Site Anasayfa Coğrafya'ya Giriş Türkiye Ekonomik Coğrafyası Türkiye Fiziki Coğrafyası Harita Bilgisi Coğrafya Animasyonları
Genel Coğrafya Toprak Coğrafyası Küresel Isınma Konuları Genel Fiziki Coğrafya İllerimiz İngilizce Tanıtım Coğrafya Videoları
Coğrafi Bilgi Sistemi Nüfus ve Yerleşme Tarih Ders Konuları İlahi Dinle Türkçe - Edebiyat Konuları Örgü - Dantel İşleri
Site ArşiviHaber BülteniCoğrafya Ders KonularıFlash OyunlarDini AnimasyonlarKur'an-ı Kerim Dinle

iletişimde cep telefonunun faydaları nelerdir

7.11.2009 · Kategori: Dersler Ödevler

Telefonun faydaları nedir

Cep telefonlarının yararları nelerdir

Cep telefonlarının zararları çok yazıldı. Aktüelhaber de bu konuya birkaç ay önce değindi. Bir ay önce Wiener Ärztekammer bilimsel araştırma sonuçlarını açıkladı. Ben bu konu hakkında üç çocuğu olan iki arkadaşımla konuştum. Bana verdikleri ilginç cevap çocuklarına olan sevgilerinin bir ispatıydı. "?imdiye kadar birşey olmadı, şimdiden sonra ne olacak". Bilmiyorlar ki Tabak Endüstrisi, Sigara'nın zararlı olduğunu yıllar sonra kabul ettiğini. Avusturya?da 5 milyondan fazla Cep Telefonu kullanıcısı var. Bunun yaklaşık 10%? unu 16 yaşından küçükler teşkil ediyor. Sosyal zararlara değinmeden sade sağlığımızı etkileyen konuları yazmak istiyorum. Bilgi toplumunun enerjisi elektrik. Bu enerjinin yarattığı bir kirlilik var. Bunun adı Elektro Smog (Elektro manyetik sis). Ne yazık ki bu kirlilik diğerleri gibi (Eksoz dumanı, yüksek ses, ...) algılayamıyoruz. Cep telefonları da aynı şekilde kirlilik yaratıyor. Cep telefonuyla konuşurken, telefonun yakın olduğu organlar ısınır. Daha çok kullanıldığında daha çok ısınır. Konuşma sırasında telefona en yakın organlar kulak ve beyin. Bu ısınmayı takiben vücutta bazı proteinlerin üretildiği tespit edilmiş. 'Isı şoku proteini' adı verilen bu proteinler, vücudun normalden farklı işlemesine yol açıyor. Bu farklı işlemenin sonucu kanser, kalp yetersizliği, sinir sisteminin işlememesi gibi hastalıkların olabileceği düşünülüyor. Çocuklar bundan daha çok etkileniyor, çünkü yetişkinlere göre kafatasları daha ince. Ayrıca Çocukların cep telefonu radyasyonuyla rezonans olması da zararlı. Rezonans, çocukların boyu ile cep telefonu radyasyonun dalga boyu arasındaki uyumdan kaynaklanır. Bu uyuşma yetişkinlerde gözlenmez. Genel olarak dikkat edilmesi gereken unsurlar şunlardır: "Görüşmeleri olabildiğince kısa tutun. "Çocuklarınıza acil durumların haricinde asla cep telefonu kullandırmayın ve onları mesafe olarak cep telefonlarından uzak tutun. "Hamileyseniz cep telefonlarından çok acil durumlar haricinde uzak durun. Hamilelik sürecinde evinizde cep telefonlarını kapalı tutmak, hem sizin hem de bebeğiniz için daha sağlıklı olacaktır. "Cep telefonunu bir kulaklık aracılığıyla kullanmak daha güvenli. "Cep telefonunu görüşme yapma dışındaki ekstra özelliklerini kullanmaktan özellikle kaçının. "Gece yatarken mutlaka cep telefonunu kapatın. "Cep telefonu alırken mutlaka SAR (cep telefonu kullanırken vücudun emdiği radyasyon enerjisi miktarının ölçüsüdür) değerini öğrenin. SAR değeri düşük bir cep telefonu alın. Cep telefonlarının yaydığı radyasyon miktarı, telefonunuz çaldığı ya da numara çevrildiği anda maksimum düzeydedir. Bu zamanlarda telefon baş bölgenizden olabildiğince uzak durursa, zarar minimize edilmiş olur. Bir numarayı aradığınızda karşı taraf telefonunu açtıktan sonra cihazı başınıza dayayabilirsiniz. Telefonunuz çaldığında da bir, iki saniye bekledikten sonra telefonu kulağınıza götürün. Size kısa bir özet vermekti amacım, çünkü çocuklarımızın sağlığıyla hiç kimsenin oynamaya hakkı yok! Bu konuda çok araştırmalar var. Cep Telefonuyla konuşmanın zaralarını hafife alan araştırmaları kim tarafından finanse edildiğine dikkat etmenizi rica ediyorum.

Dünyanın ilk cep telefonu modeli Motorola DynaTAC 8000X

2.11.2009 · Kategori: Dersler Ödevler

ilk kullanılan cep telefonu

Dünya’da piyasaya sürülen ilk cep telefonuna bakınca, ne kadar geliştiğimizin farkına varabiliyoruz. Resimdeki telefon Motorola DynaTAC 8000X . Ölçüleri 13 x 1.75 x 3.5″. Bu tuğla büyükülüğündeki telefona 1983 yılında sahip olmak isteseydiniz 3.995 $’ ı gözden çıkarmanız gerekecekti, şimdi ise bu telefona çok komik bir rakama ulaşmak mümkün.

Türkiyede ise ilk cep telefonu görüşmesi 23 şubat 1994 tarihinde dönemin başbakanı tansu çiller’in cumhurbaşkanı süleyman demirel’i araması ile gerçekleşmiştir.

Karbonhidratlar

10.10.2009 · Kategori: Dersler Ödevler

KARBONHİDRATLAR

01. Giriş
02. Monosakkaritler
02.01. Karbonhidratların Katıldıkları Reaksiyonlar
03. Oligosakkaritler
04. Polisakkaritler
04.01.Polisakkaritlerin Bazı Özellikleri
05. Karbonhidrat Metabolizması
01. Giriş

Fotosentez yapabilen canlılar güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürerek karbondioksit ve su kullanarak ürettikleri bileşiklerin bağlarında depolarlar.
Karbonhidratlar insan ve hayvanların diyetlerinin önemli bir bölümünü oluşturur.
Hayvansal organizmalarda hücrenin kuru ağırlığının %85-90 ı protein iken bitkisel organizmalarda kuru ağırlığın %75 i karbonhidratlardır.
Laktoz ve glikojen gibi bazı karbonhidratlar hariç tüm karbonhidratlar bitkiler tarafından fotosentez yoluyla üretilip birbirlerine dönüştürülürler.

02. Monosakkaritler

Karbonhidrat polihidrik alkollerin aldehit ve keton türevleridir. Karbonhidrat yapısındaki en küçük birimler monosakkaritlerdir. Monosakkaritler kristalleşmiş renksiz bileşikler olup çoğu tatlıdır. Bu nedenle basit şekerler olarak da bilinirler. Genel olarak aldehit türevi içeren monosakkaritler aldoz, keton türevi olan monosakkaritler ise ketoz olarak adlandırılır. Monosakkaritler adlandırılırken C sayısı esas alınır ve aldoz şekerin isminin sonuna –oz eki getirilirken ketoz şekerin isminin sonuna –uloz eki getirilir.

Monosakkaritlerin genel adlandırılması.

Karbonhidratlar bir ya da fazla asimetrik karbon atomuna sahiptirler. Her bir asimetrik karbon atomları aynı kimyasal bileşime sahip fakat uzaydaki konfigürasyonları farklı iki farklı yapının oluşmasına neden olurlar. Bu iki yapı birbirinin sterioizomeridir. Bu şekilde oluşmuş izomerler benzer fiziksel ve kimyasal özellikler gösterirler ancak polarize ışığı çevirme yönleri ve çevrim dereceleri farklıdır. Asimetrik karbon atomları bulundukları bileşiklere optik aktiflik kazandırır. Bir polarize ışık demeti bir çözeltinin üzerine gönderildiğinde çözeltinin özelliğine bağlı olarak sağa ya da sola çevrilecektir. Polarize ışığı sağa çevirenlere dekstrorotatuvar (D, +) sola çevirenlere ise levoretatuvar (L, +) denir. Eğer bir çözelti bir bileşiğin D ve L formlarını eşit miktarda içeriyor ise bu çözelti polarize ışığın yönünü değiştiremez, başka bir deyişle optikçe aktif değildir. Böyle karışımlara rasemik karışım denir.

Yalnız bir asimetrik karbon atomunun kofigürasyonunda farklılık gösteren monosakkaritler birbirlerinin epimeridir. D-glukoz ve D-mannoz birbirinin epimeridir.
 
Beş ve daha fazla C atomu içeren monosakkaritle çözeltilerinde piran veya furan halkasına benzer halkalar meydana getirirler.

Tablo.2.Bazı önemli monosakkaritler ve bulundukları yerler.

d) Alkali Etkisiyle Parçalanma Reaksiyonları: 0.5 N’ in üzerindeki baz konsantrasyonlarında enolizasyonun devamında şekerlerde önce izomerizasyon sonra parçalanmalar meydana gelir. Parçalanmalar çift bağların olduğu noktalardan gerçekleşir.

e) İntramoleküler Oksidasyon, İndirgenme ve Yeniden Düzenlenme: kuvvetli bazik ortamlarda oksidan maddelerin bulunmadığı durumlarda şekerler sakkarinik asite dönüşür. Bu reaksiyonda şekerler önce indirgenir sonra okside olur ve yeniden düzenlenir.

f) Fenilhidrazinle Kondenzasyon: Aldoz ve ketozlar iki aşamalı bir reaksiyonla fenilhidrazinle etkileşir ve sonuçta osazonlar. Oluşur. Bu reaksiyona şekerin ilk iki C atomu katıldığından son 4C atomu aynı konfigürasyonu gösteren D-glukoz, D-mannoz ve D- fruktoz aynı osazonları oluşturur. Bu reaksiyon aldozların ketozlara dönüşümüne ara basamak teşkil etmesi açısından önemlidir. Aldozların oluşturduğu ozason hidrolize olarak önce oson daha sonra aldehit grubu indirgenerek ketoz oluşur.

g) Asitlerin Şekerler Üzerine etkisi: Aldoz ve ketozlar derişik asit çözeltilerinde ısıtıldıklarında dehidrasyona uğrarlar. Furan türevleri oluşur. Aldopentozların dehidrasyonuyla furfurallar, aldoheksozların dehidrasyonuyla hidroksimetil furufurfurallar (HMF) oluşur. HMF ve furfurallar daha sonra parçalanarak levülinik asit, formik asit, laktik asit, asetik asit, asetal gibi ürünlere dönüşürler.

h) Ester Oluşumu: Basit şekerlerin hidroksil grupları organik veya inorganik asitlerle esterleşirler. Aynı şekerden farklı özellikler gösteren farklı esterler oluşur.

i) Enzimatik Olmayan Esmerleşme Reaksiyonları:karbonhidratlarda enzimatik olmayan esmerleşme reaksiyonlarını iki başlık altında incelemek mümkündür.

1) Maillard Reaksiyonu: Maillard reaksiyonalrı serbest aminoasitler, proteinler veya peptid zicirlerinin serbest amino gruplarıyla indirgen şekerler arasında gerçekleşen ve esmer renkli melanoidinlerin oluştuğu bir dizi reaksiyondur. Gıda sanayii için çok önemli bir raksiyon olan maillar reaksiyonları ekmek ve diğer fırıncılık ürünlerinde arzu edilen renk ve kokunun oluşması için istenirken bazı süt ve süt ürünlerinde arzu edilmeyen tat ve aroma gelişmesine neden olur. Maillard reaksiyonları lisin gibi esansiyel aminoasitlerin kaybedilmesine neen olduğundan besin kayıplarına da neden olur.Maillar reaksiyonlarının ilk basamağında serbest amino grubu aldoz ve ketozlarla glikozilamin oluşturur glikozilamin oluşumu. Glikozilamin amodori dönüşümüne uğrar amadori dönöşümü. Amadori dönüşümü sonunda D-glukozdan 1-deoksi-1 amino-D-früktopiranoz oluşur. pH 5 in altında reaksiyonun devam etmesiyle melanoidinler oluşur.

Maillard reaksiyonları gıdanın su aktivitesi (aw) arttıkça hızlanır, 0.6-0.7 aw de maksimuma ulaşır. Bu reaksiyonlar su aktivitefinden başka pH, sıcaklık, süre ve reaksiyona giren bileşiklerin özelliklerine bağlı olarak gerçekleşir.

2) Karamelizasyon: Basit şekerlerin katıldığı enzimatik olayan esmerleşme reaksiyonlarının diğeri karamelizasyondur. Karamelizasyon şeker ve şeker gruplarının serbest amino gruplarının olmadığı ortamlarda ısıtılmasıyla meydana gelir. Ancak orta şiddetli ısıl uygulamalara dayanıklı olan şekerlerin karamelize olabilmesi için 120 °C ın üzerine çıkılmalıdır. Isıtmayla şekerler önce erir daha sonra asit ya da baz katalizörlüğünde kahverengileşme meydana gelir. Karamelizasyonun gerçekleşmesi için ısıtma ya tamamen susuz ortamda ya da çok konsantre çözeltilerde gerçekleştirilmelidir. Isıtma şekerlerin halka yapılarında değişikliklere neden olur. Glikozidik bağlar kırılır ya da yenileri oluşur. Termoliz sırasında çift bağlar ve anhidro halkalar oluşur. Konjuge çift bağlar ışığı absorbe eder ve renk değişimlerine neden olur. doymamış yapıdaki bu halkaların polimerlerle kondenzasyonu sonucu arzu edilen karamel tat ve aroması oluşur.

03. Oligosakkaritler

2-20 monosakkaritin glikozidik bağla bir araya gelmesiyle oluşan karbonhidratlar oligosakkaritler olarak adlandırılır. Glikozidik bağ oluşumu bir monosakkaritin anomerik karbon atomuna bağlı OH- grubunun başka bir monosakkaritin anomerik olmayan bir C atomuna bağlı hidroksil grubuyla etkileşime girip bir mol su çıkartmasıyla oluşur. Oligosakkaritler kendilerini oluşturan monomer sayısına göre adlandırılır.

Disakkaritler iki monosakkarit ünitesinin glikozidik bağla bir araya gelmesiyle oluşur. Maltoz, laktoz, galaktoz, sakkaroz en yaygın bulunan disakkaritlerdir.

Nişastanın asit ya da enzimlerle kısmi hidroliziyle elde edilen ürünlerden biri maltozdur. İki glikoz ünitesinden meydana gelir.

Laktoz süt şekeri olarak bilinir. Bir glukoz ve bir galaktoz ünitesinden meydana gelir. Ticari olarak peynir altı suyundan elde edilir. Mayalar tarafından fermente edilemezler. Bu nedenle fırıncılık ürünlerinde maillard reaksiyonlarına katılarak sarı-kahverengi renk oluşturur. Vücutta ince bağırsakta bulunan bakteriler tarafından sentezlenen laktaz enzimiyle galaktoz ve glukoza parçalanır. Aksi takdirde vücut laktozdan yararlanamaz. Bazı kişiler laktaz yetersizliği nedeniyle laktozu metabolize edemezler. Bu durumda karında şişlik, gaz, ağrılı kramplar ve diyare meydana gelebilir. Laktoz vücutta kalsiyum metabolizmasında rol oynar ve kalsiyumun vücutta tutulmasını sağlar.

Sakkaroz şeker pancarı ve şeker kamışı başta olmak üzere pek çok bitkinin yapısında bulunur. şekeri olarak da bilinir. İndirgen özellik göstermez, bir glukoz ve bir fruktoz ünitesinden oluşur. Fotosentez sırasında üretilen glukoz bitkinin diğer bölgelerine genellikle sakkaroz formunda taşınır. Sakkarozun asidik koşullard hidrolizi sonucu eşit miktarda D-glukoz ve D-fruktoz oluşur. Bu olaya inversiyon oluşan ürüne ise invert şeker denir. Sakkarozun invesiyonunda invertaz enzimleri de rol oynayabilir. Sakkarozun tatlılık derecesi 100 birim kabul edilirse fruktozun tatlılığı 180 glukozun tatlılığı ise 70 birimdir. Bu nedenle gıdalarda invert şeker sakkaroza göre daha sık kullanılır.

Siklodekstrinler 6-8 glukoz ünitesinden oluşan halka yapıdaki oligosakkaritlerdir. Bakteriyal bir enzim olan glikoziltransferaz enzimlerinin katalizörlüğünde oluşurlar ve hiçbir indirgen uç bulundurmazlar.

04. Polisakkaritler

20 den fazla monosakkaritin düz ya da dallanmış yapıda glikozidik bağla bağlanması sonucu oluşan polimerlere polisakkarit denir. Bir polisakkariti meydana getiren monomerlerin hepsi aynı ise oluşan polimere homoglikan denirken farklı monomerlerden meydana gelen polisakkaritlere ise heteroglikan denir.

04.01.Polisakkaritlerin Bazı Özellikleri

a) Çözünürlük: polisakaritlerdeki herbir hidroksil grubu en az bir molekül su bağlayabilir. Ayrıca halka yapıdaki oksijenler ve glikozidik bağda yer alan oksijen bağları da hidrojen bağı yapma özelliğine sahiptirler. Bu nedenle polisakkaritlerin çoğunun suya ilgisi fazladır. Bu polisakkarit birimleri sulu sistemlerde su alarak şişebilirler, kısmen ya da tamamen çözünebilirler. Polisakkaritlerin hidrate olmasına neden olan su yapıya bağlı durumdadır ve pek çok gıdanın tekstüründen birlikte sorumludurlar. Selüloz gibi lineer yapıdaki polisakkaritlerde yapıyı oluşturan zincirler birbirlerine hidrojen bağlarıyla bağlanarak kiristalitler oluştururlar. bu kristal yapıya enzimler atakta bulunamadığından kristal yapının oluştuğu polisakkaritler enzimatik parçalanmalara karşı stabildir. Ancak pek çok polimer kristal yapıya sahip değildir. Bu nedenle kolayca hidrate olur ve kolayca çözünürler. Polisakkaritlerde moleküler yapıda düzensizlik arttıkça çözünürlük artar.

b) Viskozite ve Stabilite: Bir polisakkaritin çözeltilerinin viskozitesi molekül büyüklüğü, şekli ve konformasyonuna bağlı olarak değişir. Lineer yapıdaki polisakkarit çözeltilerinde zincirler dairesel hareketler yaparak geniş bir hacmi tararlar. Bu sırada sıklıkla birbirleriyle çarpışırlar ve çok düşük konsantrasyonlarda çözeltilere viskoz bir yapı kazandırırlar. Viskozite çözünmüş polisakkarit zincirinin büyüklüğü ve şekline bağlı değişim gösterir. Dallanmış yapıdaki polisakkaritler çözeltilerinde düz zincir formundaki polisakkaritlerden daha az hacim taradıklarından daha az çarpışır ve dolayısıyla çözeltileri daha az vizkozdur.

Gamlar ve hidrokolloidler viskoziteyi artırma ve jel oluşturma yetenekleri nedeniyle gıdalarda yaygın olarak kullanılırlar.

c) Jelleşme : Jel büyük hacimde suyu yapısında tutuklayan ağ benzeri üç boyutlu bir yapıdır. Dallanmamış yapıdaki polisakkaritler sulu ortamlarda ısıtıldıklarında ya kolayca çökelirler ya da çok çabuk jelleşirler. Polisakkarit zincirleri çarpıştıklarında buralarda bağlar oluşur ve bağlanma zincir boyunca devam eder. Bu zincire başka zincirler eklenir ve bağlanma buralarda da devam ederek bir ağ yapı oluşur. Yapının büyümesiyle çökelme meydana gelir. Ağ yapı oluşurken bir miktar suyu yapısına hapseder. Bazı durumlarda jel yapıda fazla miktarda su tutulur ve bu su zamanla jelden ayrılır. Bu duruma sineresis denir.
 
d )Hidroliz : Gıdaların işlenmesi ya da depolanması sırasında polisakkaritler asit ya da enzim etkisiyle depolimerize olurlar. Hidroliz ısı, pH, polimerin özellikleri, ortamdaki diğer bileşiklere bağlı olarak seyreder. Hidroliz sonucu gıdanın viskozitesi düşer, raf ömrü azalır.

e) Nişasta :
Nişasta a-D-glukoz birimlerinden meydana gelen granül yapıda bir polisakkarittir. Bitkilerin kök, yumru, gövde, meyve gibi organlarında bulunur ve önemli bir enerji deposudur. Bir nişata granülünün yapısında farklı yapıda iki polisakkarit bulunur. Lineer yapıdaki amiloz tahıl nişatasının yaklaşık %23 ünü oluştururken dallanmış yapıdaki amilopektinin oranı %77 dir.

Amiloz zincirinde a-D-glukoz birimleri a-1,4 glikozidik bağıyla bağlanmıştır. Çok düşük düzeyde dallanma gösterir. Çözeltileri surfektanlar, iyot, lipidler ve alifatik alkollerle kompleks oluşturur. Nişasta çözeltilerinin ısıtılması sırasında nişasta granülünden ayrılır. Isıtma devam ettikçe bazı noktalarda dallanma gösterir. Bu dallanmalar zincir boyunca seyrek bir biçimde oluşur.

Amilopektin a-1,4 bağlarının yanında a-1,6 bağları da içeren dallanmış bir yapı gösterir. Dallanma a-1,6 bağlarında gerçekleşir. Amiloz molekülleri çözeltilerinde stabil değildir, kristalize olur. buna karşın amilopektinin seyreltik çözeltileri stabildir. Yüksek konsantrasyonlarda amilopektin de kristalleşebilir. Amiloz jelleri lineer yapılarından dolayı daha serttir. Amilopektin iyotla kırmızı-mor renkli bileşikler oluştururken amiloz mavi renkli bir kompleks oluşturur. Amiloz ve amilopektin enzim aktivitesiyle parçalanırlar. a-amilazlar a-1,4 bağlarına etki ederler, b-amilazlar ise indirgen uçlardan başlayarak a-1,4 bağlarını bir atlayarak koparır ve limit dekstrinler ile maltoz oluşur. Amiloglukozidazlar ise a-1,6 bağlarını ve indirgen olmayan uçlardan başlayarak a-1,4 bağlarını koparır ve D-glukoz üniteleri oluşur.
 
Nişastanın Jelatinizasyonu: Nişasta granülleri sulu ortamlarda suyu absorbe ederek şişerler. Nişasta granülü kuru ağırlığının %30 u kadar suyu absorbe edebilir ve bu durumda hacim artışı %5 tir. Jeletinizasyon sıcaklığının altındaki sıcaklık derecelerinde granüldeki bu değişim geri dönüşümlüdür. Jelatinizasyon sıcaklığına ulaşıldığında nişasta granülü deforme olur amiloz suya geçer ve çözeltinin viskozitesi artar. Buna jelatinizasyon nişastanın jelatinizasyonu ve çirişlenme denir.

Yüksek viskoziteli bu yapı soğutulduğunda amiloz zincirleri bir ağ yapı meydana getirir ve bu yapıda su tutuklanır. Oluşan yapı katı benzeri özellikler sergileyen jeldir. jelin bekletilmesi ırasında jel yapıdaki su jelden dışarı sızabilir. Bu durum sineresis olarak adlandırılır. Bekleme süresi arttığında nişasta zincirlerindeki interaksiyon artar. Bu durum retregradasyon olarak tanımlanır.

f) Selüloz: D-glukopiranoz ünitelerinin b-1,4 bağlarıyla bağlanması sonucu dallanmamış yapıda, kristalit bölgeler içeren selülozlar oluşur. Kristal yapıdaki bölgeler enzim aktivitesine daha dirençlidir ve çok az suyu absorbe edebilir. Bu da selüloz içeren gıdalara sert bir tekstür kazandırır.

g) Pentozanlar ve Hemiselülozlar: Pentozanlar ve hemiselülozlar bitkilerdeki nişasta ve selüloz dışındaki polisakkaritleri tanımlar. Bileşimlerinde basit şekerlerin dışında proteinler ya da fenolik maddeler de bulunabilir. hemiselülozlar farklı kompozisyonlarda farklı özelliklerde olabilirler. Bazıları suda çözünebilirken bazıları çözünemez. L-arabinoz, D-ksiloz, ve D-glukoz içeren pentozanlar suda çözünmez. Suda çözünmeyen pentozanlar yüksek dallanma gösterirler ve genellikle yapılarında protein de içerirler. Pentozanlar ve hemiselülozlar yüksek viskoziteli çözeltiler oluştururlar ancak jelatinize olmazlar. Isıtıldıklarında denatüre olmazlar.

h)Pektinler: Pektinler a-1,4 bağlarıyla bağlanmış a-D-galaktopiranozilüronikasit polimerleridir. Yapılarında değişik derecelerde metil ester grupları ve nötr şekerler de bulunur. Doğal pektinler ticari olarak elde edilenlerden daha kompleks bir yapıya sahiptir. Ticari pektin turunçgil kabuklarından ve elma posasından elde edilir ve elde edildiği kaynağa ve uygulanan prosese göre farklı özelliklerde pektinler elde edilir. Pektinler suda çözünebilirler ve jelleşebilirler.

05. Karbonhidrat Metabolizması
Monosakkaritler sindirimde bir değişikliğe uğramadan emilirlerken disakkaritler ince bağırsaklarda disakkaridaz enzimleri ile monosakkaritlere dönüştürülürler. Nişastanın sindirini ağızda başalr ve tükrük bezlerince sentezlenen pityalinle başlar. Nişasta ve glikojen pityalinle dekstrine dönüşür.ince bağırsaklardan salgılanan amilaz ile nişasta oligosakkarit ve diskkaritlere kadar parçalanır. Bundan sonra disakkaritler devreye girerek monosakkaritleri açığa çıkarır. Nişasta olmayan oligosakkaritlerin ancak a-glukan yapısında olanlar sindirilebilir.

Monosakkaritlere dönüşen karbonhidratlar incebağırsaklardan emilir. Monosakkaritler fosfatlanarak aktivite kazanırlar. Glikoz fosfat früktoz fostata dönüşerek parçalanır. Parçalanma sonunda gliserolaldehit ve dihidroksiaseton fosfat oluşur. bUnlar farlı iki yoldan pirüvik asite dönüşür. Pirüvik asit asetil-CoA ya dönüşürken pantotenik asit ve tiamin yardımcı enzimleri görev yapar. Asetil CoA soksalik asitle birleşip sitrik asidi oluşturur ve kreps döngüsüne katılır. Kreps döngüsünde bir dizi reaksiyonla CO2, H2O ve ATP oluşur.

2009 yılı öğretmen atama sonuçları

14.9.2009 · Kategori: Dersler Ödevler

MEB, 4 bin 800'ü kadrolu, 11 bini sözleşmeli toplam 15 bin 800 öğretmen atayacak. Öğretmen atamaları 2008 ve 2009 KPSS10 puan üstünlüğü esasına göre yapıldı.

Atamalar bugünn saat 10.00'da Bakanlık merkez binasında Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun katılımıyla yapıldı. Sonuçlar bugün Bakanlığın ''http://personel.meb.gov.tr'' internet adresinden duyurulacak.

ATAMA SONUÇLARINI ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYIN

(Linkteki adres sonuçlar açıklandığı anda aktif olacaktır)

Kadrolu öğretmenliğe atananlardan kılavuzda belirtildiği üzere göreve başlama esnasında istenen belgeleri hazır olanlar 15 Eylül 2009 tarihinden itibaren atandıkları il milli eğitim müdürlüklerine başvurarak görevlerine başlayabilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı kadrolu ve sözleşmeli toplam 15 bin 655 öğretmen atadı. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, gelecek 10 yıllık süreçte öğretmen eğitimi ve istihdamını planlamak amacıyla bilimsel verilere dayalı olarak öğretmen projeksiyonu hazırlanacağını bildirdi.

Öğretmen atamaları dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı Başöğretmen Salonunda tören düzenlendi. Törende konuşan Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, halen ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında yaklaşık 15 milyon öğrencinin eğitim-öğretim gördüğünü, bu kurumlarda yöneticiler hariç 586 bin 196 öğretmenin görev yaptığını bildirdi.

Öğrenci ve öğretmenlerin aileleri de dikkate alındığında, Türkiye'deki her ailenin bir şekilde Milli Eğitim Bakanlığı ile ilişki halinde olduğuna işaret eden Çubukçu, dolayısıyla bu kadar büyük bir camiada bilgi teknolojilerinin yaygınlaştırıldığını ve bürokratik işlemlerin azaltıldığını anlattı.

Öğrenci velilerinin çocukları hakkında her türlü bilgiye internetten ulaşabildiklerini, öğrencilerin de bilişim teknolojileri sınıflarında bilgisayarlardan yararlanabildiklerini ifade eden Bakan Çubukçu, şu anda Hakkari Yüksekova Lisesi'nde ya da Edirne'nin Karaağaç İlçesindeki Atatürk İlköğretim Okulu'nda kaç öğretmen ve öğrencinin bulunduğuna ve bunlarla ilgili tüm bilgilere anında ulaşılabildiğini belirtti. Çubukçu, ''Bu da bize rasyonel planlama yapabilme imkanı sağlamaktadır'' dedi.

-''...EN ÖNEMLİ UNSUR ÖĞRETMENLER''-

Bakanlığın, sunduğu her türlü hizmetin elektronik ortama taşıdığını vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, bakanlıkta ''vatandaşa güven'' esaslı beyan usulüyle başvuru alımının da bu öğretmen atamaları döneminden itibaren uygulamaya konulduğunu anımsattı. Çubukçu, uygulamanın bundan sonra da devam edeceğini dile getirdi.

Eğitim alanındaki kamu hizmetlerinin sürekliliği ve bu hizmetlerin kalite anlayışı içinde sunulmasının büyük önem taşıdığının altını çizen Nimet Çubukçu, ''Ben buradan güzel bir haber de vermek istiyorum'' diyerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Gelecek 10 yıllık süreçte öğretmen eğitimi ve istihdamını planlamak amacıyla bilimsel verilere dayalı olarak öğretmen projeksiyonu hazırlanacaktır. Bu sayede üniversiteler, bakanlığın ihtiyaç duyduğu alanlarda öğretmen yetiştirilmesine ağırlık verecek, öğrenciler tercihlerini yaparken iş bulma imkanı en çok olan öğretmenlik alanlarını tercih edeceklerdir. Bakanlık da ihtiyaç duyduğu alanlarda mezun olanları hemen istihdam edebilecektir.''

Eğitim politikasının bir milletin varlık politikası olduğunu belirten Bakan Çubukçu, dolayısıyla çocukları ve gençleri çağın gerektirdiği her türlü donanımla yetiştirme hedefinin en önemli unsurunun öğretmenler olduğunu ifade etti.

Kendisini yenilemeyen ve öğretmenlerine gereken önemi vermeyen toplumların çağın gerisinde kaldığına dikkati çeken Bakan Çubukçu, Yüce Atatürk'ün de ''Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir'' sözleriyle öğretmenlik mesleğinin önemini vurguladığını kaydetti. Çubukçu, ''Cumhuriyetimizin kuruluşundan başlayarak her zaman saygın olmuş bir mesleğin zaman zaman içine düştüğü üzücü durum ise sadece ülkenin sosyoekonomik koşullarıyla açıklanamaz. Bu aynı zamanda bir zihniyet sorunudur da'' diye konuştu.

-''NİTELİKLİ ÖĞRETMEN YETİŞTİRMENİN ÖNÜ AÇILDI''-

Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, eğitime ve insana yatırım yapmayan ''bu köhne zihniyetin sonucunda'' 2003 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın Türkiye İş Kurumu gibi işsiz gezen tüm üniversite mezunlarına kapılarını açan bir kuruma dönüşmüş halde olduğunu söyledi. Çubukçu, ''Bugün ise Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlik mesleğini kariyer mesleği haline getirmiş, böylece nitelikli öğretmen yetiştirmenin de önü açılmıştır'' dedi.

Öğretmenlerin sosyal statülerinin temsil ettikleri görevden ayrı tutulamayacağını kaydeden Çubukçu, bireylerin yetiştirilmesinde eğitim sisteminin en önemli halkalarından birini oluşturan öğretmenin, yaşadığı toplumun sosyal ve kültürel özelliklerini bilmesi gerektiğini söyledi.

Bakan Çubukçu, öğretmenin; yerel, ulusal ve evrensel kültür değerlerini öğrencisine, bilgiyi esas alan, proje odaklı bir yaklaşım içinde aktarabilmesi, toplumdaki yaygın yanlış inanç ve değerleri uygun bir yaklaşımla düzeltmesi, onların bu değerleri doğru öğrenmelerine yardımcı olması gerektiğini ifade etti.

Bu görevlerin yerine getirilebilmesinde öğretmenin kişisel ve mesleki niteliklerinin önemli rol oynadığını dile getiren Nimet Çubukçu, ''Alan bilgisi eksik, bilimsel tutumdan ve tavırdan uzak, öğretimde gerekli ve doğru yöntemleri seçip kullanmayı bilmeyen bir öğretmenin başarısız olması kaçınılmazdır'' şeklinde konuştu.

Bugün atanan öğretmenlerin görevlerine en kısa sürede başlamalarını isteyen Çubukçu, ''Böylelikle 2009-2010 eğitim-öğretim yılı faaliyetlerinin ders yılı sonuna kadar etkili, verimli ve kesintisiz bir şekilde yürütülmesi sağlanmış olacaktır'' dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın da başvuruları 31 Ağustos-11 Eylül arasında alınan 15 bin 800 sözleşmeli ve kadrolu öğretmenlik için 42 bin 88 adayın başvurduğunu, bunlardan 40 bin 626'sının başvurusunun kabul edildiğini söyledi.

Konuşmaların ardından Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, salonda bulunanlardan rakam söylemelerini isteyerek daha sonra bilgisayar kurasıyla atamaları başlattı. Bilgisayar kurası sonucunda ilk atama yoluyla 3 bin 901'i kadrolu 8 bin 813'ü sözleşmeli, kurumlararası, açıktan ve milli sporcu kontenjanından da olmak üzere toplam 15 bin 655 öğretmenin ataması yapıldı.

Bu arada atamalar sonucunda taban puanları İngilizce de 78.281, matematikte 89.447, müzikte 63.576, okul öncesinde 72.092, sınıf öğretmenliğinde 82.42, sosyal bilgiler 82.748, tarih 82.916 olarak belirlendi.

Öte yandan kurayı izlemek üzere salona gelen adaylardan ekranda isimlerini görenler çığlık atarak sevinçlerini gösterdiler.

Atananlar sonuçları Milli Eğitim Bakanlığı'nın www.meb.gov.tr internet adresinden öğrenebilecekler.


14.09.2009 10:14:29

samanyoluhaber.com

Kara Kuvvetleri Sınavında çıkan sorular

26.8.2009 · Kategori: Dersler Ödevler

1- 2. abdülhamit döneminde makedonyada kurulan türkçü ve batıcı düşünceleri geliştirmek için kurulan aşağıdakilerden hangisidir ?ü

2- aşağıdakilerden hangisi iç sulardan sayılamaz ?

3- cumhuriyetçilk aşağıdakilerden hangisiyle çok sıkı ilişki içinde olduğu için kurulmuştur ?

4- natonun kurucu üyesi ?

5- 2001 yılında ABD ye yapıln saldırı sonucu natonun hayata geçirdiği 5. madde ?

6- BM nin daimi üyesi ?

7- londra konferansı hangi savaştan sonra toplanmıştır ?

8- dil,din.ırk, ile ilgili ilke hangisidir ?

9- BM nin hukuken var olup ta şu anda faaliyet göstermeyen oırganı ?

10- gediz ve asi hangi denizlere dökülür ?

11- iş makinası kullanımına en uygun şehir ?

12- akdeniz iklimi aşağıdakilerden hangisinde belirleyicidir ?

13- klasik kelimesi aşağıdakilerden hangisinde olumsuz kullanılmıştır ?

14- mecaz anlamlı kelime ?

15- AB nin gelişme ve dış politikasını belirleyen organı ?

16- paris antlaşmasını imzalayan devletler?

17- italyanın paris ant. imzaladığı madde?

18- kronolojik sıralama?

19- aşağıdakilerden hangisi c.başkanının yasama yetkisi arsında deildirr ?

20- anlatım bozukluğu ?

21- adalet divanı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

22- osmanlı toprakların da olmamasına rağmen savaşılan cephe ?

23- lozan ant. ısrar edilipte alınamayan yerler ?

24- terakki perver partisinin kapatılmasına neden olan olay ?

25- lozana boğazlarla ilgili kendi güvenliği için katılan ülke?

26- türkiye 2.dünya savaşı sırasında boğazlarla ilgili kendini tehdit eden hususlardan aşağıdakilerden hangisi ile kurtulmuştur?

27- aşağıdakilerin hangisi montroüx ün maddelerinden değildirr ?

28- türkiye boğazlardaki tam hakimiyetini ne zaman kazandı ?

29- Mustafa Kemal erzurum kong.önce istifa etmesine rağmen kendisine güvenileceğini nerden anlamıştır?

30- kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

31-Atatürk türk dilini geliştirmek istemesindeki amaç aşağıdakilerden hangisi sayılamaz?

32- tbmm ile ist. hükümetinin yaptığı amasya görüşmeleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

33- aşağıdakilerden hangisi sert anayasanın özelliklerinden değildirr?

34- hıyant-i vataniye kanunun çıkarılmasındaki asıl neden aşağıdakilerden hangisidir?

35- natoda kararlar nasıl alınır?

36- aşağıdakilerden hangisi uluslar arası insanın özelliklerindendir?

37- uluslar arası ilişkilerde aşağıdakilerden hangisi realist bir yazar düşüncesini ifade eder?

38- Atatürk inkılaplarını gerçekleştirmesindeki neden hangisi sayılamaz?

39- eğitim öğretim çalışma sosyal güvenlik hakları hangi haklara girer ?

40- aşağıdaki hangi soruda cevaba ihtiyaç yoktur ?

41- aşar vergisinin kaldırılması hangi alanda inkılaba girer ?

42- eğitim ve öğretimle ilgili yapılan inkılaplarla ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

43- aşağıdaki cümleler düzeltildiğinde hangisi 4. kelime olur?

44- amasya genelgesi ile ilgili bir soru ama tam hatırlamıom ?

45- Mustafa kemaller 20 yaşındadır demesi ?

46- atatürk laiklik ilkesini yaşama geçirdikten sonra aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

47- aşağıdakilerden hangisi devleti oluşturan asli unsurlardan deildir ?

48- lozan ant.ile ilgili azınlıklarla alakalı bi soru vardı ama tam hatırlamıomm ?


1) terakiperver cumhuriyet halk fırkası hangi olaydan sonra kapanmıştır?
2) asi ve meriç nehirleri hangi denizlerimize akar.?
3)türkiye natoya kaç yılında girmiştir?
4)hangi ülke natonun asil üyesidir.?.kanada doğru cevap..
5 natoda kararlar nasıl alınır
6.cumhurbaşkanının yürütmeyle yada yasamayla ilgili görevlerinden biri değildir
7.Aşağıdakilerden hangısi iç sularımızdandır.umarım soru doğrudur...a)denizler b)göller c)akarsular d)demiralanları
______________________

--natoya üye kac ülke vardır?(19)
--bm e üye kac ülke vardır?(191)
-- asagıdakilerden hangisi bm in görevlerinden degildir?
--devletcilik ve laiklikle ilgili oldukca soru vardı.
--bogazlar sorunu hangi antlasma ile cözüme ulasmıstır?
-- kapitülasyonlar hakkında bir soru vardı hangi antlasma ile cözüme ulastıgı konusunda?
-- asagıdakilerden hangisi natonun kurucularındandır diye bir soru vardı?
--asagıdakilerden hangisi sevr antlasmasının sonuclarındandır?
--asagıdakilerden hangisi yüce divanın simdiki adıdır?
--dünya ekonomik kalkınma fonunun kısaltması nedir gibi bi soru vardı
--zehirli gazlara karsı her yıl toplanan kurulusun adı nedir gibi bir soru vardı
--bakanlar kuruluna kararnama yapma yetkisini kim verir?
--lozan barıs antlasmasıyla en önemli sonucu nedir?
--londra konfreansı sonucları?
--bm deki konseylerin isimleri?
--sevr antlasması, amasya genelgesi, amasya görüsmeleri , sivas ve erzurum kongrelerindende oldukca soru cıktı. her birinden soru vardı..
-- danıstay ,sayıstay,yargıtayın görevlerini iyi bilmek gerekir onlardanda bi kac soru cıktı..
---cografyada ise mekanik e kimyasal asınmaların neye baglı oldugu ile ilgili bir soru vardı
--yaz kuragında yetisen bitki asadakilerden hangisinde yetisemez diye bir soru vardı (cevabı dogu karadenizdi)
-- nato zirvesi kac yılda bir nerde toplanır?

NATO'nun kuruluş amacı ve işleyiş şekli aşağıdakilerden hangisine uymaktadır?
a. Üye ülkelerin, barış ve güvenliğini sağlamak, karşılıklı askeri, sosyal ve kültürel yardımlaşma
b. Üye ülkeler arasında karşılıklı yardımlaşmak.
c. Saldırılara karşı koymak.
d. Üye ülkeler arasındaki ticari faaliyetleri arttırmak.

Kuzey Atlantik Andlaşması, İttifakın Birleşmiş Milletler Yasası çerçevesinde ve onun başlıca ilkelerine uygun olarak kurulduğunu belirleyen bir önsöz ve 14 Maddeden oluşmaktadır. Andlaşmanın en önemli 5 nci Maddesi;
a. Üye ülkelerden birine veya birkaçına silahlı bir saldırı olması halinde, bunun bütün
taraflara karşı yapılmış bir saldırı olacağını kabul etmiştir.
b. Üye ülkeler arasında ekonomik ve işbirliği esaslarını açıklamaktadır.
c. Üye ülkeler arasındaki ticari ve siyasi ilişkilerin geliştirilmesini düzenlemektedir.
d. Andlaşmaya bütün üye devletlerin uyacaklarını taahhüt ettiklerini düzenlemektedir.
CEVAP A –
MADDE 5
Taraflar, Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldırı olursa BM Yasası'nın 51. Maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerler ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır. Böylesi herhangi bir saldırı ve bunun sonucu olarak alınan bütün önlemler derhal Güven Konseyi'ne bildirilecektir. Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliği sağlamak ve korumak için gerekli önlemleri aldığı zaman, bu önlemlere son verilecektir.

Aşağıdaki konulardan hangisi Lozan'da çözümlenmeyerek daha sonraki bir tarihe bırıkılmıştır?
a. Savaş tazminatları b. Boğazların statüsü c. Musul ve Irak sınırı d. Azınlıklar
CEVAP C (1926 yılında Ankara Ant ıle Irak sınırlarına bırakılmıstır.

Aşağıdakilerden hangisi Lozan Andlaşmasının sonuçlarından biridir?
a. Türkiye - Irak sınırının saptanması.
b. Türkiye - Bulgaristan sınırının saptanması.
c. Yunanistan'ın onarım borcu karşılığında Karaağaç'ı Türkiye'ye bırakması.
d. Batum'un Gürcistan'a verilmesi.
Cevap D. Batum Gurcıstana Moskova Ant ıle verılmıstır.

Lozan Barış Andlaşması ile Osmanlı İmparatorluğunun borçları nasıl tasfiye edilmiştir?
a. Borçların tamamı kaldırılmıştır.
b. Borçları,Türkiye'nin ödemesi kararlaştırılmıştır.
c. Borçları, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yeni kurulan devletler ödeyeceklerdir.
d. Borçlar, Düyun-u Umumiye İdaresine devredilmiştir.
Cevap C. LOZAN MADDE -Osmanlı Devleti'nin Batılı Devletler'den aldığı borçlar Türkiye'den isteniyordu. Fakat Türkiye borçların Osmanlı Devleti'ne ait olduğunu belirtiyor ve borçları ödemeyi reddediyordu. Sonunda borçların Osmanlı Devleti'nden ayrılan devletleri paylarına düşen miktarı ile ödenmesine karar verilmiştir. Türkiye de payına düşen miktarı kağıt para olarak taksitli şekilde ödemeyi kabul etmiştir.

Montreux Sözleşmesine göre, barış zamanında aynı anda en fazla kaç yabancı savaş gemisi boğazlardan geçiş halinde bulunabilir?
a. Dokuz b. Onbeş c. Onsekiz d. Yirmi
Cevap A

Montreux Sözleşmesine göre, barış zamanında Boğazlardan geçiş halinde aynı zamanda bulunabilecek bütün yabancı devlet savaş gemilerinin toplam tonajı azami kaç tonu geçemeyecektir.
a. 5.000 ton b. 10.000 ton c. 15.000 ton d. 20.000 ton
Cevap C

Montreux Sözleşmesi hangi tarihte yürürlüğe girmiştir?
a. 20 Temmuz 1936 b. 22 Haziran 1936 c. 24 Temmuz 1938 d. 9 Kasım 1936
Cevap A
1923 Boğazlar Sözleşmesi'ni değiştirecek konferans, 22 Haziran 1936'da İsviçre'de Montreux'de toplandı ve Montreux Sözleşmesi adını alan yeni Boğazlar Sözleşmesi 20 Temmuz 1936'da imzalandı.

Sivas Kongresinin hangi özelliği onun ulusal bir kongre olmasını sağlamıştır.
a. Erzurum Kongresi kararlarının kabul edilmesi
b. Güdüm yanlısı görüşleri reddetmesi
c. Yurdun her köşesinden gelen temsilcilerden oluşması
d. Cemiyetlerin birleştirilmesi
Cevap C

ATATÜRK İNKILAPLARI
Cumhuriyetin İlanı 29.10.1923
Hilafetin Kaldırılışı 03.03.1924
Öğretimin birleştirilmesi
Şeriat mahkemelerinin kaldırılıp, 08.04.1924
Adalet mahkemelerinin kuruluşu.
Tekke ve Zaviyelerin Kapatılışı. 02.09.1925
Şapka ve kıyafet kanununun kabulü 25.10.1925
Uluslar arası Saat ve takvimin kabul edilişi 26.12.1925
Medeni Kanunun kabul edilişi 12.02.1926
Türk Ceza Kanununun kabul edilişi 01.03.1926
Türk Kabotaj hakkının kabulü 19.04.1926
Yeni harflerin kabul edilişi 03.11.1928
Kadınlara belediye seçimlerinde oy hakkı verilişi 03.04.1930
Türk kadınına seçme seçilme hakkının verilmesi 08.10.1934
Soyadı Kanunu. 21 Haziran 1934’te

Avrupa Birliğine bakmadan bu sınava girilmez millet

Konuyu şöyle özetleyebiliriz.

AB 25 mart 1957 de 6 üye tarafından kuruldu. adına roma antlaşması da denilebilir (Bu sene AB'nin 50'nci yılı kutlanmıştır Almanyada)
Bu üyelerin amacı ekonomi anlamında ortak siyaset geliştirmek,gümrük alanında ortak politikalar üretmekti bu yüzden 1957 yılında Avrupa Ekonomi Topluluğu (AET) adı altında kuruldu. Kurucu üyeler 2 dünya savaşında nazi zulümünden çok fazla nasip alan ülkelerdir.
1.) Federal Almanya
2.) Fransa
3.) İtalya
4.) hollanda
5.) lüksenburg
6.) Belçika
Zaman içerisinde ekonomi alanında yapılan bu işbirliğinin güzel sonuçlar doğurması yüzünden siyasi,kültürel alanlarda da bazı işbirlikleri ortaya çıkıyor.
AB kısa zamanda yıldızı parlayan bir topluluk haline geliyor ve diğer devletler de topluğa katılıyor. katılan bu devletlerin kronolojisi şöyledir.
1973 yılında: İngiltere,İrlanda,Danimarka
1981 yılında:Yunanistan
1986 yılında İspanya,Portekiz
1995 yılında: Avusturya,isveç,Findlandiya
TÜRKİYE ise 1987 yılında müracaat ediyor ama ortak üyelik statüsünde kalıyor.
AB 'nin gelişim süreci içerisinde çok önemli bir nokta var oraya değinmek gerekiyor.
AB zirvesi 1991 yılında hollandanın maastricht kentinde toplanıyor ve maastricht antlaşması olarak tarihe geçecek şu kararlar alınıyor
-1992 yılında AB vatandaşlarına serbest dolaşım hakkı veriliyor.
-1993 yılında askeri alanda ortak savunma politikası geliştirilmesi
-1999 yılına kadar AB ortak para birimine geçilmesi kararlaştırılıyor (EURO)
maastricht antlaşması 1 kasım 1993 yılında kabul ediliyor.
Bunu izleyen süreçte 2004 yılnda AB 10 devlet daha katılıyor.
Bu devletler:
1.) Estonya
2.) Letonya
3.) slovakya
4.) Slovenya
5.) Litvanya
6.) Güney kıbrıs rum tarafı
7.) Malta
8.) Macaristan
9.) Polonya
10.) Çek Cumh.
Türkiye Tam üyelik için AB Müzakerelerine 3 ekim 2005'te başlıyor

« Önceki :: Sonraki »