Site Anasayfa Coğrafya'ya Giriş Türkiye Ekonomik Coğrafyası Türkiye Fiziki Coğrafyası Harita Bilgisi Coğrafya Animasyonları
Genel Coğrafya Toprak Coğrafyası Küresel Isınma Konuları Genel Fiziki Coğrafya İllerimiz İngilizce Tanıtım Coğrafya Videoları
Coğrafi Bilgi Sistemi Nüfus ve Yerleşme Tarih Ders Konuları İlahi Dinle Türkçe - Edebiyat Konuları Örgü - Dantel İşleri
Site ArşiviHaber BülteniCoğrafya Ders KonularıFlash OyunlarDini AnimasyonlarKur'an-ı Kerim Dinle

Ahlak kavramı ve güzel ahlak

29.7.2009 · Kategori: Yazılar Hikayeler

AHLAK KAVRAMI VE İYİ AHLAK

Tüm insan neslinin babası ve anası olarak kabul edilen Adem ve Havva’nın ilk defa “iyi”  ve “kötü” ile nasıl karşılaştıklarını anlatan yukarıdaki sözler bugün bizim  “ahlak” olarak adlandırdığımız konuları çok sade olarak ortaya koymaktadır.
 
            Ahlak, insan ilişkilerinde “iyi” ya da “doğru”  veyahut  “kötü”  ya da “yanlış” olarak adlandırdığımız değer yargılarını ifade eder.  Ahlak kavramını Katip Çelebi ünlü Keşfu’z-zunun adlı eserinde şu şekilde tanımlamaktadır:
 
“Ahlak ilmi faziletler ve reziletler ilmidir ki, nefsi faziletlerle süsleme ve reziletlerden koruma yollarını gösterir.”
 
Gerçekten de, Katip Çelebi’nin tanımı ahlak kavramını çok güzel bir şekilde ortaya koymaktadır.
 
            Ahlak, kelimesinin etimolojik açıdan kökeninin  Arapça “hulk” ; Yunanca “ethos” ve Latince “mos” kelimelerine dayandığı bilinmektedir. Arapça “hulk”, “huy” anlamına gelmektedir. Arapça “ahlak-ı hamide” ve “ahlak-ı hasene” iyi ahlak; “ahlak-ı zemime” ve “ahlak-ı seyyie” ise kötü ahlak anlamlarına gelmektedir.
 
            İngilizce’de ahlak kelimesinin karşılığı olarak kullanılan “ahlak” (ethics) kelimesinin kökeni ise Yunanca “ethos” dan gelmektedir. Yine İngilizce de ahlak kavramını ifade etmek üzere kullanılan “morality” kelimesi Latince “mos” kelimesinden türetilmiştir.
 
Ahlak, bir sosyal bilim dalı olarak toplum içerisinde oluşmuş örf ve adetlerin, değer yargılarının, normların ve kuralların oluşturduğu sistem bütününü inceler. Bu sistem bütünü; bir bireyin, bir grubun ya da tüm toplumun doğru ve yanlış davranışlarını belirler ve yönlendirir.
 
 
 
Ahlak bilimi içerisinde  incelenen başlıca konular ise şunladır:
 
•        İyi ve kötünün ayırdedilmesi,
•        Doğru ve yanlışın belirlenmesi,
•        İnsanın yapması gereken ya da insanlardan yapılması beklenen davranış ve eylemlerin tespit edilmesi,
•        İnsanların yapmaması gereken ya da insanlardan yapılmaması istenen davranış ve eylemlerin tespit edilmesi,
 
            Ahlak bilimi özetle, ahlak kurallarını ele alan bir disiplindir. Ahlak kurallarının temel özelliklerini ise şu şekilde özetlemek mümkündür:
 
•        Ahlak kuralları, belirli bir kişi, grup ya da toplum için geçerli olan değer yargılarıdır. Ahlaki kurallar genel geçerliliğe sahip değillerdir. Bir başka ifadeyle, neyin doğru, neyin yanlış, neyin iyi ya da kötü olduğu kişiden kişiye, gruptan gruba ve nihayet toplumdan topluma değişebilir. Örneğin, bir kişi için doğru olan, diğeri için doğru olmayabilir. Özetle, ahlak kuralları subjektif , yani kişiden kişiye değişen değer yargılarını ifade eder.
 
•        Ahlak kuralları, belirli bir yerde geçerli olan değer yargılarıdır. Herkes için genel geçerliliğe sahip ahlaki kurallar olmadığı gibi her yerde genel geçerliliğe sahip ahlaki kurallar da yoktur. Bununla birlikte, bazı davranış ve eylemlerin (örneğin, yalan söyleme, hırsızlık yapma vs.) herkes tarafından ve her yerde kabul edildiğini söylemek mümkündür. Burada ifade edilmek istenen tüm ahlak kurallarının her yerde geçerli olmadığıdır.

 

Temizlik

29.7.2009 · Kategori: Yazılar Hikayeler

TEMİZLİK


İnsan ruh ve bedenden meydana gelir. İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özellik; düşünmesi, akıl ve iradesi ile hareket etmesidir. Doğru düşünen, akıl ve iradesini güzel kullanan insanın davranışları da doğru ve güzel olur. Manevi temizliğin ilk şartı, düşünceyi temiz tutmaktır. İnsan zararlı ve kötü düşüncelerden uzak kaldığı sürece, davranışlarına hakim olur. Çünkü, bütün hareketlerin önce düşünce safhası vardır. İyi veya kötü her davranış önce zihinde tasarlanır ve planlanır daha sonra uygulanır. Bu yüzden zihni güzel duygularla dolu olan insanın, ahlakı da güzelleşir. Ruhumuzu güzelleştirmek için çok okumalı ve bilgili bir kişi olmalıyız. Bilgi, insanın akıl ve iradesini güçlendirir. Kötü huy ve davranışların zararlarını ortaya koyar. Bilgili insanlar, iyi huyların kıymetini ve insanlar için yararlarını bilirler. Doğru ve yanlışı birbirinden ayırırken zorluk çekmezler. Kötülüklerden uzak kalmak için, insanın kendisini ikna etmesi gerekir. Bir hareketin kötülüğüne ve zararına inanan bir insan ondan daha iyi uzaklaşır. Akıl ve mantık, bilgi ve görgü ile beslenir. Manevi güzelliğin göstergesi, güzel ahlaktır. En güzel ahlak kuralları ise İslam dini tarafından belirlenmiştir. Güzel ahlakın ve manevi temizliğin simgesi Sevgili Peygamberimizdir. İslam'a gönül verenler, Onu örnek alır, Onun güzel huylarını benimser ve kalbini, ruhunu temizler. Bizim amacımız ve gayretimiz de böyle olmalıdır. İnsanın Beden Temizliği Nasıl Olmalıdır? Beden temizliğini üç başlık altında inceleyebiliriz: Vücudun Dış Temizliği. Vücudun İç Temizliği. Elbise Temizliği.

Yüreği Eskiciye Satmalı

25.6.2009 · Kategori: Yazılar Hikayeler

Yürek sevmiyorsa; nasır bağlamışsa ve granitten bir hal almışsa insana karşı; ne yapmalıdır böylesi yüreği?
Ruh ile yitirmişse dostluğunu ve kapatmışsa gözlerini gündüzün orta yerinde.
Beyhude böylesi bir yüreği taşımak.
Artık gece''nin siyah rengine ortak değilse, tenhada ağlayarak.
Bu yürek satılasıdır eskiciye.
Bir acı söz veya bir şiir mısrası yakmıyorsa canını. Bu yürek; o yürek değildir artık.
Bir iki laf edemez olduysan âşk üzere artık eskici arama vaktidir.
İlk eskiciye satmalı böylesi yüreği üç-otuz paraya...
Paraya dedim ya; geçmişte yaşanların hatırına yoksa böylesi yürek beş para etmez.
Yüreği değerli kılan sevgidir. Karşılıklı veya karşılıksız.
Yeter ki, sevme yeteneğini kaybetmesin yürek. Karınca''dan; Süleyman''a.
Böylesi bir yürek taşınmalıdır. Ettende olsa.
Ama neden''i kaybetmişse;
Eskiciye satmalı böylesi yüreği.
Ve durup durup sızlıyorsa bir gece yarısı.
Köz yanmada ise yürek kafesinde ve nefret harlıyorsa közü.
İşte bunun için satmalı bu yüreği eskiciye.
Gerci;yüregi olan eskicide almaz böylesini
Görüyorsun yürek;hurda degerin bile yok sevgi olmayinca...



Tükenmeyen yollarda,bilinmeyen geleceklere Yürüyerek geçiyor yaşam.
Uyandığımda bitecek bir rüya gibi.
Hiç durmadan,koştururcasına yürüyorum, Durursam uyanacağım, Yaşam bitecek sanki...

Ardıma bakmadan gidiyorum Bir daha geçmeyeceğimi bildiğim yollardan. Her adımda dağılıyorum.
Bir parçam,ellerimden düşer gibi, Kayıp gidiyor benden...

Bir köşede gülüşümü bırakıyorum. Bir gece yıldızlara bakarken,gözlerimi.
Sokak lambalarında, sessiz gölgelerimi. Günbatımının kızıllıklarında çocukluğumu, Gündoğumlarında,sabah çiğlerine karışan gözyaşlarımı...

Siyah beyaz bir fotoğrafta düşlerimi... Oysa düşlemek ne güzeldi çocukken. Nerden bilirdim yaşamın Böyle parçalanarak süreceğini Ve ömrümün,kendimi toplamakla geçeceğini...

Bir yap-bozum sanki, Tek parçamı bile bulamadan, Yeniden dağılıveriyorum. Nerede başladı bu...
Hatırlamadığım kadar uzakta kaldı ilk kırıntılarım.
Her yiten parçada sessiz bir çığlık attı yüreğim, Sel olup aktı da,kimseler görmedi.
Sessizce gelip toplamasını bekledim O hep beklenen,ama hiç gelmeyenin...

Yüreğimde bir telaş,bir heyecan; -Beni tamamla artık ! -der gibi çırpınan... O değil miydi daha yolun en başında Bin parçaya bölünüp dağılan...

İstesem de bulamam yüreğim. Bir daha geçmeyeceğim bir yolda, Bir eskiciye bıraktım seni,paramparça...

Çığlıkların paçalarımdan süzülüyor, Kimseler görmüyor...

İşte böyle sürüyor yaşam Yolun birinde eksilip, Bir başkasında biraz artan...

Kim geri getirebilir, Bir daha geçmeyeceğim bir yolda, Bir eskicide kalan , O bir parçası hep eksik yüreği...

...alinti...

Bir durak tadında hayat

25.6.2009 · Kategori: Yazılar Hikayeler

Bilmediğim kaç demdir üstümden geçen. Kaç yazı(sı) geçmiştir, yılların... Hâlâ üşüyorum. Isınmıyor dilimde sevgi.



Dün; tövbe, yarın; teslimiyet...

Bugünün adı kayıp, bugün; belki daha huzurlu...


Silinmiş camlarda yağmurlar kayıp. Aradığım nice anı yok, kayıp. Hafızamın körlüğü değil bu... Bu anlamadığım ve bile bile karşı koymadığım bir ayıp. Korku mudur, değil. Sade yorgunluk. Belki tuhaf bir olgunluk.


Yaprakların selamlarından mahrum kalmamak ne güzel... Ne güzel acı içinde, sıcacık bir yorgana sarılır gibi duasına sarılmak toprağın...


Ne istemeli hayattan, başka ne bulmalı şükür için?
Sus akıl sus...
Şımarık yüreğime aldanıp da sıralama takiyyeleri. Çok gördüm ben bu sahneleri, oyunları, emeksiz ekmekleri...


Tekneler kalkar gözlerimden. Kaç yolcu gider, kaçı döner... Ve hiç değişmez kalabalığım. Yollar eğrilir, silinir kimisi. Kimse değişmez, hiçbir söz hiçbir kulağa -aslında- ilişmez.


Bir durak tadında hayat. Fazlası için dar, azı için geniş.


Önümde kendi ayak izlerim. Ardımda onlarcası yol olmuş.
Gidiyorum. Gözlerim bu defa hiç şaşırmayacak, hiç korkmayacak.


Bir durak tadında hayat. Fazlası için dar, azı için geniş.


...alintidir...

Seni Seviyorum Çünkü..

18.7.2008 · Kategori: Yazılar Hikayeler

Seni seviyorum, çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben her güne seninle başlıyorum, seninle bitiriyorum…

Seni seviyorum, çünkü seninle her gün hayatı yeniden keşfediyorum. Bana her gün keşfedilecek bir şey sunuyorsun mutlaka. Soluksuz keşif maceralarının yorulmaz kaşifi oluyorum…

Seni seviyorum, çünkü beni dünyanın en mutlu insanı yapıyorsun. Mutluluğa yeniden ad versem, senin isminle anarım…

Seni seviyorum, çünkü en güzel zamanlarımın sahibisin sen. Seninle geçirdiğim kısacık anlar bile unutulmaz oluyor. Bitmesin istiyorum. Ya yoksan? İşte o zaman akmaz oluyor dakikalar, bir işkenceye dönüşüyor zamana katlanmak…

Seni seviyorum, çünkü bir ressamın çizebileceği en güzel tablosun sen. Renklerinle büyülüyorsun beni, hayran hayran bakıyorum sana. Ya da bir şairin yazabileceği en anlamlı şiir, sevdayı ve aşkı anlatan…

Seni seviyorum, çünkü yıllardır sakladığım aşk sözcüklerini ortaya çıkardın. Kıymet bilmez yüreklerden sakındığım o sözcükleri şimdi korkmadan, gururla söyleyebiliyorum. Biliyorum ki bir tek sen hak ediyorsun onları…

Seni seviyorum, çünkü aynı anda tüm mevsimleri yaşatıyorsun bana. Ellerini tuttuğumda yaz, saçlarına dokunduğumda bahar. Beyazlığınla kışımsın, aşkımızı sulayan bereketli yağmurlarınla sonbahar…

Seni seviyorum, çünkü sorgulamıyorsun yargılamıyorsun beni. Olduğum gibi kabul ediyorsun, hatalarımla zaaflarımla. Değiştirmek yerine anlamaya çalışıyorsun beni…

Seni seviyorum, çünkü korkmadan açıyorum yüreğimin kapılarını sana. Biliyorum ki hoyrat davranmayacaksın, biliyorum ki kanatmayacaksın yüreğimi...

Seni seviyorum, çünkü içimdeki yaramaz çocuğu ortaya çıkarmayı biliyorsun. Benimle çocuklaşıyorsun sen de. Hayatı bu kadar ciddiye alanlara inat oyunlar oynuyoruz birlikte, bıkmadan, usanmadan…

Seni seviyorum, çünkü ben karanlıkta yolunu kaybetmiş, nereye gideceğini bilemeyen biriyken, ışığınla aydınlattın yolumu. Bana hayatı sundun ellerinle, aşkı armağan ettin. Geçmişe dair tüm acı izleri sildin…

Seni seviyorum, çünkü ihanet yok aşkımızda, yalanlarla örülmüş sahte duygular yok. Birbirimizi kandırmadan, en çıplak halimizle yaşıyoruz bu aşkı. Zaten aşk dediğin böyle yaşanmalı…

Seni seviyorum, çünkü beklentisiz sevmenin ne olduğunu biliyorsun."Önce sen beni sev, ben seni daha sonra severim" demiyorsun. Açıyorsun yüreğini cesurca. Cesaretinle beni kendine hayran bırakıyorsun…

Seni seviyorum, çünkü doğadaki her canlıya sevgiyle bakabiliyorsun, üşümüş bir sokak kedisi gördüğünde içinin acıdığını biliyorum. Her canlıya yardımcı olabilmek için çırpınıyorsun…

Seni seviyorum, çünkü kıskanıyorsun beni. Öyle tadında, öyle kararında kıskanıyorsun ki bu çok hoşuma gidiyor. Ne aşırıya kaçarak sıkıyorsun beni, ne de hiç kıskanmayarak umursamaz görünüyorsun…

Seni seviyorum, çünkü ne ağlarken gözyaşını, ne de gülerken kahkahanı saklıyorsun. Yüreğinin en derin yerlerinden gelen hüzünle ağlıyor, ağız dolusu gülebiliyorsun…

Seni seviyorum, çünkü benimle yağmurda yürüyorsun. Bu eşsiz romantizme ortak oluyorsun. Yağmur seni sırılsıklam etse bile o an benimle birlikte olduğun için tanrıya bir kez daha şükrediyorsun…

Seni seviyorum, çünkü küçük şeylerden büyük mutluluklar doğabileceğinin farkındasın. Hayatını hep o büyük mutluluğu aramakla geçirmek yerine, küçük mutlulukları biriktirerek kocaman bir mutluluğun sahibi oluyorsun…

Seni seviyorum, çünkü seninle sonsuza dek birlikte yaşayacakmışım gibi hissediyorum. Senin de beni sevmekten asla vazgeçmeyeceğini biliyorum. Her zaman, ama her zaman "iyi ki hayatımdasın" diyebiliyorum…

Seni seviyorum, çünkü yıldızları getiriyorsun avucunda. Sarı, sıcak güneşi sunuyorsun bana. En coşkun denizlerin maviliğini getiriyorsun. Dalga dalga yayılıyorsun içime…

Seni seviyorum, çünkü olur da bir gün, yaşadığımız bu kenti terk etmek zorunda kalırsak, gittiğimiz yerde de kendimize ait mutlu bir hayatımız olacağını biliyorum. Biz birlikte olduktan sonra dünyanın her yeri cennet…

Aşkımın büyüklüğünü, sevdamın yüceliğini anlatmaya çalıştım sana. Bunca nedenden ve bunca sözden sonra seni ne kadar çok sevdiğimi anlatmayı başarabildim mi, bilmiyorum. Sözcüklerle tarif edilemeyecek kadar derin sana hissettiklerim. Bir de yüreğimdeki kuşların sesini dinle… Belki onlar daha iyi anlatır aşkımı. Biliyorum ki, sen olduğun sürece o kuşlar hiç terk etmeyecek yüreğimi… Sevgilim, ben seni yaşıyorum, seninle yaşıyorum. Çünkü… Seni Çok Seviyorum…



Mehmet Coşkundeniz'in "Seni Seviyorum Çünkü..." adlı kitabından alıntıdır.

« Önceki :: Sonraki »