Site Anasayfa Coğrafya'ya Giriş Türkiye Ekonomik Coğrafyası Türkiye Fiziki Coğrafyası Harita Bilgisi Coğrafya Animasyonları
Genel Coğrafya Toprak Coğrafyası Küresel Isınma Konuları Genel Fiziki Coğrafya İllerimiz İngilizce Tanıtım Coğrafya Videoları
Coğrafi Bilgi Sistemi Nüfus ve Yerleşme Tarih Ders Konuları İlahi Dinle Türkçe - Edebiyat Konuları Örgü - Dantel İşleri
Site ArşiviHaber BülteniCoğrafya Ders KonularıFlash OyunlarDini AnimasyonlarKur'an-ı Kerim Dinle

« Önceki :: Sonraki »

Çocuk psikolojisi

4.11.2009 · Kategori: Sağlık

Çocuk psikolojisi

Psikoloğa ( çocuk Psikolojisi ) gitmek bir çok insan için, tabu olma özelliğini halen koruyor. Anne-babalar çocuklarını psikoloğa götürmek için defalarca düşünüyor, sorunları çözmek için çeşitli yöntemleri deniyor ve en son çare olarak bir psikoloğa başvuruyor. Psikoloğa gitmeye karar verene kadar sorun iyice ilerliyor, bu da çözüme ulaşmayı güçleştiriyor. Pek çok aile, ilkokuldan itibaren çocuklarının eğitimi için ciddi bir bütçe ayırıyor, oysa çocuklar için yapılacak yatırımın en büyüğü ilk 6 yılda yapılmalı, çünkü kişilik gelişiminin yüzde yetmişbeşi okul öncesi dönemde tamamlanıyor. Bu dönemlerden sonra çocuğunuzu daha iyi koşullarda yaşatabilirsiniz, ama daha sağlıklı ve mutlu, daha güvenli ve sosyal, daha zeki ve kendini geliştiren bir insan olmasına katkınız çok azalır.

Hangi durumlarda psikoloğa gidilmeli?

Aileler psikologlara çocuklarıyla ilgili aşağıdaki durumlar için başvurabilir.

· Gelişim kontrolü için
· Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıkların tedavisi, sakatlıklar için
· Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri için
· Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt için

Gelişim kontrolü
Psikoloğa gitmek için çocukların herhangi bir sorun yaşamasını veya bir hastalık, davranış bozukluğu geliştirmesini beklemek yanlıştır. 0-6 yaş döneminde çocukları, gelişim kontrolü yaptırmak için düzenli aralıklarla bir uzmana götürmek gerekir. Gelişim kontrolü seanslarına psikoloğun da onayıyla, anne-babalar, çocuk bakıcıları veya çocukla ilişkide olan diğer aile büyükleri de katılabilir. Gelişim kontrolleri sayesinde anne-babaların edinecekleri bilgiler aşağıdaki gibidir;

· Çocuğunuzun gelişiminin normal olup olmadığını öğrenirsiniz. Gelişim kontrolü seanslarında çocukların gelişimleri 5 grupta incelenir; fiziksel, hareket, dil, sosyal-duygusal, zeka gelişimi.
· Geriden gelen gelişim alanlarını ve bu alanları desteklemek için yapmanız gerekenleri öğrenmiş olursunuz. Psikoloğunuz size bu alanı geliştirmenizi sağlayacak egzersizler, oyun ve oyuncaklar önerecektir. Örneğin, siz çocuğunuzun konuşma problemi olduğunu ancak 18. ayda farkedebilirsiniz, ancak bir psikolog bunu 8-10 aylar arası farkedip, dil gelişimini destekleyici egzersizlere ağırlık vermenizi sağlayabilir. Bu şekilde sorunlar çıkmadan önleyebilirsiniz.
· Çocuğunuzun gelişimini desteklemek için neler yapabileceğinizi öğrenirsiniz.
· Çocuğunuzun zayıf ve güçlü yönlerini, eğilimlerini ve bunları geliştirme yollarını öğrenirsiniz.
· Çocuğunuzla sağlıklı iletişim kurmayı öğrenirsiniz.
· Farkına varmadan yaptığınız hataları görme ve düzeltme olanağı bulursunuz.
· Çocuğunuzla oyun oynamayı ve ona herhangi bir şeyi doğru yöntemlerle öğretmeyi öğrenirsiniz.
· Spor, sanat veya bilimin herhangi bir dalına çocuğunuzu sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi öğrenirsiniz.
· Yaşına göre hangi oyun ve oyuncakları tercih etmeniz gerektiğini öğrenirsiniz.
· Çocuğunuzun içinde bulunduğu dönemle ilgili gerekli bilgileri ve bu dönemlerde dikkat etmeniz gereken konuları öğrenirisiniz. Örneğin; 8 ay civarı yabancılardan korkma, 12 ay civarı özgürlüğünü ilan etme, 18 ay civarı tuvalet eğitimine hazırlık vb.
· Ortaya çıkabilecek olası uyum ve davranış bozuklukları ve hastalıkları hızla teşhis edebilme, önlem alabilme ve tedaviye başlayabilme olanağı bulursunuz.

Gelişim kontrollerine başlamak için en ideal dönem 6-8 aylar arasıdır. Psikologlar gelişim kontrollerini farklı periyotlarla yapabilirler. Çocuğun gelişimine göre seanslar daha sık yapılabilir. Ancak gelişimi normal çocuklar için genellikle aşağıdaki program yeterli olmaktadır.

6 - 36 ay arası 2 ayda bir görüşme
3 yaş - 6 yaş arası 4 ayda bir görüşme

Davranış ve uyum bozuklukları, hastalıklar, sakatlıklar
Aileler, yaygın gelişimsel bozukluklar, cinsiyet anomalileri ve kromozomal bozukluklar için psikologlara başvurabilir. Örneğin, otizm, hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı, down-sendromu, zeka geriliği, konuşma bozuklukları, öğrenme güçlükleri gibi hastalıkların tedavisinde psikologlardan yardım alınabilinir. Bu hastalıklarda tıbbi tedavi gerekliyse, psikologlar destek tedavi programlarını yürütürler. Bunun dışında bu hastalıkların tanısının konamadığı durumlar olabilir, ancak çocuğun hastalığa eğilimi vardır; bu durumlarda tıbbi tedavi uygulanamaz ama bir psikologla düzenli çalışarak, egzersiz yapılarak sorunu tamamen çözmek veya sorunun ilerlemesini engellemek mümkün olabilir.

Kaza sonucu ve doğuştan olan sakatlıklarda da, tıbbi tedavilerin yanı sıra, psikolojik destek almak hem tedaviye uyumu artırır, hem de çocuğun ve ailenin sorunla başaçıkmasını kolaylaştırır. Bu tür sakatlıklara örnek olarak, körlük, sağır ve dilsizlik, ortopedik sakatlıklar, ağır konuşma bozuklukları vb. Verilebilinir.

Uyum sorunları ve davranış bozukluklarının tedavisinde çoğunlukla psikolojik yardım tek başına yeterli olmaktadır. Bu sorunlar çok yaygındır ve bir çok aile bunları yardım almayı gerektirir bir sorun olarak görmez. Anne-babalar genellikle, bu tip sorunların kendiliğinden geçmesini bekler veya sorunu gidermek için o kadar sağlıksız yöntemler dener ki, sorun yer değiştirerek başka bir forma girer veya büyüyerek çözülemez hale gelir. Uyum ve davranış bozukluklarına örnek olarak aşağıdaki sorunları sıralayabiliriz;

- Gece korkuları
- Fobiler
- Kaygı bozukluğu
- Parmak emme (bebeklik dışında)
- Tırnak yeme
- Öfke ve saldırganlık
- Altını ıslatma
- Dışkı kaçırma veya tutma
- Kekemelik
- Tikler
- Yalan söyleme
- Çalma
- Kardeş kıskançlığı
- Cinsel sorunlar ve mastürbasyon
- Yeme bozuklukları
- Uyku bozuklukları
- İçe kapanıklık
- Aşırı inatçılık


Ailelerin bu sorunları çözmede yaptıkları en büyük yanlışlardan biri sorunu ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Oysa, soruna yol açan sebebi ortadan kaldırmak gerekir. Yoksa sorun ya büyüyerek veya yeni bir sorun olarak bir süre sonra yeniden ortaya çıkar. Örneğin tırnağını yiyen bir çocuğu baskı yoluyla veya çeşitli cezalarla bu alışkanlığından vazgeçirebilirsiniz, ancak tırnak yeme alışkanlığına yol açan duygusal sebepler ortadan kalkmadıkça sorun tekrarlar veya çocuk altına kaçırma vb. Gibi yeni bir sorun geliştirir.

Aile ile ilgili sorunlar ve yaşam değişiklikleri
Boşanma, aile bireylerinden birinin ölümü, bakıcının değiştirilmesi, şehir veya ev değişikliği, okula başlama, kreşe başlama, kardeş doğumu ve annenin işe başlaması gibi yaşam değişiklikleri çocuklar için önemli duygusal sorunlara yol açabiliyor. Yetişkinler gibi, çocuklar da bu tip değişimlerden farklı düzeylerde etkilenebiliyorlar. Bu değişimlerden önce psikoloğa başvurarak çocukların bu değişime hazır olup olmadıklarıno öğremekde ve hazır değillerse bu olayların çocuklara nasıl anlatılabileceği konusunda danışmakta yarar vardır. Özellikle boşanma ve kardeş doğumu konularında mutlaka birkaç seanslık danışmanlık alınması gerekir; birçok çocuk bu değişimlerden çok etkilenmektedir.

Psikolojiyle ilgili sorulara yanıt
Aileler çocuklarının psikolojilerine zarar vermeden bazı basit sorunları çözebilmek için de psikologlara başvurabilirler. Bu sorunların bir kısmı basit önerilerle giderilebilir. Sağlıksız yöntemlerle çözüldüğünde ise yukarıda sayılan uyum bozukluklarına veya duygusal sorunlara yol açabilir. Sorunların hepsinin çocukluk çağlarında ortaya çıkmadığını, çocukluk dönemlerinde yaşanan olayların ve sağlıksız eğitim yöntemlerinin ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde ortaya çıkan sorunlara zemin hazırladığını da unutmamak gerekir. Ailelerin yanıtlarını merak ettiği sorulara aşağıdaki örnekler verilebilir;

- Çocuğumu kreşe hangi yaşta göndermeliyim?
- Başını duvara vuruyor, nasıl engel olabilirim?
- Yüzümüze vuruyor, bu davranışından nasıl vazgeçirebilirim?
- Çok inatçı, her dediği yapılsın istiyor, ne yapabilirim?
- Yatağını ne zaman ayırmalıyım?
- Bana çok düşkün, onu kendimden nasıl uzak tutabilirim?
- Ders çalışmayı sevmiyor, nasıl ders çalışmasını sağlayabilirim?
- Okula gitmek istemiyor, ne yapmalıyım?
- Kardeşine vurmasını nasıl engellerim?

Psikologlarla ilgili yanlış bilgiler

Psikologların herkese uygulanabilen hazır reçeteleri vardır.
Psikologların sihirli değnekleri vardır; bir seansta sorunları ortadan kaldırırlar.
Psikologlara herşeyi anlatmaya gerkek yoktur, ailelerin sırlarını paylaşmaları gerekmez.
Psikolağa gitmek için hastalık geliştirmek gerekir.
Psikologlara sadece tedavi amacıyla gidilir, bir sorun yoksa ve herşey yolundaysa gidilmez.
Psikologlara danışmanlık ve kontrol amacıyla gidilmez.
Psikologlar sizin farkedemediğinizi farkedemez; sizin çocuğunuzu sizden daha iyi tanıyamaz...

Cocuğun gelisimi bagimliliktan bagimsizliga, bencillikten isbirligine,somut dusunceden soyut ve mantikli dusunmeye dogrudur.

Duygulari surekli degisiklik gosterir, biraz once kavga ettigi arkadasiyla bir sure sonra barisir oyunlar oynar.bu yuzdendir ki cocuklarin kavgalarina ve oyunlarina yetiskinler karismamalidir.

Cocuklar yeni durumlara uymakta gucluk cekmezler, cabuk ogrenirler, kotu olaylari, sayet cok yaralayici degilse cabuk unuturlar.

Spontandirlar, dusuncelerini ve olaylari sansurlemeden anlatirlar. Bu yuzden "Cocuktan al haberi" deyimi yaygin bir deyimdir. Cocuklar dinlenilmelidir, kisiliklerine ve farkliliklarina saygi duyulmalidir. Her zaman kendilerini ifade etmelerine olanak verilmeli, bu tavirlari desteklenmeli, "sen cocuksun sus" asla denilmemelidir. Dolayisiyla cocuklarla iletisime girerken gelisim donemlerine niteliklerini de gozonune almak gerekir.Bu bolumde cocuklarda siklikla rastlanan davranissal ve duygusal problemler irdelenecektir.

Çocuğu yalnızlıktan kurtarma yolları
Çocukları yalnızlıktan kurtarmak için, çocuğu eğitmek gibi güzel bir mesleğe sahip olan öğretmen:
1.Çocukları çok iyi tanımalıdır.
2.Çocukların ailelerini tanımalıdır.
3.Çocukların aileleri ile sık sık bir araya gelmelidir.
4.Teneffüslerde, aralarında veya yakınlarında olmalıdır, onları süreli olarak izlemelidir.
5.Her zaman çocuğun yanında olduğun güvenini vermelidir.
6.Kendinizi en az onların anne ve babaları kadar tanıtınız; okulu, dershaneyi ve eşyaları tanıtınız.
7.Günlük yaşamda çocuğa alışkanlık verebilecek alışkanlıkların (tuvaleti ve lavabonun nasıl kullanılacağı gibi) ve günlük ihtiyaçlarını nasıl gidereceklerini ayrıntılı anlatınız.
8.Çocuğa hem anne hem de baba şefkatini aratmayacak derecede yakın olunuz. Gerekirse çocuk anne ve babasına açmadığı sırrını size açabilmelidir.
9. Çocuk il dönemlerde süreli bir korku içinde olduğu bir dönemdedir. Korku kaynaklarını yenmede çocuğa yardımcı olunuz.
10.Çocuk okula koşup oynamak için gelir. Sürekli oynamakla yorulur, koşma ve oynama sonunda dinlenmesine fırsat verilmesini bekler. Bunun için birinci sınıf:
a-Çocuğun koşup oynadığı,
b-Yorulduktan sonra öğrenmeye hazır olduğu, bir öğrenme yeridir.
Öğretmen ise;
a-Çocuğa bu oluşumu hazırlayan,
b-Çocuk tarafından kendisine güvenilen,
c-Çocukta her haliyle beğenilme duygusu uyandıran canlı bir şefkat ve hoş görü hazinesidir.
Birinci sınıf çocuğu, öğretmenin yanılmazlığına inandığından öğretmenin “olmamış, çirkin olmuş, beceremedin, beyinsiz,” gibi sözlerini işitmek ona ağır gelir. Oysa çocuğun olumlu yönleri üzerinde durulması, noksanlıklarının tatlı bir dille anlatılması ve böylece çocuğun yaptıklarını kontrol etmesine zemin hazırlanmalıdır.
Ödevini yapamama, evde anne ve baba, okulda öğretmen, okula geç kalmak, sevilmemek, akranlarının, dinlenenlerinin korkulu serüvenlerini sürekli olarak yaşamak, bazı hayal mahsulü şeylerden korkmak, çocuğun belli başlı korkularıdır. Bu tür korkular çocuğu ister istemez bazı suçlara yöneltir.
Yalan söyleme, tırnak yeme, parmak emme, arkadaşlarıyla alay etme, başkalarının eşyalarını çalma gibi alışkanlıklar edinir. Çocukların bu davranışlarını unutmayarak, dikkatli davranmak gerekir.

Cocuk Nicin Yalan Soyler? Cocuk Ve Yalan

Yalan, bir hatayi gizlemek dolayisiyla cezadan kacinmak icin soylenir.
Yasamin ilk bes yilinda cocugun soyledigi yalanlardan endise duyulmamalidir.Cunku gercegi algilama ve ona dsadik kalma yetisi yas ilerledikce gelisir.
Gercegi ayirtedebilen bir cocuk, yine de yalan soylemeye devam edebilir.Cocuk yalan soyler cunku...,
  • Cevreyle olan iliskilerinde "yolunda gitmeyen bir seyler" vardir.
  • Cezadan kurtulmak ister.
  • Kendini digerlerindebn asagi gormektedir.
  • Ilgi cekmek ve cevresini sasirtarak oz doyum saglamak istediginden olmadik seyleri oluyormuscasina ifade eder, bunlara psuedo yalanlar denir.
  • Kendisini rahatsiz eden gercekleri gizlemek ister /örn, okul basarisizligini gizler.
  • Ana babasinin sevgisine ihtiyaci vardir.
  • Cevresindekiler de yalan soylemektedir, model alir.
  • Bazen de ana babasinin istegi uzerine yalan soyler ve bunu aliskanlik haline getirir.
  • Kendi hayatini gizlemek geregi duyar.
Nasil onleyebiliriz?
  • Cocugunuzu yalan soylemeye iten nedenleri bir dedektif titizligi ile tespit ediniz ve bu nedenleri onunla "boyle demek istiyor olabilir misin" diye irdeleyin.
  • Sizler de yalan soylemeyin.
  • Yalan karsisinda cok sert ve asagilayici tavir takinmayiniz.

Çocuk Ve Yalan

Yalan söylemek herkesçe ayıplanan bir davranıştır. Ne var ki yalanı kınayanlar bile ara sıra ona başvurmadan edemezler. Genellikle kendi yalanlarımızı gerekli, başkalarınınkini ise büyük yalanlar olarak görmeye yatkınızdır. Gerçeği söyleyip başkasını incitmemek için küçük bir yalan söylemekte sakınca bulmayız. Günlük yaşamda nice bu tür küçük yalanlar sayılabilir. Abartmalı övgüler, başından geçen bir olayı ballandıra ballandıra anlatmalar ve avcı öyküleri hoş görülen yalanlardır. Ancak önemli yalanlarla, önemsiz yalanları ayırt etmenin her zaman kolay olmadığını d afark etmeliyiz. Asıl dokuncalı yalanlar yarım yalanlar ya da gerçeğe çok yakın yalanlardır. Başkasını bilerek aldatma amacıyla söylenen yalanlar küçük görünseler de gerçek yalanlardır.
Yalanı bol bir dünyada yaşadığımız apaçık ortada iken, çocukları yalandan uzak tutmanın zorluğunun da fark edilir boyutta karşımızda duruyor olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Çocuğa hem açık gözlü olmayı öğrtemek hem de onu yalana kanmayacak biçimde yetiştirmek çetin bir eğitim sorunudur. Gelin doğruyu söyleyelim : çocukların yalanları erişkinlerin yalanları içerisinde çok masum kalırlar. Onların abartmaları ya da kuyruklu yalanları aldatma amacı gütmez. Çocuk gerçeği iyi değerlendiremediği, görüp duyduğunu çarpıttığı için uydurur. Kimi ana baba , çocuğun , olmamış şeyleri olmuş gibi anlatmasını yalan sayar. Düş ürünü öykülere gülüp geçmek yerine suçlamak yolunu seçer. Oysa çocuklar gerçeğe uydurma yoluyla ulaşırlar. Çocuk konuşmalarındaki abartma ve uydurma çoktur.
Çocukları yalana iten, çoğunlukla erişkinlerin gerçek karşısında takındıkları çelişikili tutumdur. Kendisi çok fazla uyduran çocuk bile ana babasının yalanlarına çok duyarlıdır. Bazı durumlar da vardır ki; çocuk yalan ile farklı kazançlar sağlar ve bunun sebebinin biri ailedir. Mesela anne, kendi yalanına çocuğu da ortak ediyorsa sakıncalı sonuçlarla karşılaşır. " Bugün ne kırdığımı babana söylemezsen..." ile başlayan vaatler bir süre sonra anneyi çocuğun oyuncağı haline getirir. Çocuk bu durumda yalandan kazanç sağlamıştır ve bunu alışkanlık haline getirmeye başlamıştır.
Kimi çocuk yalanla özlemini çektiği şeyleri söyler. Babası olmayan çocuk baba özlemi çektiği için kendini babalı olarak tanıtır. Annesi yeni doğum yapmış ya da annenin ilgisi azalmışsa çocuk, annesinin yok olduğunu söyler. Çocuk sık sık yalana başvuruyorsa durup düşünmek gerekir. Bu durumda çeşitli nedenlere bağlı olarak, ana baba ve çocuk arasındaki güven sarsılmış demektir. Ya çocuk ana babasının beklentilerini karşılamakta güçlük çekiyor ya da ceza korkusuyla yalana sığınıyordur. Ana babalar sıklıkla doğruyu söyletmek için çocuğu itirafa zorlarlar. Köşeye sıkıştırılan çocuğun ilk tepkisi de yadsıma olur. Çocuklara zorla doğru söyletildikten sonra verilen cezada çocuğun doğru söylediğinde başına iş açtığını düşünmesine ve yalanı pekiştirmesine neden olur. Yalan kendini korumanın en kolay aracı olup çıkar


Kaprisli Çocuklar


Çocuklarda ve her yaş insanda görülen, çevresindekilerle ve kendi benliğiyle dengeli ilişkiler kurmaya büyük bir engel olan bu durumdaki çocuklar ve büyükler diğer insanlar tarafından başbelası olarak nitelendirilir.
Geçici hevez, düşüncesizce heves, maymun iştahlılık anlamına gelir. Geçinilmesi ve doyurulması mümkün olmayani ilgilileri hem kendi yaşamından hem d eilişki kurduğu insanlardan usandıran bir haldir.
Her yaşta inanlarda olduğu söylenebilir. Yalnız kadınlarda erkeklerden daha fazla olduğu söylenmektedir.
Kaprisli kişilerde görülen özellikleri ve sık sık rastlanan davranışları şöyle özetleyebiliriz:
---- Kaprisli kişiler istediklerinde sık sık değişiklikle, terslikler ve dönüşler yaparlar.
---- Kararsızdırlar. Hareketlerinde bir mantıksızlık vardır.
---- Maymun işathlıdırlar. Geçici hevesleri vardır.
---- Aklına gelen herşeyi sürekli olarak değiştirerek başkalarına kabul ettirmek isterler.

Nedenleri :
---- Çocuğun her istediğini yerine getirmek
---- Çocuğun fazla bencil bir şekilde yetiştirilmesi
---- Çocuklarda irade eğitimine fazla yer verilememesi
---- Sinir sisteminin gevşekliği ve basit psikolojik yaşam sürdürmeleri
---- Dış etkilere ve uyarıcılara karşı gelme arzusu
---- Güzelliğine, üstün başarılı olduğuna, zenginliğine bilinçli kılınarak her istediğinin herkes tarafından her zaman yerine getirilme inancının yerleşmiş olması
---- Hastalıkları sırasında uygun olmayan aşırı ihtimam ve her istediklerinin yerine getirilmesi

Koruyucu ve düzeltici önlemler :
---- Çocuklarda beden, ruh, sinir zayıflıkları ve irade zayıflığını kontrol ediniz. Çünkü çocukların kaprisli oluşlarının en büyük nedenleri bu alandaki zayıflıklarıdır. Onları destekleyiniz.
---- Çocuklara ailenin saygıdeğer bir üyesi olduğunu hissettiriniz. Çocuğa aşağılık duygusunu ve değersiz, aciz bir kimse olduğunu hissettirmeyiniz.
---- Çocukları mümkün olduğu kadar sosyal yaşantılar içinde sosyal olamsını sağlayınız. Kendine ait şeyleri başkası ile paylaşmaktan zevk duyacak şekilde eğitiniz. Sadece sahip olmaktan, almaktan değil aynı zamanda başkalarına birşey vermekten hoşlanan zevk alan bir kişi olmasına yardım ediniz.
---- Makul isteklerini makul ölçülerde karşılayın.
---- Çocuğunuz çok güzel, zeki, başarılı, yakışıklı, kuvvetli olabilir. Onlara bu özlelliklerinden dolayı herkesin her isteklerini yerine getirecekleri inancını vermeyiniz.

İnatçı Çocuk

Çocukta inatçılık, çocuğun belli bir makul nedeni olmaksızın, bir harekette ısrar etmesi, davranışını, düşüncesini, durumunu değiştirmemesi şeklinde tanımlanabilir. İnatçılık çocuğun duygusal gelişiminin bir sonucudur ve en çok 3 -6 yaş arasında yaşanır. Bu yaşlarda inatçılık normaldir. Çocuk ben duygusunun ve özgür olma bilincinin gelişiminden kaynaklanan inatçılık gösterir. Çocuk herşeyi kendi yapmak ister. yaptığı şeyler hoşuan gider, çevresinden gelen direnmeyi yenmeye çalışır. Kendi varlığını hissettirmeye, kabul ettirmeye çalışır. Kendince o hep haklıdır. İnatçı çocuk, saldırganlığını pasif direniş yoluyla açığa vuran çocuktur. Herşeyi ağırdan alır. Çantasını hazırlamaz, ağır giyinir, okula geç gider. Çalışmam demez ama maşa başına geçip hiçbirşey yapmadan oturur. Birşey söylenince anlamamış gibi boş gözlerle bakar.Bu tutumlarıyla ana babayı çileden çıkarır, sert tepki görür. Anne ne yapacağını, nasıl yaklaşacağını bilemez. Dayak ve cezaya başvurur, çocuğun değişmediğini görür,büsbütün kızar. Böyle bir çocuk kardeşini açıkca dövüp hırpalamaz ama sinsice kızdırır. Okulda da öğrenmeye karşı isteksiz davranır, yeteneğini kullanmamakta sanki direnir. Ancak geçecek not alır. Kısacası ana baba ve diğer yetişkinlere karşı olumsuz bir tutum içerisindedir. Arkadaşlarıyla açıktan kavga etmese de, geçimsiz ve uyumsuzdur.
İnatçı çocuğun genel tutumu çoğunlukla gergin ana - çocuk ilişkisinin bir sonucudur ve başlangıcı özerklik dönemine kadar gider. Annenin tuvalet eğitimi veya yemek konusunda çok katı ve ısrarcı oluşu çocuğu pasif direnmeye götürür. Ana - çocuk arasında bu dönemde başlayan savaş başka alanlara da sıçrayarak sürüp giderse ortaya inatçı bir kişilik çıkar.
Anne - babalar şu noktaları dikkate almalıdırlar :
---- Çocuklara sert ve şiddetli cezalar verilmemelidir.
---- Çocuğun hareketlerine gereksiz yere engel olunmamalıdır.
---- Çocuk bağırıp çağırdığında istekleri yerine getirilmemelidir.
---- Çocuk bir konuda inatçı olduğunda çocuğun dikkati başka yöne çekilmeli, inat ettiği takdirde istediğini elde edemeyeceği çocuğa açıklanmalıdır

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu