 2001, Sayı 24556 Mükerrer. Değiştirilen maddeler: Başlangıç Metni, 13, 14, 19, 20, 21, 22, 23, 26, 28, 31, 33, 34, 36, 38, 40, 41, 46, 49, 51, 55, 65, 66, 67, 69, 74, 87, 89, 94, 100, 118, 149, Geçici 15.
Yedinci Değişiklik: 21 Kasım 2001 tarih ve 4720 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 1 Aralık 2001, Sayı 24600). Değiştirilen maddeler: 86
Sekizinci Değişiklik: 27 Aralık 2002 tarih ve 4777 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 31 Aralık 2002, Sayı 24980 Üçüncü Mükerrer). Değiştirilen maddeler: 76, 78.
Dokuzuncu Değişiklik: 7 Mayıs 2004 tarih ve 5170 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 22 Mayıs 2004, Sayı 25469). Değiştirilen maddeler: 10, 15, 17, 30, 38, 87, 90, 131, 143, 160.
Onuncu Değişiklik: 21 Haziran 2005 Tarih ve 5370 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 23 Haziran 2004, Sayı 25854). Değiştirilen madde: 133.
Onbirinci Değiklik: 29 Ekim 2005 tarih ve 5423 sayılı Kanun (Resmi Gazete, 9 Kasım 2005, Sayı 25988). Değiştirilen maddeler: 130, 160, 161, 162, 163.
Onikinci Değiklik: 13 Ekim 2006 tarih ve 5551 sayılı Kanun (Resmi Gazete, 17 Ekim 2006, Sayı 26322). Değiştirilen madde: 76.
Onüçüncü Değişiklik: 10 Mayıs 2007 tarih ve 5659 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 18 Mayıs 2007, Sayı 26526) Değiştirilen madde: Geçici Madde 17.
Ondördüncü Değişiklik: 31 Mayıs 2007 tarih ve 5678 Kanun (Resmî Gazete, 16 Haziran 2007, Sayı 26554). Değiştirilen maddeler: 77, 79, 96, 101, 102. (5678 sayılı Kanun, 21 Ekim 2007 tarihli halkoylamasıyla onaylanmıştır. Halkoylamasının kesin sonuçları, 31 Ekim 2007 tarih ve 26666 sayılı Resmî Gazetede YSK’nın 30 Ekim 2007 tarih ve 873 sayılı kararıyla yayınlanmış ve Değişiklik bu tarihte, yani 30 Ekim 2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir).
Onbeşinci Değişiklik: 16 Ekim 2007 tarih ve 5697 Sayılı Kanun (Resmî Gazete, 17 Ekim 2007, Sayı 26673). Değiştirilen maddeler: 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesiyle 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına eklenen geçici 18 inci maddesi çerçeve 6 ncı maddesi; 5678 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesiyle 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına eklenen geçici 19 uncu madde).
Onaltıncı Değişiklik: 9 Şubat 2008 Tarih ve 5735 Sayılı Kanun (Resmî Gazete, 23 Şubat 2008, Sayı 26796), Değiştirilen maddeler: 10, 42. NOT: değişiklik Anayasa Mahkemesinin 5/6/2008 tarih ve E.2008/16, K.2008/116 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.


TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI


Kanun no: 2709 Kabul Tarihi: 7 Kasım 1982


(Resmî Gazete, 9 Kasım 1982, Sayı 17863, Mükerrer)

BAŞLANGIÇ (Değişik: 23.7.1995-4121/1 md.)
Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedî varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;
(Değişik: 3.10.2001-4709/1 md.) Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.

BİRİNCİ KISIM
Genel Esaslar

I. Devletin şekli
MADDE 1.– Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II. Cumhuriyetin nitelikleri
MADDE 2.– Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
MADDE 3.– Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.
IV. Değiştirilemeyecek hükümler
MADDE 4.– Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
V. Devletin temel amaç ve görevleri
MADDE 5.– Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
VI. Egemenlik
MADDE 6.– Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.
VII. Yasama yetkisi
MADDE 7.– Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.
VIII. Yürütme yetkisi ve görevi
MADDE 8.– Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.
IX. Yargı yetkisi
MADDE 9.– Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
X. Kanun önünde eşitlik
MADDE 10.– Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek: 7.5.2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
(Değişik: 9.2.2008 - 5735/1 md.) Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.(*)
(*) 9/2/2008 tarih ve 5735 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu fıkranın“bütün işlemlerinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenmiştir. Ancak daha sonra aynı ibare, Anayasa Mahkemesinin 5/6/2008 tarih ve E.2008/16, K.2008/116 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü
MADDE 11.– Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.


İKİNCİ KISIM
Temel Haklar ve Ödevler
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler

I. Temel hak ve hürriyetlerin niteliği
MADDE 12.– Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.
II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması
MADDE 13.– (Değişik: 3.10.2001-4709/2 md.) Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması
MADDE 14.– (Değişik: 3.10.2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.
IV. Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması
MADDE 15.– Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
(Değişik: 7.5.2004-5170/2 md.) Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
V. Yabancıların durumu
MADDE 16.– Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir.

İKİNCİ BÖLÜM
Kişinin Hakları ve Ödevleri

I. Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı
MADDE 17.– Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.
(Değişik: 7.5.2004-5170/3 md.) Meşrû müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.
II. Zorla çalıştırma yasağı
MADDE 18.– Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.
Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.
III. Kişi hürriyeti ve güvenliği
MADDE 19.– Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen :
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu maddeveya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.
Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.
IV. Özel hayatın gizliliği ve korunması
A. Özel hayatın gizliliği
MADDE 20.– Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga cümle: 3.10.2001-4709/5 md.)
(Değişik: 3.10.2001-4709/5 md.) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
B. Konut dokunulmazlığı
MADDE 21.– (Değişik: 3.10.2001-4709/6 md.) Kimsenin konutuna dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
C. Haberleşme hürriyeti
MADDE 22.– (Değişik: 3.10.2001-4709/7 md.) Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.
V. Yerleşme ve seyahat hürriyeti
MADDE 23.– Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/8 md.) Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.
VI. Din ve vicdan hürriyeti
MADDE 24.– Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
14 üncü maddehükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.
Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.
VII. Düşünce ve kanaat hürriyeti
MADDE 25.– Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.
VIII. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
MADDE 26.– Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
(Üçüncü fıkra mülga: 3.10.2001-4709/9 md.)
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek: 3.10.2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.
IX. Bilim ve sanat hürriyeti
MADDE 27.– Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
Yayma hakkı, Anayasanın 1 inci, 2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinin değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz.
Bu maddehükmü yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımının kanunla düzenlenmesine engel değildir.
X. Basın ve yayımla ilgili hükümler
A. Basın hürriyeti
MADDE 28.– Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
(İkinci fıkra mülga: 3.10.2001-4709/10 md.)
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.
Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvik eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar, başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar. Tedbir yolu ile dağıtım hâkim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı önleyen yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir. Yetkili hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, dağıtımı önleme kararı hükümsüz sayılır.
Yargılama görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için, kanunla belirtilecek sınırlar içinde, hâkim tarafından verilen kararlar saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayım yasağı konamaz.
Süreli veya süresiz yayınlar, kanunun gösterdiği suçların soruşturma veya kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hâkim kararıyla; Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlâkın korunması ve suçların önlenmesi bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle toplatılabilir. Toplatma kararı veren yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir; hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, toplatma kararı hükümsüz sayılır.
Süreli veya süresiz yayınların suç soruşturma veya kovuşturması sebebiyle zapt ve müsaderesinde genel hükümler uygulanır.
Türkiye’de yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, millî güvenliğe ve genel ahlâka aykırı yayımlardan mahkûm olma halinde, mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir. Kapatılan süreli yayının açıkça devamı niteliğini taşıyan her türlü yayın yasaktır; bunlar hâkim kararıyla toplatılır.
B. Süreli ve süresiz yayın hakkı
MADDE 29.– Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Süreli yayın çıkarabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci, yayının durdurulması için mahkemeye başvurur.
Süreli yayınların çıkarılması, yayım şartları, malî kaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir. Kanun, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, malî ve teknik şartlar koyamaz.
Süreli yayınlar, Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin veya bunlara bağlı kurumların araç ve imkânlarından eşitlik esasına göre yararlanır.

C. Basın araçlarının korunması
MADDE 30.– (Değişik: 7.5.2004-5170/4 md.) Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz.
D. Kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkı
MADDE 31.– Kişiler ve siyasî partiler, kamu tüzelkişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın şartları ve usulleri kanunla düzenlenir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/11 md.) Kanun, millî güvenlik, kamu düzeni, genel ahlâk ve sağlığın korunması sebepleri dışında, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz.
E. Düzeltme ve cevap hakkı
MADDE 32.– Düzeltme ve cevap hakkı, ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.
Düzeltme ve cevap yayımlanmazsa, yayımlanmasının gerekip gerekmediğine hâkim tarafından ilgilinin müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde karar verilir.
XI. Toplantı hak ve hürriyetleri
A. Dernek kurma hürriyeti
MADDE 33.–(Değişik: 23.7.1995-4121/2 md.; 3.10.2001-4709/12 md.) Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir.
Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz.
Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.
Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır.
B. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
MADDE 34.– (Değişik: 3.10.2001-4709/13 md.) Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
XII. Mülkiyet hakkı
MADDE 35.– Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.
XIII. Hakların korunması ile ilgili hükümler
A. Hak arama hürriyeti
MADDE 36.– (Değişik: 3.10.2001-4709/14 md.) Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
B. Kanunî hâkim güvencesi
MADDE 37.– Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.
Bir kimseyi kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.
C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar
MADDE 38.– Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(Ek: 3.10.2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.
[Dokuzuncu Fıkra: Mülga (7.5.2004-5170/5 md.)]
(Değişik: 7.5.2004-5170/5 md.) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(Değişik: 7.5.2004-5170/5 md.) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.
XIV. İspat hakkı
MADDE 39.– Kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı, bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılan isnatlardan dolayı açılan hakaret davalarında, sanık, isnadın doğruluğunu ispat hakkına sahiptir. Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.
XV. Temel hak ve hürriyetlerin korunması
MADDE 40.– Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
(Ek: 3.10.2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.

Suyun mucizevi özellikleri

18.8.2009 · Kategori: Dersler Odevler



Su, kimyasal olarak pek çok olağanüstü özelliğe sahiptir. Her bir su molekülü hidrojen ve oksijen atomlarının birleşmesiyle oluşmuştur. Biri yakıcı, diğeri de yanıcı olan iki gazın birleşerek bir sıvıyı, hem de suyu oluşturuyor olmaları oldukça ilginçtir.

Şimdi kısaca kimyasal olarak suyun nasıl oluştuğuna bakalım. Suyun elektrik yükü sıfır, yani nötrdür. Ancak oksijen ve hidrojen atomlarının büyüklüklerinden dolayı su molekülünün oksijen tarafı hafifçe eksi, hidrojen tarafı ise hafifçe artı yüklüdür. Birden fazla su molekülü bir araya geldiğinde artı ve eksi yükler birbirini çekerek "hidrojen bağı" denilen çok özel bir bağ oluşturur. Hidrojen bağı çok zayıf bir bağdır ve ömrü aklımızın kavrayamayacağı kadar kısadır. Bir hidrojen bağının ömrü, yaklaşık olarak bir saniyenin yüz milyarda biri kadardır. Ama bağlardan biri kırıldığında hemen bir diğer bağ oluşur. Böylece su molekülleri birbirlerine yapışırlar ve diğer taraftan zayıf bir bağla birbirlerine bağlandıklarından akışkan olurlar.

Hidrojen bağlarının suya kattığı bir başka özellik de, suyun sıcaklık değişimlerine direnç göstermesidir. Havanın sıcaklığı aniden artsa bile suyun sıcaklığı yavaş yavaş artar, aynı şekilde havanın sıcaklığı aniden düşse bile suyun sıcaklığı yavaş yavaş düşer. Suyun sıcaklığının önemli oranda oynayabilmesi için çok büyük miktarlarda ısı değişikliğine ihtiyaç vardır. Suyun ısı enerjisinin bu derece yüksek olmasının canlı hayatına sağladığı çok büyük faydalar vardır. Basit bir örnek verecek olursak, vücudumuzda çok büyük oranda su vardır. Su eğer havadaki ani sıcaklık iniş ve çıkışlarına aynı hızla uysaydı, aniden ateşimiz çıkardı veya aniden donardık.

Aynı şekilde, suyun buharlaşmak için de çok büyük bir ısı enerjisine ihtiyacı vardır. Su buharlaşırken, çok ısı enerjisi kullandığı için suyun sıcaklığında eksilme olur. Yine insan vücudundan bir örnek verecek olursak; vücudumuzun normal sıcaklığı 360 C’dir ve dayanabileceğimiz en yüksek vücut sıcaklığı 420 C’dir. Aradaki bu 60 C’lik aralık çok küçük bir aralıktır ve birkaç saat güneş altında çalışmak vücut sıcaklığını bu kadar artırabilir. Ancak vücudumuz terleyerek, yani içindeki suyu buharlaştırarak çok büyük miktarda ısı enerjisi harcar ve vücut sıcaklığı düşer. Vücudumuz otomatik olarak çalışan böyle bir mekanizmaya sahip olmasaydı, birkaç saat güneş altında çalışmak bile bizler için öldürücü olabilirdi.

Hidrojen bağlarının suya kazandırdığı bir başka olağanüstü özellik, suyun sıvı iken katı haline oranla daha yoğun olmasıdır. Halbuki, yeryüzündeki maddelerin çoğu katı iken sıvı haline oranla daha yoğundur. Ancak, su diğer maddelerin tersine donarken genleşir. Bunun sebebi hidrojen bağlarının su moleküllerinin birbirlerine sıkı şekilde bağlanmasını engellemesi ve arada birçok boşluğun kalmasıdır. Su sıvı iken hidrojen bağları kırıldığından oksijen atomları birbirine yaklaşır ve daha yoğun bir yapı elde edilir.

Bu durum aynı şekilde buzun sudan daha hafif olmasını da beraberinde getirir. Normalde herhangi bir metali eritip içine aynı metalden birkaç katı parça atsanız, bu parçalar hemen dibe çöker. Ancak suda durum farklıdır. Onbinlerce ton ağırlığındaki buz dağları suyun üzerinde mantar gibi yüzmektedirler. Peki suyun bu özelliğinin ne gibi bir faydası olabilir?

Bu soruyu bir ırmak örneği ile cevaplayalım: Havalar çok soğuduğunda ırmaktaki suyun tamamı değil, sadece üst kısmı donar. Su, +40 C’de en ağır halindedir ve bu dereceye ulaşan su hemen dibe çöker. Suyun üzerinde ise "katman halinde buz" oluşur. Bu katmanın altında su akmaya devam eder ve +40 C canlıların yaşayabileceği bir sıcaklık olduğu için sudaki canlılar bu sayede hayatlarını sürdürür.

Allah’ın suya vermiş olduğu tüm bu eşsiz özellikler, yeryüzünde canlı hayatının var olabilmesini mümkün kılan özelliklerdir. Kuran’da Allah’ın insanlara sunduğu bu büyük nimetin önemi şöyle bildirilmiştir:

Sizin için gökten su indiren O’dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 10-11)

Öss yerleştirme Sonuçlarını öğrenmek için tıkla

12.8.2009 · Kategori: Dersler Odevler

 



Üniversitelerin ön lisans ve lisans programlarına, kontenjanı olmayan açıköğretim programları hariç toplam 643 bin 528 öğrenci yerleştirilecek.

http://osys.osym.gov.tr/

Mıknatısın icadı

4.8.2009 · Kategori: Dersler Odevler

Mıknasıt, demir ve çelikten yapılmış şeyleri çeken, serbestçe asıldığı zaman belirli doğrultuyu gösteren bir cisimdir. Gerçekte, nikel ve belirli alaşımlar üzerinde de çekici etkisini gösterir.

Mıknatısın batı dillerinde karşılığı olan "magnet" kelimesi, Küçük Asya'da bir zamanlar "Magnesia" diye isimlendirilen bir çevreden gelmektedir.İlk kez, burada yaşayan insanlar belirli bazı siyah taşların demiri çektiğini farketmişlerdi. Bu siyah taşlar "magnetit" adı verilen, gerçekte tabii mıknatıs olan bir tür demir filiziydi.

Daha sonraları bir ipin ucunda serbestçe asılan,ya da bir tahta parçası üzerinde suya bırakılan bir mıknatısın daima kuzey-güney doğrultusunu gösterdiği keşfedildi. Bu buluştan yararlanarak,denizciler için pusulalar yapıldı. Pusula, aynı ilkeyle kuzey-güney doğrultusunu işaret eden magnetik bir ibre veya çubuk diye tanımlanabilir. Kuzeyi gösteren uç "kuzey kutbu", güneyi işaret eden uç da "güney kutbu" olarak isimlendirilir.

Tabii bir mıknatıs olan "magnetit" in kimyasal formülü Fe3 O4 tür. Aslında bir demir oksidinden başka bir şey değildir. Çelik bir çubuk güçlü bir magnetit'in anında bırakılacak olursa, o da mıknatıs niteliğini alır.

Mıknatıs sadece çubuk şeklinde bulunmaz. At nalı biçiminde de olur. At nalı biçimindeki mıknatıslarda nalın iki ucu "kuzey" ve "güney" kutuplarıdır.

Eskiden mıknatıslar ilkel bir yoldan yapılırdı. Bir demir parçası bir tabii mıknatısla sürtüştürülür ve onun çekiciliğini alırdı. Başka türlü söylemek gerekirse, yapay olarak "mıknatıs" niteliği kazanırdı. Sonraları mıknatıs yapımı için başka bir rol bulundu. Bir demir parçasının üzerine izoleli bir telle sargı yapılıyor ve bu telden akım geçiriyordu. Yumuşak demir kullanıldığında,demir parçası sadece akım geçirildiği süre mıknatıs" niteliği taşıyordu.

Endüstrinin çeşitli dallarında bu tür elektromıknatıslardan büyük ölçüde yararlanılmaktadır. Elektrik motorlarının temel çalışma ilkeleri, elektromıknatıs unsurlara dayanır.

Büyük vinçlerde çok güçlü elektromıknatıslar kullanılır. Bu vinçler, en ağır ve büyük boyutlu demir, çelik eşyaları kolaylıkla kaldırırlar. Elektromıknatıs, telefon cihazlarından dev yapıda jenaratörlere,dinamolara kadar çok geniş bir uygulama alanını kapsamaktadır.

« Önceki :: Sonraki »