Oruç, Zekat, Hac, Fidye, Sadaka, Kurban

ORUÇ
İkinci fecirden başlayarak güneşin batmasına kadar yemekten, içmekten, karı-koca münasebetinden uzak kalmak" demektir.
Oruç; İslâm'ın beş şartından biridir. "Ey iman edenler sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, günahlardan korunasınız diye size de farz kılındı" (Bakara suresi, ayet: 183) ayeti orucun farz olduğunun delîlidir.
Oruçla ilgili olarak, Peygamberimiz (s.a.v.) "Ramazan geldiğinde Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da bağlanır" buyurmaktadır.
Oruç Medine'de hicretin ikinci yılı farz kılınmıştır. Bir çok maddi ve manevi faydaları vardır.
Oruç, diğer ibadetler gibi; müslüman, akıllı ve ergenlik çağına gelmiş olanlara farzdır. Müslüman olmayanlar, akıl hastaları ve ergenlik çağına gelmemiş çocuklara farz değildir. Yolcu ve hasta olanlara da oruç farzdır. Yolcu ve hastalar tutabildikleri gibi, sonraya bırakıp kaza da edebilirler. Emzikli kadınlar sıhhatlerine veya çocuklarına zarar geleceğinden korkarlarsa, daha sonra tutabilirler. Lohusa ve adet gören kadınlar bu halleri süresince oruç tutamazlar, sonra kaza ederler. 

Oruç çeşitleri:
1- Farz oruç: Ramazan orucunun vaktinde tutulması, yine vaktinde tutulamayan bu orucun kazası, özürsüz bozulduğunda keffareti farzdır.
 2- Vacib Oruç: Adak orucu, bozulan nafile orucun kazası da vacibtir. "Şu işim şöyle olursa şu kadar oruç tutacağım" demek bir adaktır. İşi, söylediği gibi olduğu zaman orucu tutması vacibtir.
 3- Sünnet oruç: Muharrem ayının dokuzuncu, onuncu veya onuncu, onbirinci günleri oruç tutmak sünnettir.
 4- Mendub oruç: Zilhicce'nin dokuzuncu günü, ile pazartesi ve perşembe günleri, her ayın onüç, ondört, onbeşinci günleri ve Ramazandan sonra gelen Şevval ayında altı gün oruç tutmak mendubdur. Ramazan dışında bir gün yeyip, bir gün tutulması da mendubdur.
 5- Mekruh oruç: Muharremin yalnız dokuzuncu yahut onuncu (nevruz) günü oruç tutmak, cuma ve cumartesi gibi yalnız bir günü tayin edip o günde tutmak mekruhtur. Kocasının izni olmadan, hanımın nafile oruç tutması da mekruhtur.
 6- Haram oruç: Ramazan bayramının birinci, Kurban bayramının dört gününde oruç tutmak haramdır.
 
 
Orucu bozan şeyler
 Uyku halinde bir şey yemek, içmek. Unutarak yiyen birisine hatırlatıldığı halde yemeye devam etmesi. Hata sonucu yemek, içmek (abdest suyunun boğaza kaçması gibi). Kanla karışık tükrüğü yutmak (tükrüğün yarısı veya daha fazlası kan olursa). Göz yaşı ve yüz teri fazla miktarda olup tuzluluğunu hissedilecek kadar yutmak. Dişler arasında kalan yiyecek fazla miktarda ise, dışarıdan alınan susam tanesi veya buğday tanesi kadar olursa bu yutulduğu zaman. İsteyerek getirilen kusmuk ağız dolusu olduğu zaman. Kulağa ve buruna damlatılan ilaç ve yağ orucu bozar.
 
 
Orucu bozmayan şeyler
 Unutarak yemek, içmek. Uyurken ihtilam olmak. Ağıza gelen balgamı yutmak. İstemeyerek kusmak. Bıyık yağlamak, sürme çekmek. Dişler arasında sahurdan kalan nohut tanesinden küçük bir şeyi yutmak. Boğaza toz ve sinek kaçması. Kan aldırmak. Ağıza alınan ilacın tadının boğaza kadar varması. Denizde veya başka bir suda kulağa su kaçması orucu bozmaz.
 
 
Kazayı gerektiren haller
 Kaza: Tutulmayan orucun sayısınca daha sonra tutmaya denir. Ramazanda kaza orucu tutulamaz.
 Şu haller kazayı gerektirir.
 Sade un, çiğ pirinç, içinde yağ ve şeker olmayan hamur yemek. Ham cevizi, kiraz ve zeytin vb. çekirdeğini yutmak. Kağıt, pamuk, toprak gibi yenilmesi alışkanlık haline gelmemiş bir şeyi yemek. Ağıza giren yağmur, kar tanelerini istemeyerek yutmak. Kendi isteğiyle kusmak. Unutarak yedikten sonra bozuldu zannıyla devam etmek. Burun, kulak ve boğaza bir şey akıtmak. Birisinin zorlaması ve baskı ile oruç bozmak. Sahurdan dişler arasında kalan nohut tanesi büyüklüğünde bir şeyi yemek. Güneş battı sanarak orucu bozmak. Sabah olduğu halde şüpheye düşerek sahur yemeği yemek orucun kaza edilmesini gerektirir.
 
 
Keffareti gerektiren haller
 Keffaret; başlanmış Ramazan orucunu keffareti icab ettirecek bir şekilde bozan kimsenin, Ramazan dışında peşpeşe hiç ara vermeden iki ay oruç tutmasıdır. Keffaret yalnız Ramazan orucunun bozulması neticesinde gereklidir, diğer oruçların bozulmasında gerekmez. Keffaret orucunun hepsinin peşpeşe olması şarttır. Herhangi bir sebeple bir gün bile ara verse baştan başlaması gerekir. Önceki tutulan oruçlar nafile oruç olur, keffâret orucu olmaz. Keffaret orucunu tutamayacak durumda olanlar altmış fakiri sabahlı, akşamlı doyururlar, yahut doyuracak parayı verirler. Aynı Ramazan ayı içerisinde bir kaç defa keffaret tutulması icab edecek oruç bozulursa bir keffaret yeterlidir. Altmış gün keffâretin üzerine, bozulan oruç veya oruçlar ilâve edilir.
 
 
Keffareti (altmış bir gün tutmayı) gerektiren haller
 Bile bile yiyip içmek. Bilerek cinsi yakınlıkta bulunmak. Alışkanlık haline gelmiş kil, toprak vs. şeyleri yemek. Çiğ et, pastırma vb. yemek. Sigara içmek, enfiye çekmek. Dışarıdan susam veya buğday tanesi gibi şeyleri bilerek yemek. Kan aldırmak, dişlerini fırçalamak ve sürme çekmek gibi orucu bozmayan şeyleri yaptıktan sonra, bunların orucu bozmadığını bildiği halde, orucu bozan şeylerden birini yapmak. Az miktarda tuz yemek.
 
 
Oruçluya mekruh olan haller
 Bir şeyin tadına veya yemeğin tuzuna bakmak. Gereksiz bir şey çiğnemek. Önce çiğnenmiş beyaz, çiğnendikçe eksilmeyen sakızı çiğnemek. Tükrüğü ağzında biriktirip yutmak. Abdest alırken ağıza, buruna suyu fazla çekmek. Oruçlu kimsenin cünüp olarak sabahlaması. Zayıf düşürecek zor iş yapmak veya fazla kan aldırmak.
 
 
Oruç bozmayı mübah kılan haller
 Hastalık: Hasta kimse oruç tuttuğunda hastalığının uzayacağı veya artacağından korkarsa oruç tutmayabilir, başlamış olduğu orucu bozabilir. Tutmadığı oruçları sonra "kaza" eder.
 Yolculuk: Doksan kilometrelik bir yolculuğa çıkan kimse oruca niyet etmeyebilir. Gücü yeten kimsenin yolculuk halinde oruç tutması daha iyidir.
 Mecburiyet: Tehdit altında kalanlar oruç tutmayabilirler veya başlamış oldukları orucu açabilirler.
 Gebe veya emzikli olmak: Kendi veya çocuğuna bir zarar geleceğinden korkan bir kadın oruç tutmayabilir. Tutamadığı oruçları güne gün kaza eder.
 Açlığa ve susuzluğa dayanamamak: Açlık ve susuzluk sebebiyle aklının bozulmasından korkan kişi oruç tutmayabilir.
 Düşmanla savaş: Düşmana karşı kuvvetli olmak için mücahid oruç tutmayabilir.
 Düşkünlük ve ihtiyarlık: Yaşlanmış, oruca dayanacak güçleri kalmamış ihtiyarlar oruç tutmayabilirler. Tutamadıkları oruçlar için fidye verirler.
 Ziyafete çağrılmak: Ancak nafile oruçlar ziyafet için bozulabilir. Farz ve vacib oruçlar ziyafet sebebiyle bozulamaz.
 Orucun fidyesi
 Kurtuluşu mümkün görülmeyen bir hastalığa tutulmuş, aşırı derecede zayıf veya yaşlılığı sebebiyle oruç tutamayan kimseler farz ve vacib oruçlarından her bir günü için bir fidye verirler. Bir fidye bir fıtır sadakasıdır. Fidyelerin hepsi bir fakire verilebileceği gibi ayrı ayrı fakirlere de verilebilir. İstenirse fidye yerine oruç tutulamayan gün sayısınca bir fakir sabah, akşam doyurulur. Buna da gücü yetmeyenler Allah'dan afv ve mağfiret diler.
 Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de; ".. İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere fidye gerekir. Fidye, bir fakir doyumu miktardır..." (Bakara suresi, ayet: 184) buyurmaktadır.
 
 
ZEKAT
 "Temizlik, bereket, artmak" anlamları taşıyan zekât; "bir malın belirli bir miktarını, bir yıl (kâmerî =ay hesabı ile) sonra Kur'an'da belirtilen yerlere Allah rızası için tamamen vermek" demektir.
 Hicretin ikinci yılında oruçtan evvel farz kılınmıştır. Kur'an-ı Kerim'de değişik isimler altında otuzyedi yerde geçmektedir. "Namazı kılın, zekatı hakkıyla verin, rüku edenlerle beraber rüku edin" (Bakara suresi, ayet: 43) ayetiyle farz kılınmıştır.
 
 
Zekâtın verileceği yerler;
 "Sadakalar (zekâtlar) Allah'dan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, (zekat toplayan) memurlara, gönülleri İslâm'a ısındırılacak olanlara, (esirlik ve kölelikden kurtulmak isteyen esir ve) kölelere, (borcuna karşılık malı olmayan) borçlulara, Allah yolunda çalışıp Cihad edenlere (harçlıksız kalmış) yolcuya mahsusdur. Allah alîm ve hakîmdir" (Tevbe Suresi âyet 60) ayetiyle bildirilmiştir.
 Zekat malı bir ibadettir. Nisab miktarı mala sahip olan zengin müslümanlara farzdır.
 Zekat hakkında Kur'an-ı Kerim'de bir çok ayetler olduğu gibi zekatın önemini belirten Peygamberimizin de muhtelif hadisleri vardır. Allahu Teala; "Ey Habibim! Servet sahiplerinin mallarından zekat al, bu onların mallarını temizler ve vicdanlarını arıtır" (Tevbe suresi, ayet: 103) buyurulmuştur. Bir hadisde ise Peygamberimiz (s.a.v.) "Mallarınızı zekat ile koruyunuz, hastalıklarınızı sadaka ile iyileştiriniz, bela dalgalarını dua ve niyaz ile karşılayınız" buyurmuştur.
 Kur'an'da takva sahiplerinin özellikleri arasında zekat vermek de sayılmaktadır. Kişinin cimrilik ve cömertliğinin en belirgin özelliği zekat ve sadakadır.
 
 
Zekatın Faydaları
 Zekattan toplanacak gelirler, ülkedeki fakir ve düşkün kimselerin ihtiyaçlarını tamamen karşılayabilir. Fakirler zenginleşip bir iş sahibi olurlar. Sonra toplumun ihtiyacı olan sahalara harcamalarda bulunarak toplumun ihtiyacı olan ilmî, fikrî vs. her konuda eksiklikler giderilip dünya çapında başarılar elde edilir.
 Zekat, insanı maddeye tapmaktan ve paranın esiri olmaktan kurtarır, ihtiras zincirini kırar, kalbin katılaşmasını önler, insanı müşfik yapar. Zekat, insanı fazla mal biriktirip onun esiri olmakdan kurtararak artan kısmını toplum hizmetine sunma üstünlüğüne eriştirir, ruh ile beden arasında bir denge kurar. Zekat, Allah'a karşı malın bir şükrü olup, malı ve mal sahibini manevi kirlerden temizler, mal sahibini hürriyete kavuşturur, rahat bir hayat geçirmesini sağlar, zenginin şahsiyetini geliştirir, yatırıma teşvik eder, onun cemiyetteki itibarını yükseltir. Zekat, mala bereket kazandırarak çoğalmasını temin eder, malın stok edilmesini önler. Zekat, kalpteki dünya sevgisine karşı etkili bir ilaçtır. Müslümanı mal fitnesinden koruyarak cemiyetteki dengesizlikleri kökünden kazır. Zekat, müslümanı mâlî disipline sokar ve sorumsuz yaşamasını önler. Zekat, insana ekonomik yönden güçlü olmanın önemini tanıtır. Alıcısını ihtiyaç esiri olmaktan kurtarır. Fakirleri çalışmaya teşvik eder. İddia edildiği gibi fakirleri her zaman bedavadan geçindirmek maksadını taşımaz, bilakis her sene zekat alan fakirleri çalışmaya, başkasına el açma zilletinden kurtulmaya teşvik eder. Zekat, fakirlerin, mal ve servet sahiplerine karşı körüklenen kıskançlık duygularını yok eder. Fakirin cemiyetteki itibarını yükseltir, kendisinin felaketli anlarda terk edilmiş kalmayacağını, kolundan tutacak kişilerin bulunacağını bilerek ona yüksek bir kişilik kazandırır, topluma daha da yaklaşır, kendi toplumunu daima sever, mülkiyette bir kuvvet dengesi meydana getirir. Zekat, sosyal güvenlik ve sosyal sigortadır. Toplumun ruhi ve manevi değerlerini takviye eder. Zekat, sınıf kavgalarını yok eder. Toplumdaki fertlerin birbirine karşılıklı sevgi, saygı ile bağlanmasını sağlar. Zekat, yatırıma zemin hazırlayıp, kalkınmanın çok önemli bir unsurudur.
 Fertler arasındaki sevgi ve saygı bağlarını kuvvetlendiren zekât toplumun birliğini sağlar. Bunların tabi sonucu olarak kişilerin kalplerinde yakınlık olur ve toplum huzuru gerçekleşir. Zenginle fakir arasındaki kin ve nefret uçurumunu ortadan kaldırarak yerini sevgi ve dostluğa bırakır. Malının zekatını veren kimse başkalarının malına göz dikip haram yoldan mal kazanmaya yönelmez. Zekatın tam verildiği toplumlarda açlık, dilencilik gibi sosyal ızdıraplar azalır, çoğunlukla açlık ve yoksulluğun sebep olduğu hırsızlık olayları en aza indirilmiş olur. Zekatı alan da Allah için aldığından, veren de Allah için verdiğinden toplumda dine ve maneviyata karşı sevgi artar. Zekatın layık olan kişilere verilmesiyle fakir kimselerin iş sahibi olması, ilmin yayılması sağlanmış olur. Borçlular borcundan kurtulur, yolda kalmışların ihtiyaçları giderilir. Toplum içinde paranın tedavülü (kişiler arasında el değiştirmesi) gerçekleşir, yatırımlar ve iş sahalarının açılması sağlanmış ve böylece piyasadaki durgunluk da önlenmiş olur.
 
 
Zekat çeşitleri
 Öşür (arazilerin zekatıdır), sığır, koyun ve develerin vd. zekatı, ticaret mallarının zekâtı, paraların zekatı, madenlerin zekatı, fıtır sadakası (nefislerin zekatıdır, vacibtir).
 Farz olmasının şartları
 1- Zekat verecek kimsenin müslüman, akıllı, ergenlik çağına gelmiş ve hür olması lazımdır.
 2- Temel ihtiyaç ve borcundan başka nisab miktarı mala sahip olmalıdır.
 3- Eldeki mal hükmen ve hakikaten artıcı olmalıdır.
 4- Zekatı verilecek mal üzerinden bir kameri yıl (354 gün) geçmelidir.
 5- Zekatı verilecek malın kişinin tam mülkiyetinde olması gereklidir.
 
 
Sıhhatinin şartı:
 
Niyet
 Zekat verilirken, kalben niyet edilmelidir. Dil ile söylemek şart değildir. Bir mal, fakire niyetsiz olarak verildiği takdirde henüz mal fakirin elinde ise zekata niyet edilmesi caizdir. Fakat elinden çıkmış ise niyet edilmesi yeterli olmaz. Zekâtın niyet edilerek yeniden verilmesi gerekir.
 
Zekât verilmesi gereken mallar ve miktarı
 Nisab, koyun ve keçide kırk, sığır ve mandada otuz, devede ise beştir. Altın için nisab 81 gram, gümüş için ise nisab 561 gramdır. Altın ve gümüş için nisab sabit ise de hayvanlarla ilgili nisab ve verilecek zekat miktarı sayı arttıkça değişir.
 Bu ölçülerden az olan mallar için zekat vermek farz değildir. Her çeşit ticaret malları zekata tabidir. Sene başı ve sene sonu itibarı ile gümüş ve altının nisab miktarının değerine eşit olan ticaret malına zekat düşer, sahibi ticaret malının zekatını altın ve gümüş üzerinden istediğinden hesap edip verebilir. Ellerindeki paralar da ticaret mallarına eklenir. Tahvil ve senetler para gibidir. Arazilerin zekatı öşürdür.

 
Zekat kimlere verilir
 Zekatın verileceği yerler Tevbe Suresi'nin 60. ayetinde açık olarak gösterilmektedir.
 Bunlar:
 1- Fakirler: Dinen zengin olmayanlar yani nisab miktarı mala sahip olmayanlar, böyle kimselerin iş ve güçleri olsa da zekat alabilirler.
 2- Düşkünler: Günlük yiyeceği olmayanlar, aşırı fakirler.
 3- Amiller: Zekat toplamakla görevli memurlar, zamanımızda böyle bir memuriyet yoktur.
 4- Müellefe-i kulub: Kalbi İslâm'a ısındırılacak kimselerdir.
 5- Köleler: Kölelikten kurtulacak kimselere zekat verilir, köle satın alıp hürriyetine kavuşturulabilir.
 6- Borçlular: Borçlu veya borcu malından fazla kimselere zekat verilebilir.
 7- Allah yolunda savaşa katılmak isteyen: Silah temin etmek veya ihtiyaçlarını karşılamak için zekat verilebilir.
 8- Yolda kalmışlara: Memleketinde zengin bile olsa parası biten yolculara verilebilir. Zengin olup yolda kalan kimselerin zekat almayıp borç almaları daha iyidir.

 
Zekât verirken gözetilecek sıra
 Önce kardeşlere, kardeş çocuklarına, amcaya, halaya, dayıya, teyzeye, diğer akraba ve komşulara, sonra mahallesinde ve oturduğu memleketdeki fakirlere verilir. Aldığı zekât parasını günah yolunda harcayacak ve israf edecek kimseler yerine, gerçek ihtiyaçları için harcayan fakirlere vermek daha iyidir.

 
Zekât kimlere verilmez
 Ana, baba, nine, dede, oğula, oğlunun çocuklarına, kızına, kızının çocuklarına ve bundan doğan çocuklara, zenginlere, müslüman olmayanlara, karı-koca.
 Zekatı geciktirmek: Kendisine zekat farz olup senesi dolduktan sonra vaktinde zekatını ödemeyen bir müslüman, bir emri ihmal ettiği ve fakirlerin hakkını elinde tuttuğu için dini yönden günahkardır. İbn-i Mes'ud (r.a.) buyuruyor ki: "Zekatı terk eden kişi müslüman değildir." Yani böyle kimseler, İslâm hâkimiyetini kabul etmeyen gayr-i müslimler gibidir.

 
Zekat ve fıtra dışındaki sadakalar
 Böyle sadakalara "nafile sadakalar" denir. Nafileye, mendub, müstehab ismi de verilir.
 Dinimiz toplumun faydasına olan her şeyi sadaka olarak kabul etmiştir. Cami, köprü, çeşme yaptırmaktan, yoldaki bir taşı, bir dikeni kaldırmak, hoş sözle, güler yüzle insanların gönlünü almak ve akla gelen her türlü iyilik sadakadır. Toplumun çıkarlarına hizmet eden eserler yapmaya "sadaka-ı cariye" denir. Bunlar ayakta durduğu sürece sahiplerinin defterlerine hayır yazılacağını Peygamberimiz (s.a.v.) haber vermiştir.
 Kur'an'da sadakanın çoğulu olarak "sadakat" kelimesi geçmektedir ki, bu da zekat ve fıtra dahil bütün sadaka çeşitlerini içine almaktadır.
 
 
FITIR SADAKASI (FİTRE)
 Sadaka-i fıtır; "Ramazan bayramını geçirmemek üzere verilecek bir sadaka olup vacibdir". Vacib olmasının vakti de bayram günü sabahıdır. O günden evvel ölen veya Ramazan içinde zengin iken o gün fakir düşen kimseye sadaka-i fıtır vacib olmaz. Bayram gecesi güneş doğmazdan evvel doğan çocuğun fıtrasını vermek vacib olur.
 Mükellefin kendi nefsiyle, tam velayeti altında bulunan kimselerin fitresini vermesi gerekir. Bayram namazının vaktinden evvel borcundan ve asli ihtiyacından başka, ticaret malı olsun veya olmasın, nisab miktarı mala veya onun kıymetlerine sahib olan bir adama kendisi için, baliğ olmayan malsız çocuklar için, hizmetinde bulunanlar için sadaka-i fıtır vermek vacibdir. Zevcesinin ve akil baliğ olan çocuklarının fıtralarını vermesi vacib değildir. Yanında bulunan büyük çocuğu ile hanımının fıtralarını kendilerine sormadan verirse caiz olur. Anası ve babası için vermesi de vacib değildir, verirse câiz olur. Malı olan küçük çocuğun fıtrası çocuğun kendi malından verilir.
 Hür ve nisaba sahip olan her müslümana; bir özrü sebebiyle oruç tutamamış bile olsa, fıtra vacibdir.
 Sadaka-i fıtr, bayram sabahından evvel ve sonra her ne zaman verilirse sahîh ve eda olur. Sadaka-i fıtrın kazası yoktur. Ancak müstehab olan vakit, bayram namazına çıkılmadan ve hatta bayramdan bir iki gün evvel verilmesidir. Sadaka-i fıtr, zekat gibi değildir. Akil ve bâliğ olmayan çocuklarla, deli, bunak da sadaka-i fıtr ile mükelleftir. Velileri veya vâsîleri onların malından verir. Farz olan zekat, malın zekatıdır. Sadaka-i fıtır ise baş zekatıdır. Bunun içindir ki, sadaka-i fıtrda nisabın büyüyücü olması, yıllanması ve ticaret malı olması şart değildir. Bayram sabahı nisaba malik olana da vacibdir. Oturacağı evinden fazla evi olan bir kişiye, ev ticaret için olmasa da, fıtra vacib olur. Hatta oturduğu evde ihtiyacından fazla odalar olup da onların kıymeti (200) dirhem gümüş değerinde olsa, yine sadaka-i fıtr vacib olur.
 Sadaka-i fıtrın rüknü, onu ehline vermektir. Zekat kimlere verilirse sadaka-i fıtr da onlara verilir. Bir sadaka-i fıtr yalnız bir fakire verilir. Bir fıtra iki fakire ayrılmaz. Sadaka-i fıtr niyetle verilir. Fakire verirken sadaka-i fıtr olduğunu belirtmek lazım değildir.
 
 
Sadaka-i fıtrı kimler verir:
 Zengin (nisaba malik) olan hür müslüman, zengin olan çocuk, zengin olan deli veya bunak, oruç tutamayan düşkün ihtiyarlar (bunlar oruç için verecekleri fidyeden başka sadaka-i fıtır da vermeleri, üzerlerine vacibdir). Nisaba malik kimse tarafından verilmek üzere malı olmayan küçük çocuk ile hizmetinde bulunanlar.
 Hali vakti yerinde olan her müslüman, gerçek fakir olanlara, Ramazan-ı şerîfde fıtrasını vermeli, fakirleri sevindirmelidir. Bu şekilde hem borcunu ödemiş, hem de ahiretde sevap kazanmış, azabdan kurtulmuş olur. Çünkü sadaka-i fıtrı vermek, orucun kabulüne, dünya ve ahiret kurtuluşuna, sekerat-ı mevtden (ölüm sarhoşluğundan) ve kabir azabından kurtulmaya sebep olur.
 
 
HAC
 "Ziyaret etmek, kast etmek" anlamına gelen hac ihrama girip zamanında Arafat'ta vakfe (durmak) ve Kabe'yi ziyaret etmek"tir.
 
 
Haccın Farziyeti ve Hükümleri
 İslâm'ın şartlarının sonuncusudur. Farz olduğu kitap, sünnet, İslâm alimlerinin icmalarıyla (görüş birliği) sabittir. Kur'an-ı Kerim'de "Hacca gidip gelmeye gücü yetenlere Allah için Kabe'yi ziyaret etmek farzdır" (Ali İmran suresi, ayet: 97), buyurulur. Resulullah (s.a.v.) "Ey insanlar. Allahu Teâlâ size haccı farz kıldı, haccediniz" buyurmuştur.
 Hac gücü yetenlere farzdır. Peygamberimizin son yıllarında farz kılınmıştır.
 Hac hem mali hem bedeni bir ibadettir. Bir çok dini ve dünyevi faydaları vardır. İslâmın son gayesini temsil eder. Oruçla kötü arzulardan kurtulan, zekatla fedakarlık duyguları gelişen, namazla ruhen yükselen mü'min ancak bu halleri kazandıktan sonra Allah'a layık bir kul olabileceği için hac ile de kendisini Allah'a arz ve takdim eder. İçinde, şeytan taşlaması, Arafat'da toplanması, kurban kesmesi, kendine helal olan şeyleri haram kılmasıyla bir çok hikmetleri vardır.
 
 
Haccın Farzları
 1- İhram: Helal olan şeyleri kendine haram kılmaktır. Aynı zamanda hacıların giydiği dikişsiz elbiseye, büründükleri iki havluya "ihram" denilir.
 2- Arafat'da vakfe: Mekke yakınında bulunan Arafat dağında Zilhicce ayının dokuzuncu (arefe) günü zeval vaktinden Kurban bayramının birinci günü fecrin doğuşuna kadar olan zaman içinde bir süre durmaktır.
 3- Kabe'yi tavaf: Arafat'da vakfeden sonra bayramın birinci günü başlayıp ömrünün sonuna kadar bir süre içinde Kabe'yi ziyaret etmektir.
 
 
Hac Kimlere Farzdır:
 1- Müslüman olmak,
 2- Akıllı ve ergenlik çağına gelmiş olmak,
 3- Hür (serbest) olmak,
 4- Haccın farz olduğunu bilmek,
 5- Haccı yerine getirecek kadar vakit bulmak,
 6- Kendisinin yol ihtiyacını karşıladığı gibi hacca gidip gelinceye kadar ailesinin de nafakasını temin etmek.
 
 
Haccın edâsının şartları
 1- Vücudca sağlıklı olmak; kör, kötürüm, hac yolculuğuna dayanamayacak derecede hasta ve yaşlı olmamak.
 2- Hacca gitmesine engel bulunmamak (hapisde olmak gibi).
 3- Yol güvenliğinin bulunması.
 4- Kadının yanında kocası veya evlenmesi câiz olmayan bir mahreminin bulunması,
 5- Kocası ölmüş veya boşanmış bir kadının iddet süresinin bitmiş olması.
 
 
Haccın Vacipleri
 1- İhrama Mikat'da girmek,
 2- İhramlıya yasak olan şeyleri terk etmek
 3- Arafat'da güneş batıncaya kadar durmak,
 4- Bayram sabahı tan yerinin ağarmasından güneş doğuncaya kadarki süre içinde Müzdelife'de bir miktar durmak,
 5- Mina'da şeytan taşlamak,
 6- Temettu' ve Kıran Haccı yapanların kurban kesmesi,
 7- Dört şavtı farz olan ziyaret tavafını yediye tamamlamak,
 8- Ziyaret tavafını Kurban Bayramı günlerinde yapmak,
 9- Memleketine dönerken veda tavafı yapmak,
 10- Tavaf sırasında abdestli ve avret yerleri kapalı olmak,
 11- Tavafda Hacerü'l Esved yönünden başlamak, Kabeyi sola alarak tavaf etmek ve bunu yürüyerek yapmak,
 12- Her tavaftan sonra iki rekat namaz kılmak,
 13- Tavafı, hatimin dışından yapmak,
 14- Safa ile Merve arasında yedi defa sa'y etmek (gidip gelmek),
 15- Sa'y'e Safa'dan başlamak, özürü olmayanların Sa'y'ı yürüyerek yapmaları,
 16- Mina'da taşlar atıldıktan sonra Mekke'nin Harem'inde, Kurban Bayramının ilk üç gününde saçlarını tıraş etmek.
 
 
Haccın Çeşitleri
 A- Hüküm Yönüyle Hac Üç Kısımdır:
 1- Farz olan hac: Şartlarını taşıyanların ömründe bir defa Hac yapmaları farzdır.
 2- Vacip Olan Hac: Adanan veya başlanmışken bozulan nafile bir haccın yerine getirilmesi vacibdir.
 3- Nafile Olan Hac: Mükellef olmayanların, farz haccı yerine getirmiş kimselerin yaptıkları haclar nafiledir.
 B- Yapılış Yönüyle Hac Üçe Ayrılır:
 1- İfrad Haccı, 2- Temettu Haccı, 3- Kıran Haccı.
 Haccın Yapılışı
 Hac yapmak isteyen, helalinden kazandığı parayla borçlarını öder, kazaya kalmış ibadeti varsa tamamlamaya çalışır. Tevbe, istiğfar ve iki rekat namazdan sonra niyet edip, eş dost ve aile fertleriyle helallaşır.
 Mikat yerinde yıkanır, gerekli temizliğini yapar ve ihrama girer. İki rekat namaz kılar, "Ya Rabbi ben haccetmek istiyorum onu bana kolay kıl ve onu benden kabul et" diye dua eder. Sonra telbiyede bulunur, zaman zaman telbiyeye devam eder. Mekke'ye varacağı zaman yıkanır veya abdest alır. Dua yaparak kudum tavafını (varış tavafını) yapar. Sonra Safa ile Merve arasında yedi defa sa'y eder.
 Zilhicce ayının sekizinci günü sabah namazını Mekke'de kılıp Mina'ya çıkar. Arefe (zilhiccenin sekizinci günü) günü sabahleyin Arafat'a hareket eder. Güneş batıncaya kadar Arafat'da vakfeyi yerine getirmek için durur. Akşam namazını Müzdelife'de yatsıyla beraber kılar. Geceyi Müzdelife'de geçirir.
 Bayramın birinci günü Cemre-i Akabe'ye yedi taş atar. Dilerse kurbanını bu gün kesebilir. Telbiyeye de son verir. Tıraş olur, eşiyle yakınlıktan başka her şey helal olur. Kabe'ye gelerek ziyaret tavafını yapar. Bayramın ikinci, üçüncü ve dördüncü günleri olmak üzere üç gün Mina'da bulunur. Cemre-i ula, Cemre-i vusta, Cemre-i akabe sırasını gözeterek herbirine ayrı ayrı yedişer taş atar. Eğer memleketine dönecekse veda tavafını yapar, iki rekat namaz kılar, zemzem suyundan içer isterse Peygamberimizin kabrini ziyaret için Medine'ye gider.
 
 
İhramlıya Yasak Olan Haller
 1- Dikişli elbise giymek,
 2- Hanımıyla cinsi yakınlık, öpmek, okşamak,
 3- Güzel koku sürünmek,
 4- Av hayvanlarını avlamak veya avcıya göstermek,
 5- Yeşil ağaç ve otları kesmek veya koparmak
 6- Tıraş olmak, saçları kısaltmak.
 
 
UMRE
 Belirli bir zamana bağlı kalmadan usulüne göre ihrama girdikten sonra tavaf etmek, sa'y yapmak ve tıraş olmakdır.
 Umre; sünnet olup, belirli bir zamanı yoktur. Arefe ve onu izleyen Kurban Bayramı günleri (senede beş gün) hariç, her zaman umre yapılabilir.
 Umrenin yapılışı
 Umre için, "Mikat" sınırları dışında gerekli temizliği yaptıktan sonra, umreye niyet edip telbiye (Lebbeyk Allahümme Lebbeyk.." getirerek ihrama girer. Mekke'ye varınca, usûlünce Kâbe'nin etrafında umre tavafını yapar. Tavaf bitince iki rekat "Tavaf Namazı" kılar. Sonra Safâ ile Merve arasında Umre'nin sa'yını yapar. Sa'yı bitirince tıraş olur ve ihramdan çıkar.
 
 
KURBAN
 Allah rızası için Kurban Bayramı günlerinde, kurban olabilen hayvanları kesmektir.
 Sadaka-ı fıtr vacip olan kimselere kurban kesmek de vacibtir. Kurbandan maksat kan akıtmaktır. Sağ olarak fakirlere bağışlanan hayvanlar kurban edilmiş olmazlar.
 Kur'an-ı Kerim'de "Rabbin için namaz kıl ve kurban kes" (Kevser suresi, ayet: 2) emredilirken, Peygamberimiz (s.a.v.) "hali vakti yerinde olup da kurban kesmeyen namazgahımıza yaklaşmasın" buyurmuştur.
 
 
Kurbanı Kimler Keser
 1- Müslüman olmak, Müslüman olmayanlara vacip değildir.
 2- Hür olmak; köleler ve cariyeler kurban kesmekle yükümlü değildirler.
 3- Yolcu olmamak: İslâm'da yolcu olarak kabul edilenler de kurban kesmeyebilirler.
 4- Zengin olmak: Asıl ihtiyaçlarından fazla nisab miktarı mala sahip olması gerekir.
 5- Akıllı ve ergenlik çağına girmiş olmak, çocuklar ve akıl hastalarına kurban kesmek vacip değildir.
 
 
Kurban Edilen Hayvanlar
 1- Koyun ve keçi bir yaşını bitirmiş olmalıdır. Bir yaşındaki hayvan gibi gösterişli olan yedi sekiz aylık kuzu kurban olabilir.
 2- Sığır ve manda, iki yaşını bitirmiş olmalıdır.
 3- Deve, beş yaşını bitirmiş olmalıdır.
 Koyun ve keçi birer kişi için, sığır, manda ve deve de yedi kişiye kadar kurban olabilir.
 
 
Kurbanın Kesilişi
 Kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günleri kesilir. Kesim işi, bayram namazı kılınan yerlerde bayram namazından sonra, kılınmayan yerlerde ise fecirden sonra başlar.
 Gücü yetiyorsa sahibinin kesmesi daha iyidir. Eğer kesemiyorsa, kesen kimsenin yanında bulunması elini kasabın eli üzerine koyarak ikisininde besmele okuması gerekir.
 Kurban kesileceği yere nazikçe götürülmeli kesim işinde keskin bıçak kullanılmalı, hayvana eziyet edilmemelidir.
 Kesilecek hayvan kıbleye karşı yatırılır. Ayakları bağlanır. Hazırlanmış keskin bıçak "Bismillahi Allahu Ekber" denilerek hayvanın boğazına sürülür.
 Hayvanın derisi, canı tamamen çıktıktan sonra yüzülmelidir. Kurban kestikten sonra iki rekat şükür namazı kılınması iyi olur.
 
 
Kurban Etinin ve Derisinin Hükmü
 Adak kurbanı dışındaki her çeşit kurbandan sahibi faydalanabilir. Kurban etinin efdal olan kullanma şekli üç parçaya bölünmesidir. Bir parçası fakirlere ve yoksullara dağıtılır. Bir bölümü akraba ve hısımlara hediye edilir, son bölümü ise aile fertlerinin ihtiyacı için ayrılır. Ailesi kalabalık olan orta halli kimseler kurban etinin tamamını evinde yiyebilir.
 Kurbanın derisi hayır kurumlarına veya fakirlere verilir, yahutta evde kullanılabilir, satıp parasını almak mekruh olduğu gibi kurban kesilmeden önce tüyünden gücünden ve sütünden faydalanmak da mekruhtur. Kesildikten sonra yünleri kırpılıp kullanılabilir.
 
 
Kurban Çeşitleri
 Yılda bir vacip olarak kestiğimiz kurbandan başka iki çeşit kurban vardır.
 1- Adak Kurbanı: "Şu işim şöyle olursa bir kurban keseceğim" diyen bir kimsenin işi, söylediği gibi olursa kurban kesmesi vacib olur. Bu çeşit kurban fakirin hakkıdır. Sahibi, bakmakla yükümlü olduğu yakınları yiyemez. Yiyecek olurlarsa, bedeli olan paranın fakirlere verilmesi gerekir.
 2- Nafile Kurban: Adak ve yıllık kesilen kurbanın dışında Allah rızası için kesilen kurbandır. Sahibi ve yakınları yiyebilir.
 
 
Eti Yenen ve Yenmeyen Hayvanlar
 Başta domuz olmak üzere yaratılışında iğrençlik ve aşağılık bulunan fare, akrep, kene, kaplumbağa; tırnaklarıyla kapıp avlayan çaylak, kartal, şahin, karga; azı dişleriyle kapıp avlayan aslan, kaplan, pars, kurt vs. gibi hayvanların etleri yenmez. Eti helal olup da pislik yiyen hayvanların etlerinin yenebilmesi için tavukların üç gün, koyunların dört gün, sığırların ve develerin on gün hapsedilmesi gerekir. Suda yaşayan her çeşit balık eti yenilir. Yengeç, istakoz, midye gibi hayvanlar yenmez.
 
 
YEMİN VE KEFFARETİ
 Yemin; "bir işi yapmak veya yapmamak hususunda iddiaya kuvvet vermek için Allah adına kasem"den ibarettir. Türkçe karşılığı "and"dır.
 Yeminin hükmü örfde kullanılan sözlere göredir. Yoksa onu söyleyenin niyetine göre değildir.
 
 
Yemin çeşitleri:
 1- Yemin-i Lağv: Yanlışlıkla veya doğru olduğu zannıyla yalan yere yapılan yemindir. Bir kimsenin borcunu ödememiş olduğu halde ödediğini sanarak "vallahi borcunu ödedim" diye yemin etmesi böyledir. Bu çeşit yeminlere keffaret gerekmez, affolunacağı umulur.
 2- Yemin-i Gamus: Yalan yere bile bile yapılan yemindir. Borcunu ödemediğini bildiği halde "Vallahi borcumu ödedim" diyen kimsenin yeminidir. Bu büyük günahtır. Keffaret yeterli olmaz. Bağışlanması için tevbe istiğfar, kul hakkı geçmişse helalleşmek gerekir.
 3- Yemini Münakide: Gelecekte olması mümkün olan bir şeye yapılan yemindir "Vallahi borcumu yarın vereceğim" diyen kimsenin yeminidir. Yemine uyulursa bir şey gerekmez, uyulmazsa keffaret gerekir.
 
 
Yeminin Keffareti
 1- Müslüman olsun olmasın bir köleyi serbest bırakmak,
 2- On fakiri sabahlı akşamlı doyurmak veya on fakiri giydirmek, eğer bunlara gücü yetmiyorsa
 3- Peş-peşe üç gün oruç tutmak

Yorum Yaz
-->