Site Anasayfa Coğrafya'ya Giriş Türkiye Ekonomik Coğrafyası Türkiye Fiziki Coğrafyası Harita Bilgisi Coğrafya Animasyonları
Genel Coğrafya Toprak Coğrafyası Küresel Isınma Konuları Genel Fiziki Coğrafya İllerimiz İngilizce Tanıtım Coğrafya Videoları
Coğrafi Bilgi Sistemi Nüfus ve Yerleşme Tarih Ders Konuları İlahi Dinle Türkçe - Edebiyat Konuları Örgü - Dantel İşleri
Site ArşiviHaber BülteniCoğrafya Ders KonularıFlash OyunlarDini AnimasyonlarKur'an-ı Kerim Dinle

Sevgiliye Sitem ve Ayrılık Mektubu

6.12.2009 · Kategori: Yazilar Hikayeler

şiir, ayrılık resmi, aşk hikayesi

 

"Kendine iyi bak" bir veda değil elveda cümlesidir çoğu zaman.

O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...
"Kendine iyi bak. Çunkü bundan sonra ben yaninda olmayacağim. Olamayacağim.

istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum
ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum.
Olurda bir gun donersem seni iyi bulmak istiyorum.Kendine iyi bak.
Cunki bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim.
Kendine iyi bak ve beni dusunme. Cunki ben de seni dusunmeyecegim artik.
Arama sakin beni, yazma, cunki ben yazmayacagim. Sil beni yureginden, cunki ben silecegim.
Fakat, yasanilan, paylasilan guzel seyler hatirina sana yurekten mutluluklar diliyorum.
Ve ben bir daha donmemek uzere gidiyorum.
"Kendine iyi bak. Aramizda gecen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi
tercih ederim.
Aslinda bilmem cok onemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben.
Seni bir daha asla gormemek uzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben.
Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yuzden iyi bak diyorum.
Aslina bakarsan, cok da fazla umursamiyorum."
Kendine iyi bak, derler ve giderler.
Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla soylerler
bunu.
Cunki onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir.
Kolay kolay kopamaz onlar, surec cok aci vericidir, yurek parcaliyicidir.
Her seferinde azalan umutlarla geri doner ve yine Kendine Iyi Bak gozleriyle ayrilirlar.
Ta ki umut da, sevgi de tukeninceye kadar Taki son elveda mezar sessizligine burunuceye kadar
Tutkunun otesinde sevenler, bir kez Kendine Iyi Bak derler ve giderler.
Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine olumu yeglerler.
Onlar bu aciyi bir
kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
Kendine iyi bak, derler ve giderler.
Bu sozlerin icinde ihanet yok, hic bir zaman olamaz derler ve giderler.
En buyuk ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yuzustu birakip gitmek.
Kendine iyi bak, derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler.
Seni parcalara ayirip, en buyuk parcayi yanlarina alip giderler.
Seni senden alip giderler.
Daha kotusu suclayamazsin onlari tum bunlar icin.
Kendine iyi bak deyip gidenin gecerli bir nedeni vardir elbet.
Suclatmaz kendini. Savasmadiklari icin kizarsin ama suclayamazsin.
Savasmislarsa, yenildikleri icin kizarsin ama suclayamazsin.
Yenildigin icin kizarsin ama suclayamazsin Ayriligin kacinilmazligina inandirir seni,
kendine iyi bak, derler ve giderler.
Elinden umutlarini, duslerini, sevgilerini alip giderler.
Bir tek
anilari birakirlar geride, bir de hatirladikca gozyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.
Arkalarina bakmadan cekip giderler eger yalniz kalmissan, cunki insafsizliklarini gormek istemezler.
Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri icin ,
kendine iyi bak derler. "Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri icin kendine iyi bak derler.
"Seni istemiyorum artik, hayatimdan cikaracagim ama bil ki hic unutmayacagim"
diyemedikleri icin kendine iyi bak derler.
"Biliyorum cok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri icin kendine iyi bak derler.
Vicdanlarini rahatlatmak icin kendine iyi bak derler,
cunki o kan uzun sure akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.
Kendine iyi bak bir noktadir cogu zaman.
Kendine iyi bak deme bana, sadece kotulukler noktalansin isterim ben.
Oysa sen iyisin
Sen gozumdeki isik, dudagimdaki tebessum, sen icimdeki sevincssin.
Sen hayatima renk katan, sen yuregimdeki carpinti, sen hayatimdaki nesesin.
Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gonul yoldasim, sen bir tanesin.
Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.
Keske boyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni,
keske ben de affedebilsem seni. Keske dondurebilsek zamani geriye.
Keske bugunku aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile...
Ama yine de, gitmesen olmaz mi?
Bitmesek olmaz mi?
Sen eksikken, ben nasil tam olurum?
Senden kalan boslugu kimlerle doldururum?
Savassak aramiza giren seytanla olmaz mi?
Hani buyuk asklar her turlu engeli asardi,
hani gercek dostluklar her sinavi gecerdi,
hani sevgi eninde sonunda kazanirdi?
Hani hayatta hic kirlenmeyecek degerler vardi?
Hani en buyuk zaferler, en kanli savaslarin
ardindan kazanilirdi?
Bunlarin hepsi yalan mi?... Sahiden..., gitmesen olmaz mi?
Bitmesek olmaz mi?
Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Oyleyse sen de "Kendine Iyi Bak."

Ahlak kavramı ve güzel ahlak

29.7.2009 · Kategori: Yazilar Hikayeler

AHLAK KAVRAMI VE İYİ AHLAK

Tüm insan neslinin babası ve anası olarak kabul edilen Adem ve Havva’nın ilk defa “iyi”  ve “kötü” ile nasıl karşılaştıklarını anlatan yukarıdaki sözler bugün bizim  “ahlak” olarak adlandırdığımız konuları çok sade olarak ortaya koymaktadır.
 
            Ahlak, insan ilişkilerinde “iyi” ya da “doğru”  veyahut  “kötü”  ya da “yanlış” olarak adlandırdığımız değer yargılarını ifade eder.  Ahlak kavramını Katip Çelebi ünlü Keşfu’z-zunun adlı eserinde şu şekilde tanımlamaktadır:
 
“Ahlak ilmi faziletler ve reziletler ilmidir ki, nefsi faziletlerle süsleme ve reziletlerden koruma yollarını gösterir.”
 
Gerçekten de, Katip Çelebi’nin tanımı ahlak kavramını çok güzel bir şekilde ortaya koymaktadır.
 
            Ahlak, kelimesinin etimolojik açıdan kökeninin  Arapça “hulk” ; Yunanca “ethos” ve Latince “mos” kelimelerine dayandığı bilinmektedir. Arapça “hulk”, “huy” anlamına gelmektedir. Arapça “ahlak-ı hamide” ve “ahlak-ı hasene” iyi ahlak; “ahlak-ı zemime” ve “ahlak-ı seyyie” ise kötü ahlak anlamlarına gelmektedir.
 
            İngilizce’de ahlak kelimesinin karşılığı olarak kullanılan “ahlak” (ethics) kelimesinin kökeni ise Yunanca “ethos” dan gelmektedir. Yine İngilizce de ahlak kavramını ifade etmek üzere kullanılan “morality” kelimesi Latince “mos” kelimesinden türetilmiştir.
 
Ahlak, bir sosyal bilim dalı olarak toplum içerisinde oluşmuş örf ve adetlerin, değer yargılarının, normların ve kuralların oluşturduğu sistem bütününü inceler. Bu sistem bütünü; bir bireyin, bir grubun ya da tüm toplumun doğru ve yanlış davranışlarını belirler ve yönlendirir.
 
 
 
Ahlak bilimi içerisinde  incelenen başlıca konular ise şunladır:
 
•        İyi ve kötünün ayırdedilmesi,
•        Doğru ve yanlışın belirlenmesi,
•        İnsanın yapması gereken ya da insanlardan yapılması beklenen davranış ve eylemlerin tespit edilmesi,
•        İnsanların yapmaması gereken ya da insanlardan yapılmaması istenen davranış ve eylemlerin tespit edilmesi,
 
            Ahlak bilimi özetle, ahlak kurallarını ele alan bir disiplindir. Ahlak kurallarının temel özelliklerini ise şu şekilde özetlemek mümkündür:
 
•        Ahlak kuralları, belirli bir kişi, grup ya da toplum için geçerli olan değer yargılarıdır. Ahlaki kurallar genel geçerliliğe sahip değillerdir. Bir başka ifadeyle, neyin doğru, neyin yanlış, neyin iyi ya da kötü olduğu kişiden kişiye, gruptan gruba ve nihayet toplumdan topluma değişebilir. Örneğin, bir kişi için doğru olan, diğeri için doğru olmayabilir. Özetle, ahlak kuralları subjektif , yani kişiden kişiye değişen değer yargılarını ifade eder.
 
•        Ahlak kuralları, belirli bir yerde geçerli olan değer yargılarıdır. Herkes için genel geçerliliğe sahip ahlaki kurallar olmadığı gibi her yerde genel geçerliliğe sahip ahlaki kurallar da yoktur. Bununla birlikte, bazı davranış ve eylemlerin (örneğin, yalan söyleme, hırsızlık yapma vs.) herkes tarafından ve her yerde kabul edildiğini söylemek mümkündür. Burada ifade edilmek istenen tüm ahlak kurallarının her yerde geçerli olmadığıdır.

 

Temizlik

29.7.2009 · Kategori: Yazilar Hikayeler

TEMİZLİK


İnsan ruh ve bedenden meydana gelir. İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özellik; düşünmesi, akıl ve iradesi ile hareket etmesidir. Doğru düşünen, akıl ve iradesini güzel kullanan insanın davranışları da doğru ve güzel olur. Manevi temizliğin ilk şartı, düşünceyi temiz tutmaktır. İnsan zararlı ve kötü düşüncelerden uzak kaldığı sürece, davranışlarına hakim olur. Çünkü, bütün hareketlerin önce düşünce safhası vardır. İyi veya kötü her davranış önce zihinde tasarlanır ve planlanır daha sonra uygulanır. Bu yüzden zihni güzel duygularla dolu olan insanın, ahlakı da güzelleşir. Ruhumuzu güzelleştirmek için çok okumalı ve bilgili bir kişi olmalıyız. Bilgi, insanın akıl ve iradesini güçlendirir. Kötü huy ve davranışların zararlarını ortaya koyar. Bilgili insanlar, iyi huyların kıymetini ve insanlar için yararlarını bilirler. Doğru ve yanlışı birbirinden ayırırken zorluk çekmezler. Kötülüklerden uzak kalmak için, insanın kendisini ikna etmesi gerekir. Bir hareketin kötülüğüne ve zararına inanan bir insan ondan daha iyi uzaklaşır. Akıl ve mantık, bilgi ve görgü ile beslenir. Manevi güzelliğin göstergesi, güzel ahlaktır. En güzel ahlak kuralları ise İslam dini tarafından belirlenmiştir. Güzel ahlakın ve manevi temizliğin simgesi Sevgili Peygamberimizdir. İslam'a gönül verenler, Onu örnek alır, Onun güzel huylarını benimser ve kalbini, ruhunu temizler. Bizim amacımız ve gayretimiz de böyle olmalıdır. İnsanın Beden Temizliği Nasıl Olmalıdır? Beden temizliğini üç başlık altında inceleyebiliriz: Vücudun Dış Temizliği. Vücudun İç Temizliği. Elbise Temizliği.

Yüreği Eskiciye Satmalı

25.6.2009 · Kategori: Yazilar Hikayeler

Yürek sevmiyorsa; nasır bağlamışsa ve granitten bir hal almışsa insana karşı; ne yapmalıdır böylesi yüreği?
Ruh ile yitirmişse dostluğunu ve kapatmışsa gözlerini gündüzün orta yerinde.
Beyhude böylesi bir yüreği taşımak.
Artık gece''nin siyah rengine ortak değilse, tenhada ağlayarak.
Bu yürek satılasıdır eskiciye.
Bir acı söz veya bir şiir mısrası yakmıyorsa canını. Bu yürek; o yürek değildir artık.
Bir iki laf edemez olduysan âşk üzere artık eskici arama vaktidir.
İlk eskiciye satmalı böylesi yüreği üç-otuz paraya...
Paraya dedim ya; geçmişte yaşanların hatırına yoksa böylesi yürek beş para etmez.
Yüreği değerli kılan sevgidir. Karşılıklı veya karşılıksız.
Yeter ki, sevme yeteneğini kaybetmesin yürek. Karınca''dan; Süleyman''a.
Böylesi bir yürek taşınmalıdır. Ettende olsa.
Ama neden''i kaybetmişse;
Eskiciye satmalı böylesi yüreği.
Ve durup durup sızlıyorsa bir gece yarısı.
Köz yanmada ise yürek kafesinde ve nefret harlıyorsa közü.
İşte bunun için satmalı bu yüreği eskiciye.
Gerci;yüregi olan eskicide almaz böylesini
Görüyorsun yürek;hurda degerin bile yok sevgi olmayinca...



Tükenmeyen yollarda,bilinmeyen geleceklere Yürüyerek geçiyor yaşam.
Uyandığımda bitecek bir rüya gibi.
Hiç durmadan,koştururcasına yürüyorum, Durursam uyanacağım, Yaşam bitecek sanki...

Ardıma bakmadan gidiyorum Bir daha geçmeyeceğimi bildiğim yollardan. Her adımda dağılıyorum.
Bir parçam,ellerimden düşer gibi, Kayıp gidiyor benden...

Bir köşede gülüşümü bırakıyorum. Bir gece yıldızlara bakarken,gözlerimi.
Sokak lambalarında, sessiz gölgelerimi. Günbatımının kızıllıklarında çocukluğumu, Gündoğumlarında,sabah çiğlerine karışan gözyaşlarımı...

Siyah beyaz bir fotoğrafta düşlerimi... Oysa düşlemek ne güzeldi çocukken. Nerden bilirdim yaşamın Böyle parçalanarak süreceğini Ve ömrümün,kendimi toplamakla geçeceğini...

Bir yap-bozum sanki, Tek parçamı bile bulamadan, Yeniden dağılıveriyorum. Nerede başladı bu...
Hatırlamadığım kadar uzakta kaldı ilk kırıntılarım.
Her yiten parçada sessiz bir çığlık attı yüreğim, Sel olup aktı da,kimseler görmedi.
Sessizce gelip toplamasını bekledim O hep beklenen,ama hiç gelmeyenin...

Yüreğimde bir telaş,bir heyecan; -Beni tamamla artık ! -der gibi çırpınan... O değil miydi daha yolun en başında Bin parçaya bölünüp dağılan...

İstesem de bulamam yüreğim. Bir daha geçmeyeceğim bir yolda, Bir eskiciye bıraktım seni,paramparça...

Çığlıkların paçalarımdan süzülüyor, Kimseler görmüyor...

İşte böyle sürüyor yaşam Yolun birinde eksilip, Bir başkasında biraz artan...

Kim geri getirebilir, Bir daha geçmeyeceğim bir yolda, Bir eskicide kalan , O bir parçası hep eksik yüreği...

...alinti...

Bir durak tadında hayat

25.6.2009 · Kategori: Yazilar Hikayeler

Bilmediğim kaç demdir üstümden geçen. Kaç yazı(sı) geçmiştir, yılların... Hâlâ üşüyorum. Isınmıyor dilimde sevgi.



Dün; tövbe, yarın; teslimiyet...

Bugünün adı kayıp, bugün; belki daha huzurlu...


Silinmiş camlarda yağmurlar kayıp. Aradığım nice anı yok, kayıp. Hafızamın körlüğü değil bu... Bu anlamadığım ve bile bile karşı koymadığım bir ayıp. Korku mudur, değil. Sade yorgunluk. Belki tuhaf bir olgunluk.


Yaprakların selamlarından mahrum kalmamak ne güzel... Ne güzel acı içinde, sıcacık bir yorgana sarılır gibi duasına sarılmak toprağın...


Ne istemeli hayattan, başka ne bulmalı şükür için?
Sus akıl sus...
Şımarık yüreğime aldanıp da sıralama takiyyeleri. Çok gördüm ben bu sahneleri, oyunları, emeksiz ekmekleri...


Tekneler kalkar gözlerimden. Kaç yolcu gider, kaçı döner... Ve hiç değişmez kalabalığım. Yollar eğrilir, silinir kimisi. Kimse değişmez, hiçbir söz hiçbir kulağa -aslında- ilişmez.


Bir durak tadında hayat. Fazlası için dar, azı için geniş.


Önümde kendi ayak izlerim. Ardımda onlarcası yol olmuş.
Gidiyorum. Gözlerim bu defa hiç şaşırmayacak, hiç korkmayacak.


Bir durak tadında hayat. Fazlası için dar, azı için geniş.


...alintidir...

« Önceki ::